Yapay zeka insanlığı nasıl etkileyecek?


Dünya Eğitimde Yenilik Zirvesi (WISE), ilk olarak 2009’da Sheikha Moza bint Nasser himayesinde, başkanı olduğu Qatar Foundation tarafından hayata geçirildi.

Meia Chita Tegmark / The Future of Life Institute Kurucu Ortağı

Eğitimde yaratıcı, kanıta dayalı düşünme, münazara ve belli bir amaca hizmet eden aktiviteler için oluşturulmuş uluslararası, çoklu sektörlü bir platform olan WISE, 2019 yılında da 19-21 Kasım tarihleri arasında Doha’da “Öğren-ME, Yeniden Öğrenme: İnsan olmanın anlamı” temasıyla düzenlendi. WISE’ın katılımcısı olan birçok start up arasında en çok dikkat çekenlerden biri The Future of Life Institute oldu. Girişimin kurucu ortağı Meia Chita Tegmark, hedeflerini ve neler yapmak istediklerini Start Up Arena Bölümü’ne şöyle anlattı:

“The Future of Life Institute kâr amacı gütmeyen, teknoloji kullanımının yararlarına odaklanan bir organizasyon. Biz teknolojinin daha önce hiç olmadığı kadar hayatı kolaylaştırıp geliştirme ya da hayatı yok etme potansiyeli olduğuna inanıyor, bu gücü iyi amaçlı kullanmak gerektiğini düşünüyoruz. 2014 yılında eşim Max Tegmark ile teknolojinin sürekli artan gücünün yanlış kullanımıyla ilgili endişelerimiz hakkında bir şeyler yapmamız gerektiğine karar verdik ve işe koyulduk. Arkadaşlarımız Anthony Aguirre, Jaan Tallinn ve Viktoriya Krakovna’yı da bu yolculukta bize katılmaları için ikna ettik. Boston gibi muhteşem bir entelektüel çevrede olduğumuz için şanslıydık ve kısa sürede danışman kadromuza birçok arkadaşımız daha katıldı. İlk toplantımızı da evimizin oturma odasında bir grup idealist öğrenci ve akademisyenle gerçekleştirdik. Bu toplantıda teknolojiyle birlikte geleceğimizin nasıl olmasını istediğimizi ve bunun için ne tür adımlar atmamız gerektiğini konuştuk.

ELON MUSK’IN KATKISI
Yapay zeka güvenliği konulu ilk konferansı organize ettik. Bir web sitesi oluşturup ilk kez Elon Musk ile bağlantı kurduk. Onun sayesinde yapay zeka güvenliğine yönelik araştırmalar için bir hibe programı oluşturduk. O zamandan bugüne yapay zekanın varoluşsal riskleri, nükleer silahların yasaklanması, yapay zeka silahlanması, yapay zeka güvenliği, yapay zekanın sosyal etkileri ve etik gibi konulara odaklanılmasını sağlıyor, özellikle daha geniş bir şekilde bilim ve teknoloji topluluklarında insanları harekete geçiriyoruz.

Benim iki ayrı şapkam var. Tufts Üniversitesi’nde insanların robotlarla ve yapay zekayla güçlendirilmiş diğer yapay unsurlarla nasıl etkileşimde bulunduğunu araştırıyorum. Aynı zamanda da bir psikoloğum. Dolayısıyla daha çok bu etkileşimin insan boyutuyla ilgiliyim. Bu teknolojinin insanları, ilişkilerini nasıl etkilediğini anlamaya çalışıyorum. Bu teknoloji ilişkilerin yerini almak yerine ilişkileri güçlendirir mi diye bakıyorum. Robotları sağlık yönetiminde kullanmakla ilgileniyorum. Robotların duygusal zekayı nasıl sergileyeceğini ve bizim robotların duygularını nasıl algılayabileceğimizi araştırıyorum.

EN BÜYÜK RİSKLER
Bugün en çok sorulan soru insanlık için en büyük riskin ne olduğu? Bence teknoloji insanlara eşi görülmemiş bir güç veriyor. Çok küçük bir grup insan çok sayıda insana yardım edebilir ya da zarar verebilir. Bu insanlık tarihi için yeni bir gelişme. Biz her zaman diğerlerini etkileme konusunda bilgi birikimimiz ya da yeteneklerimizle sınırlandırılmış durumdaydık. Şimdi teknoloji bize daha önce hayalini bile kuramayacağımız bir bilginin yanında milyarlarca insana ulaşma imkanı sunuyor. Dolayısıyla insanların bu gücü nasıl kullanacağı konusu en kritik unsur. Diğerlerinin ihtiyaçlarını anlayıp karşılamaya çalışacağımız bir dünya mı yoksa baskıcı distopik bir toplum mu yaratmak istiyoruz. Yaşamı kurtarmak ve hastalıkları iyileştirmek için mi teknolojiyi istiyoruz yoksa istediğimiz herkesi öldürmeyi kolaylaştıracak ölümcül otonom silahlar yaratmak için mi? Başarılı olmak için iyi teknolojiler geliştirmenin yanı sıra psikolojik olarak iyi bireyler ve gruplar geliştirmemiz gerekiyor. Bilişsel önyargılarımızı, etik eksiklikleri ve diğer sınırlamaları aşmak için elimizden gelenin en iyisini yapmalıyız. Bu teknolojik olduğu kadar psikolojik olarak da önemli bir zorluk.”

“DÜNYADA İLK BLOCKCHAIN’Lİ YÜZ TANIMAYI GELİŞTİRDİK”
Sadi Vural/Ayonix Kurucusu

Yıl 2000, Kyoto. Üniversite laboratuvarında birkaç gecedir sabahlamıştım. Yan masada birkaç Japon da bilgisayar başında benim gibi sabahlamış. Bir şeyle hararetli şekilde uğraştıklarını görünce dikkatimi çekti. Gidip bakınca da USB kamerada kişinin göz bebeklerinden bilgisayar ekranında nereye baktığını inceliyorlardı. Niçin yaptıklarını sorunca, “Felçli hastalar için yapıyoruz” dediler. O an aklıma bir fikir geldi ve sonra bu zamana kadar ulaşan 20 yıllık teknoloji seyahatim başlamış oldu. Göz bebekleri yüz içinde çok ufak bir nokta. Yüzün tamamı bulunursa daha çok uygulama alanı artar diye düşünerek yüz bulma algoritmalarında bir araştırma yaptım. Araştırmam ilerledikçe, sorularım artmaya başladı. “Yüzü bulunca aynı anda yüzlerce insanı tespit edebilir miyim” diye düşünmeye başladım ve buradan çoklu yüz bulma algoritmasını geliştirdim. 3D algoritmayla yüzleri eş zamanda düzeltmeye başladım. Bunları hızlı bilgisayarlarda yaparken aslında yer problemi olduğunu fark ettim ve minik gömülü cihazlarda yapılabilirliğini araştırmaya başladım. Farklı platformları gelişen teknolojiler derken bugüne dek geldim.

HOBİ İŞE DÖNÜŞTÜ
2007 yılına kadar süren 7 yıllık dilimde, araştırma geliştirmeyi hobi seviyesinde yapıyordum. 2007’de madem bu teknolojiyi geliştirdim, büyük kitleler de yaptıklarımı bilsin diyerek Ayonix’i kurdum. Facebook nasıl SNS ile tüm dünyayı bağlamışsa benim amacım da çok daha büyüğünü, yüz tanımayla gerçekleştirmek. Şu an geldiğim aşamada artık yüz tanıma performansına, hızına değil akıllı sistemlerle olan iletişimine, gömülü cihazlarda çalışmasına odaklanmış ve bunu başarmış durumdayım. Mesela bu teknolojiyi drone’larda çalıştırmak, mini (vücuda takılabilen) kameraların içinde kullanmak gibi daha çok match-on-device dediğimiz “edge device”larda yüz tanımayı uyguluyoruz ve her bir cihazı birbiriyle konuşturarak senkronize bir halde çalıştırıyoruz. Sistem artık koşullara göre kendini adapte ediyor. Ortamda çok fazla insan var ve mevcut kapasite o anki taramaya yetmiyorsa sistem kendi ayarlarını değiştiriyor, kayıttan insan yüzlerini kaçırma ihtimali doğduğu anda diğer sisteme bildirerek tüm ortama hakim olmaya çalışıyor. Ayrıca dünyada ilk ve tek blockchain’li yüz tanımayı biz gerçekleştirdik. BitFace dediğimiz ise bu platform ve CPU bağımsız yüz template’ı. Android, iOS, Windows, Linux ve gömülü cihazlarda çalışıyor ve birbirine uyumlu. Dünyada bu konuda gerçek AI yapan ve uygulayan 3 şirketten biriyiz.

EN BÜYÜK MÜŞTERİ
Özel sektör ve kamu olarak ayrı ayrı birçok müşterimiz bulunuyor. En büyük müşterimiz Japonya’nın dünya devi şirketi, Itochu Corporation. 44 milyar dolar cirosu olan şirketin Tokyo ofisleri, tamamen bizim yüz tanımayla akıllandırılmış durumda. Binalarına giren, çıkan her çalışanın yüz tanımayla hızlı verifikasyon yapılması sonucunda, sabahları öğlenleri akşamları kapılardaki yığılmaları azalttılar. Bundan başka Birleşmiş Milletler Pakistan-Afganistan sınır korumada, Arjantin istihbarat teşkilatında, Sri Lanka Uluslararası Havalimanı’nda, Narita Tokyo Havalimanı’nda ve birçok noktada kullanılıyor. Geçtiğimiz yıl Rio Olimpiyatları’nda sporcuların tanınmasında kullanıldı. Aynı şekilde bu yıl Tokyo Olimpiyatları’nda da kullanılacak. Yine geçtiğimiz aylarda Arjantin’de gerçekleşen G20 Zirvesi’nde de sistemimiz kullanıldı.

HASTALIKLAR TESPİT EDİLECEK
Gelecek yıllar için yüzden fazla veriyi tespit ve analiz edip herkesin günlük hayatta kullanabileceği bir hale getirmek hedefimiz. Bunun en bariz hali ise hastalık tespiti. Yüksek detayda algoritmayla yüz tanıma teknolojisi kullanarak, kişilerin fiziksel bir hastalığı (kanser, kronik rahatsızlık, Alzheimer gibi), psikolojik bir sorunu var mı gibi konuları tarayacak versiyon üzerindeki çalışmalarımız tamamlanmak üzere. Şu an dünya patentine de başvuru yapmış olduğumuz bu ileri yüz tanıma teknolojimizin, yakın bir gelecekte insanların cep telefonlarında kullanıma hazır olmasını hedefliyoruz.

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.