Maana’da satış aşamasındayız

Babür Özden, girişimcilik dünyasının en önemli isimlerinden biri. Superonline’ın kurucusu olan ve Türkiye’yi internetle tanıştıran kişi olarak anılan Özden, uzun yıllardır faaliyetlerine Silikon Vadisi’nde devam ediyor. Son 9 yılını da kurucusu olduğu Maana’ya odaklanarak geçiriyor. Şimdi bu girişiminde de satış noktasında olduğunu belirten Özden, girişimciliğe devam etmek istiyor. Aklında da yazılımdan tarıma pek çok alan var.

ELÇİN CİRİK
[email protected]

Babür Özden, girişimcilik dünyasının çok yakından tanıdığı bir isim. Superonline ve Ixir’in kurucuları arasında yer alan girişimci, bugün faaliyetlerini ağırlıklı Silikon Vadisi’nde sürdürüyor. 2012 yılından bu yana Microsoft’un 2 üst düzey yöneticisiyle yarattığı Maana’yı yönetiyor.

“Tüm zamanımı, varımı yoğumu kendi girişimime harcıyorum” diyen Özden, Maana’nın petrol sanayi, uçak sanayi ve konteyner taşımacılığı gibi farklı alanlarda kendini ispat ettiğini belirtiyor. Dünya devleri Chevron, Shell, Airbus, Maersk ve Saudi Aramco ile çalışan Maana, bugünlerde önemli bir adımın eşiğinde. Özden, “En son yatırımımızı Aralık 2017’de 210 milyon dolarlık değerlemeyle aldık. Dört ayrı turda aldığımız toplam yatırım 80 milyon dolar. Şimdi de satış konuşmaları içindeyiz” diyor.

Özden, Maana’nın satışı gerçekleştiğinde yeni girişimlerle girişimciliğe devam etmek niyetinde. Aklında da yazılımdan tarıma pek çok alan var.

Maana’nın kurucu ortağı ve CEO’su Babür Özden ile dünden bugüne girişimcilik hikayesini, Silikon Vadisi’ndeki çalışmalarını ve yeni girişimiyle hedeflerini konuştuk:

Start up ekosisteminin yakından tanıdığı bir isimsiniz. 1999’da Superonline’ı Turkcell’e ^ sattınız. Girişimcilikteki bu ilk adımınızı nasıl bir içgüdüyle hayata geçirdiniz? Bugün o günlere dönüp baktığınızda ne düşünüyorsunuz?

Üniversitede yaz aylarında, sömestr tatillerinde Texas’ın Austin şehrinde o zamanlar start up olan bir şirkette çalışan ilk mühendislerden biri olma imkanım oldu; şirketin kurucularından biri profesörümdü. Böylelikle mesleğimle ilk para kazanmaya bir start up’ta başladım ve hayatımda hiç büyük kurumsal firmada çalışmadım. Bir start up’ta olabilmek talihti. Bugün o start up National Instruments, kendi alanında dünyanın en büyüğü durumunda. O yaşlarda bir şeyler öğrenme, tutunabilme heyecanıyla koşturuyordum.

ABD’de öğrendiğim bir bilgisayar sistemi, Türkiye’de Yapı Kredi bankasının çok ihtiyaç duyduğu bir konuydu ve 1 yıllığına danışmanlığa geldim. Tabii Türkiye’den de ABD’de alıştığım mesleki dünyayı takip edebilmek için bir sürü online ortama modem üzerinden bağlanıyordum. O dönemde patronum beni Yapı Kredi’nin o zamanki genel müdürü Burhan Karaçam’la tanıştırdı. Burhan Bey konusunu iyi bilen, insanları dinleyen, onlardan öğrenen bir kişiydi.

20 dakikalık bir kahve molasında diz üstü bilgisayarımdan farklı net browserlarını gösterdim. Burhan Bey, anında bunun dünyayı değiştireceğini gördü. “Bunu Türkiye’de işe çevirebilir miyiz, siz bir şeyler yaparsanız biz yatırım yaparız” dedi. Bu şekilde başladık.

Fırsat ayağınıza geldi yani?

Öncesinde iş kurmuş biri değildim. Bir girişim sadece bir kişinin başarısı olamaz. Bir girişimcinin iş yapmak için başarılı da başarısız da olsa kendisini dinleyecek, kendisine inanacak, kapı açacak, vizyonunu kendisinden daha iyi anlayacak insanlara ihtiyacı var. Doğru zamanda, doğru yerde, doğru insanların arasında olabilmek çok önemli.

Türkiye’de Superonline’la internete bir heyecan getirebildiysek bu, 3 kişinin talih eseri bir odada bir arada olmasından oldu. Iş dünyasında ne kadar yetenekli ve tecrübeli olursanız olun, kurduğunuz iş için doğru yerde, doğru zamanda ve doğru insanlar arasında olmanız lazım. Bunun en güzel örneği Elon Musk.

Musk otomobil üretmeyi ya da uzaya füze göndermeyi bilen biri değil ama PayPal’da kendini ispat etti ve kendisine entelektüel bir sermayeyle güçlü bir network yarattı. Burada nakit en az önemli unsur, hatta ABD’de hiç önemli değil. Musk, entelektüel sermaye ve network’le bilmediği alanlarda dünyanın en iyilerinden biri haline geldi. Bu yüzden insanların ‘Ben yaptım, ben ettim’ demesi bana garip geliyor. Bu işlerin hiçbirini tek başıma yapmadım. Sadece doğru yerlerde oldum, doğru insanlara beraber iş yapalım dedim.

Superonline’ı satmış olmaktan memnun musunuz, yoksa pişmanlığınız var mı?

Gelecekten geçmişe bakıp kritik yapmak çok kolay tabii… Ama o tarihte neticeyi değiştirecek bir konumda değildik. Yapı Kredi bizim en büyük yatırımcımızdı. Yapı Kredi camiasında ciddi değişiklikler olmaya başlamıştı. Ciddi değişiklikler olunca büyük yatırımcının dediği oluyor. Yapacak hiçbir şey yok.

Superonline kendi başına devam edebilsin çok isterdim. Çünkü bugün dünyada telekomünikasyon firmalarının hiçbirinde inovasyon yok, inovasyon başka yerlerden geliyor. Ama geçmiş geçmiştir, yapacak bir şey yok. Superonline yaşamına Turkcell çatısı altında devam ediyor. Turkcell’e burada hakkını vermek lazım.

Deneyip çöpe atmadı, elinden gelen yatırımı yaptı, büyük müessese içinde inovasyona ne kadar yer verilebilirse o kadar yer verdi. Aynı alanda bulunan dünya markaları telekomünikasyon firmaları tarafından satın alındı ve markalar yok edildi. Turkcell, Superonline markasını korudu, hala yaşatıyor. Şapka çıkarmak lazım.

Türkiye’de ya da ABD’de “Keşke hayata geçirseydim” dediğiniz fikirler oldu mu?

Tabii komşunun çimeni daha yeşil gözükür. Her gün ‘Keşke şu işi yapsaydım, bunu ben düşünmüştüm, neden yapmadım’ diyorum. Özellikle bildiklerim dışında girmeyi arzu ettiğim bir sürü alan var. En önemlisi, tarım. Çok modern aşılama teknikleri, aşının dronelar ve nano tabletlerle yapıldığı modern aşılama uygulamaları var.

Dünyanın, insanlığın, doğanın ilacı olabilecek alanlar ilgimi çekiyor. Ben Türkiye’deyken dünya yörüngesine uydu atmak üzerine bir girişimimiz olmuştu, ancak Superonline’ın el değişimi esnasında devam etmedi. Türkiye’yi yörünge iletişiminde önder bir ülke haline getirmek istiyorduk, o alan bomboştu. Ardından Macarlar yaptı, liderlik şansı gitti.

Ixir deneyiminden sonra Silikon Vadisi’ne gittiniz…

İki yıl kadar Ixir deneyimimiz oldu. İxir, maalesef hem kendi hatalarımız hem dünyada internet sektörünün ve Türkiye’nin krize girmesiyle yatırımcılarımızın destek verme yetenekleri azalınca bitti. Ardından büyüme aşamasındaki DataCert’te çalıştım.

Sonra 3 kurucu ortak olarak Berggi’yi kurduk. Bu dönemde Yonja’nın kurucusu Kerim Baran’la birlikte Turkish Spark’ı oluşturduk. Kerim, benden bir
nesil daha genç, Silikon Vadisi’nde yollarımız keşişti. Silikon Vadisi’ne gelen bir sürü göçmen mühendis var. Türk olsun olmasın herkese kapımız açık olduğu için yardım ediyorduk. Bunu daha organize, belli günlerde yapalım ve tamamen hibe şeklinde olsun istedik.

Silikon Vadisi’nde başka ülkelerden gelenleri suistimal etme üzerine çalışan çok sayıda insan var. Bunu gördüğümüz için ilk defa girişimci olacaklar için bu oluşumu 6-7 yıl sürdürdük. Kendi girişimlerimizde yoğun çalışmaya başlayana kadar 100’e yakın girişimciyle sohbet etme, onlara yol gösterme imkanımız oldu.

Farklı girişimlere yatırım yapıyor musunuz? Geçmişte yatırım yaptım ama profesyonel yatırımcı değilim. Yatırımcılarla çalışan, onlardan para almış
biriyim. Yatırımlarımı bugüne kadar girişimcilerin önünü açabilmek için yaptım. Son 8-9 yıldır tamamen kendi girişimime odaklanmış durumdayım. Tüm zamanımı, varımı, yoğumu kendi girişimime harcıyorum.

2012 yılında Microsoft’un üst düzey yöneticilerinden Donald Thompson ve Stuart Frost ile Maana’yı kurdunuz. Bize Maana’yı anlatır mısınız? Neler yapıyorsunuz?

Yapay zeka alanında piyasadaki ürünlerin çoğu, büyük veriden, birikmiş verilerden öğrenmeye çalışır. Maana’da geliştirdiğimizse farklı. Biz “Bir makineyi, bir sistemi insandan daha hızlı düşünebilir hale getirmek için insanların nasıl düşündüğünü de bilmek lazım” diyoruz.

Konusunda uzman çalışanların belirli operasyonlarda nasıl ve hangi kriterlere göre karar aldığını, onların tecrübe ve bilgilerini yakalayıp encode ediyoruz. Bunu firmanın yapay zeka altyapısının bir parçası haline getirmek için çalışıyoruz. Ürünümüzü büyük firmaların uzman mühendisleri kullanıyor.

Hangi sektörlerde daha aktif çalışıyorsunuz?

Bizimle çalışmak isteyen her alanda varız. Dokuzuncu yılımıza girmek üzereyiz. Maana’nın ilk günlerinde yaptığımız işi ulaşabildiğimiz tüm sektörlere anlatıyorduk. Tamamen talih eseri girişimimiz 2-3 yaşındayken, bize en çok ilgi gösteren, en çok ihtiyacı olduğu görülen endüstri petrol sektörü oldu.

Küçük bir start up olarak biz de buraya odaklandık, kendimizi test etmek istedik. Petrol sanayinde yaptığımız varsayımların doğru olup olmadığını bulalım, ürünümüz çalışıyor mu, kullanımı kolay mı onlara bakalım istedik. Bunları da görmek, ispat etmek 2-3 yıl alıyor. Bugün dünyanın en büyük petrol şirketlerinden Chevron ve Shell gibi devlerle çalışıyoruz.

Bundan sonrası için nasıl bir büyüme planınız var?

Maana’nın artık petrol endüstrisinde kulaktan kulağa yayılan bir referansı var. Airbus, petrol dünyası dışında en büyük müşterimiz, tabii bu alanda az sayıda oyuncu var. Airbus, ürünümüzün petrol dünyası dışında çalışabilirliğinin ispatında en önemli dönüm noktalarından biri oldu. Denizyolu taşımacılığı alanında da varız.

Maersk ile başladık ve en büyük konteyner taşımacılığı yapan şirketle ürünümüzün bu alanda da çalıştığını gördük. Aynı sektörden farklı firmalarla da çalışıyoruz, en son Aramco ile bir anlaşma yaptık. Deniz taşımacılığında gelen siparişler hangi gemilerle hangi günlerde ve hangi rotalarla taşınmalı ki taşınma masrafları en az olsun diye çalışıyoruz.

Amacımız taşınma masraflarını azaltmak. Büyük firmalar yılda 3-4 bin seyahat gerçekleştiriyor. Bir seyahatin masrafı 300-600 bin dolar arasında değişiyor. Ürünümüz verimlilik sağlıyor ve şirketi net kâra geçiriyor.

Toplamda ne kadar yatırım aldınız?

En son yatırımımızı Aralık 2017’de aldık. Dört ayrı turda toplamda 80 milyon dolar yatırım topladık. Bugünlerde de satış konuşmaları içindeyiz. Sonunda satın alınabilmek, Maana hissesi olan herkesin mutlu olacağı anlamına geliyor. Satın alındıktan sonra siz yönetimde olacak mısınız derseniz o satın alanın takdiri tabii… Daha o aşamada değiliz. Genelde birkaç ay geçiş sürecinde CEO olarak devam edilebiliyor.

Ne kadarlık bir değerlemeniz var?

Satın alma konuşmaları yaptığımız için şirketin şu anki değerini veremiyorum. Ama son yatırımı aldığımız Aralık 2017’de değerlememiz 210 milyon dolardı.

Maana’dan sonra hayalinizde ne var?

Tam olarak bilemiyorum ama mutlaka girişimciliğe devam ederim. Maana’da müşterilere hizmet etmeye çalışırken bazı açık alanlar gördüm. Buralarda özellikle yazılım dünyasında teknolojiyle daha verimli hizmete ihtiyaç var. Bunlara kafa yoruyorum.

“ALDIĞIM EN ÖNEMLİ DERS: ODAKLANMAK”

VADİ’NİN SIRRI
Silikon Vadisi’ni ayakta tutan en değerli varlık, girişimciler. Yatırım fonları, avukatlar ya da melek yatırımcılar değil. Girişimcilerin tutkuları, hata yapmaktan korkmamaları…

Benim hala günümün en güzel anı, iş kurmak isteyen biriyle bir saat geçirebilmek. Bunu parayla satın almanız mümkün değil. Biz geçmişte Superonline’a ortak almak için başka sermayedarlara da gittik, hep duyduğumuz, “Burası Amerika değil, burada olmaz” sözüydü. Bu anlayış hala var. Oysa hayalini sınırsızca anlatabilmek ve karşındakini buna ikna edebilmek, işte Silikon Vadisi’nin büyüsü bu.

Örneğin iki gün önce biri kimya bölümü, diğeri malzeme bilimi ve mühendisliği öğrencisi iki genç kızla bir araya geldim. Cep telefonunun ekranını dilinizde yaladığınızda resmin tadını alabildiğiniz bir uygulama geliştirmişler. Bu tip inovasyonların içinde olmak insanı zinde tutuyor.

“İMTİYAZLIYDIM”
Silikon Vadisi 4,5 milyon bilim insanının yaşadığı bir yer. Pandemi olmasına rağmen kasım ayında 10 bin start up’ın yarısı yatırım buldu. İnsanların çok yakın çalıştığı bir ekosistemden bahsediyoruz. Benim tüm hayatım boyunca aldığım en önemli ders, odaklanmak oldu.

Girişimci ancak odaklandığı zaman bir yere gidebilir. En sevdiğim nokta da Türkiye ve ABD’de kendi alanında en akıllı insanlarla çalışabildim. Bu, çok büyük bir imtiyaz. Profesyonel yönetici olarak değil de bir girişimde çalışan bir ekip güçlü bir yaratıcı güce sahip oluyor. ABD ve Türkiye’de bir sürü değerli insanla omuz omuza başardık.

“TÜRKİYE’DEN HABERLERİ YOK”

“CİDDİ YOL ALDI”
Şahsi olarak Türkiye’de ekosistemin çok ciddi yol aldığını görüyorum. Ancak Silikon Vadisi’nin Türkiye’den haberi bile yok, bilinmiyor. Silikon Vadisi yatırımcılarının ABD dışında yatırımlara gittiği ülkeler arasında Türkiye yer almıyor.

EN BÜYÜK ELEŞTİRİM
Türkiye ekosistemine en önemli eleştirim, girişimcilere tohum aşamasında kaynak veren yatırımcıların, ABD ile mukayese edildiğinde çok fazla beklentiye sahip olması. Tabii ki ABD kendine özgü bir yer, ABD dışında dünyada hiçbir yerde hata tolere edilmiyor, biliyorum. Hataya tahammülsüzlük, kültürel olarak en büyük eksikliğimiz.

YATIRIM ALTYAPISI
Ekosistemdeki en büyük boşluk ise kendini ispatlayan girişimlerin unicorn olabilmesi için gereken kaynak. ABD’de doğan unicorn’lara baktığınızda çok hızlı büyüyen ve çok ciddi paralar toplayan girişimleri görürsünüz. Türkiye’deki yatırım altyapısıysa 30-40 milyon dolara bile zor gelebiliyor. Bu rakamın ötesinde Türkiye’den yatırımcı bulma ihtimali yok. Dünyada Airbnb 2 milyar dolar kaynak bulabiliyor. Örneğin Airbnb’yi Türkiye’de kursanız 20 milyon dolar kaynak bulabilirsiniz. Türk girişimciler parayı dışarıdan arıyor ama ABD batı sahillerinde Türkiye’yi bilen yatırımcı yok.

 

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.