Muhammet Avcıl: Devlerden biri olacağız


Muhammet Avcıl, maddi sıkıntılar nedeniyle bahçesinden topladığı incirleri satarak girişimciliğe 11 yaşında adımını attı. Hikayesi ise herkese ilham verecek tam bir başarı öyküsü. Eğitimini hiç aksatmadan çalışmayı sürdüren Avcıl, “En büyük hayalimdi” dediği biyoteknoloji şirketi Imperial Bioscience’ı kurdu. Geçen yıl çıkardığı ilk ürün Eternal, kısa sürede 16 ülkede, 18 bin kutu satış rakamına ulaştı. Şirketin 20 milyon dolar değeri olduğunu söyleyen Avcıl, “5 yıllık vizyonumuz, dünya çapında bu sektörün liderleri arasında yer almak” diyor.

NİL DUMANSIZOĞLU [email protected]

11 yaşında “Nasıl kola, cips” alabilirim diye düşünerek incir satmaya başlayan Muhammet Avcıl, girişimciliğe attığı bu ilk adımdan sonra hayatı boyunca çok çeşitli işler yaptı. Çocukluk yıllarından itibaren işletme kabiliyetinin yanı sıra derslerindeki başarısıyla dikkat çekti. 15 yaşında kurduğu çiftlikle ailesinin geçimini sağlamaya başladı.

Tam bir azim örneği sergileyen Avcıl, üniversiteden sonra çiftlik işini sermayesi yaparak İngiltere’ye hayallerini gerçekleştirmeye gitti. Moleküler tasarım üzerine master ve doktora programlarını bitirdi.

2016 yılında hayalindeki biyoteknoloji şirketini kurmak için harekete geçti ve Imperial Bioscience’ı kurdu. Ekim 2019’da çıkan ilk ürünü Eternal, kısa sürede büyük ilgi gördü ve 16 ülkede 18 bin kutu satış rakamına ulaştı. 1,3 milyon dolar ciroya ve 20 milyon dolarlık değerlemeye sahip şirketin, yıl sonuna kadar dermokozmetik alanında 4 ürün daha piyasaya sunacağını belirten Avcıl, “5 yıllık vizyonumuzda en önemli hedefimiz, dünya çapında bu sektörün liderleri arasında yer almak” diyor.

Muhammet Avcıl’la girişimcilik öyküsünü ve hedeflerini konuştuk:

Bize biraz hikayenizden bahseder misiniz?
Maddi sıkıntılar nedeniyle Bitlis’ten Kıbrıs’a göç eden bir ailenin çocuğuyum. Ailemin hep maddi sıkıntıları vardı ve 8 kardeş olarak çalışmamız, aileye katkıda bulunmamız, harçlığımızı çıkarmamız gerekiyordu. Hep nasıl kola, cips alabilirim diye düşünüp kendime iş modelleri oluşturdum. 11 yaşında bahçemizdeki incirleri toplayıp satarak ilk kez çalışmaya başladım. Kazandığım parayla 1 kilo şeker, 3 kilo patates almıştım.

Bir süre sonra 12 yaşında küçük kız kardeşimin de okul masraflarını karşılıyordum.

Kış döneminde de kazanç elde etmek için 2 kasa üzüm karşılığında bir kuzu aldım. 18 yaşına kadar 100’ün üzerinde koyun, 20’ye yakın keçi, 2 ineği olan bir çiftlik haline geldi. İki çalışanım da vardı.

Peki bu süreçte derslerinizden geri kalmadınız mı?
Hayır, derslerimi hiç etkilemedi. Manavda, çiftlikte beklerken hep kitap ve gazete okurdum. Gazetelerde de ekonomi sayfalarını okuyordum. Oradaki başarı hikayeleri beni çok etkiliyordu.

Çiftlikte iyi kazanç sağladığınızı söylediniz. Buna rağmen okulu bırakmayıp üniversiteye gitme motivasyonunuz neydi?
Öğretmenlerim beni yönlendirdi. Zaten gazetelerdeki hikayeleri okuyunca bunun eğitimsiz olmayacağına karar verdim. Taşra bölgelerinde üniversiteye gidenlere Kıbrıs burs veriyordu. Bu nedenle puanım yüksek olmasına rağmen burs alabilmek için Niğde Üniversitesi’ne gittim.

İngiltere’ye gitme macerası nasıl oldu?
Üniversitedeki hocalarım beni yönlendirdi. İngiltere’de, tıpkı benim gibi hem bilim hem işletme konusunda başarılı, bir ilaç şirketinin de yöneticiliğini yapan bir hocayla tanıştırdılar. İngiltere’ye gitmeye böyle karar verdim. Ancak kur farkının yüksekliği ve pahalı bir şehir olması nedeniyle çiftliği sattık. 1 yıllık okul ücretimi ve vize masrafımı böylece halledip gidebildim.

İngiltere’de yaşam sizin için nasıldı?
Bir hostelde kalıyordum. İngilizcem hiç yoktu. Bu nedenle önce Londra’da bir adaptasyon kursuna başladım.

Bu arada yine çalışmam gerekiyordu. Pizza Hut’ın mutfağında iş buldum. Haftada 5 gün gidiyordum, 1 gün de gönüllü olarak ücretsiz, pizza yapmayı öğrenmek için gittim. Bir gün pizza şefi hastalanıp gelemeyince onun yerine pizza yaptım ve pizza yapmaya başladım. Sonra Dominos’a pizza şefi müdür yardımcısı olarak gittim. Bir müddet sonra bir dağıtım şirketine genel müdür yardımcısı oldum. Adaptasyon kursu bitince Londra’dan Brighton’a taşındım ve Sussex Üniversitesi’nde moleküler tasarım üzerine master programını bitirdim.

Sonra üniversitede 5 yıla yakın araştırma görevlisi olarak çalıştım. Bu süreçte fark ettim ki öğrenciler bir şeyi öğrenmekten çok bildiklerini nasıl yapabilecekleri konusunda sorun yaşıyordu. Burada bir açık olduğunu fark ettim ve iki akademisyen arkadaşımla bir editörlük şirketi kurduk.

Ama her zaman eğitimim öncelikliydi. Eğitimden çıkmam için iyi kazançlı teklifler karşıma çıkıyordu ama hiçbir zaman hedeften sapmamaya çalıştım. Hatta bir mankenlik teklifi bile aldım. Gençsiniz, aklınızı da çeliyor ama tamamen hedeften saptıracağını bildiğim için hiç başlamadım.

Sonra doktora süreci nasıl gelişti?
Tam burslu doktora teklifi geldi. Avrupa vatandaşı olmayan birinin tam burs teklifi alması çok ender görülen bir şey. Sussex Üniversite’sinde başladım, sonra hocam Imperial Collage’e geçince 5 kişi grup olarak onunla gittik. Onun da ilginç bir hikayesi var. Günde 15-16 saat çalışıyordum. Bazen yataktan çıkasım gelmese de kendimi hep “Bir kola alamadığın o günü unutma” diye motive ettim. 5 yılda bitirmem gereken doktora projesini 1,5 yılda bitirince hocam bana ikinci bir proje verdi. Bu sebeple iki doktora tezim var, biri moleküler tasarım, diğeri kanser ilaçları tasarımı üzerine.

Doktoradan sonra nasıl devam etti? Neler yaptınız?
Imperial’da çalışmalara devam ettim. Bu süreçte kötü bir olay yaşadım. TÜBİTAK’ın bir kanser araştırma projesiyle ilgili daveti üzerine Türkiye’ye gelince ailemi ziyaret etmeye Kıbrıs’a da gittim. Bir futbol maçında iki grup arasında kaldım başıma gelen nesne nedeniyle kafatasım çatladı. Bu zor bir süreçti. Doktorlar birkaç yıla kendimi ancak toparlayabileceğimi söyledi ama ben yürümek için kendimi zorladım. Yürümemde ve konuşmamda sıkıntı vardı ama zihinsel bir sorun olmadı. Okumaya, çalışmaya devam ettim. Bu süreçte arkadaşlarım ve hocalarım ziyaretime geldi bana hep destek oldular.

Tedavi bitip uçabilir iznini aldıktan sonra hemen İngiltere’ye gittim. Kıbrıs’ta bulunduğum sürede gördüm ki İngiltere’ye dil eğitimi almaya gitmek isteyen çok sayıda genç var. Bu fikir kafamdaydı ve gidince bir arkadaşımla 16 sınıflık bir dil okulu açtık.

Bundan sonra üniversiteye başladığımdan beri hedefim olan biyoteknoloji şirketini kurmak için kendimi hazır hissettim. Ve Imperial Bioscience için çalışmalara başladım.

Imperial Bioscience’ın kuruluşu için ne gibi hazırlıklar yaptınız?
Amacım, Ar-Ge’siyle kendi ürünlerini çıkarabilecek bir şirket kurmaktı. Bunun için işletme ve risk yönetimi dersleri aldım, sertifika programlarına katıldım. 2016 yılında ilk adımları atmaya başladım. Mikro salım çok büyük açıktı. İlacın keşfinde sorun yok ama vücuda salımı konusunda problemler vardı. Hocalarım bana güvendi ve 3 eski hocamla birlikte işe başladık.

Muhammet Avcıl

Muhammet Avcıl

Hangi ürünler üzerine çalışıyorsunuz?
Stratejimiz, üniversitelerin tozlu raflarında kalmış projeleri alıp bunları hayata geçirmek. Kırışıklık giderici, yaşlılık lekesi ve melazma azaltıcı, anti-akne gibi kozmetik ürünler ve aşı, ağrı giderici, kontrollü insülin sağlayıcı gibi medikal ürünler üzerine Ar-Ge faaliyetlerimizi yürütüyoruz. Ekim 2019’da Luna Microcare serisinin ilk ürünü olan Eternal’ı çıkardık. Bu, göz çevresi kırışıklıklarının tedavisinde kullanılan bir ürün.

Bu ürün nasıl karşılandı?
Türkiye, İngiltere ve Dubai’den yatırımlar aldık. Kısa sürede büyük ilgi gördü. İngiltere, Almanya, Hollanda, İsviçre, Romanya, İtalya, Filipinler, Güney Afrika, Sırbistan, Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs, Pakistan, Brezilya, Malezya, Hong Kong olmak üzere 16 ülkede faaliyet gösteriyoruz. Yıl sonuna kadar 4 ürün daha piyasada olacak.

Diğer ürünler ne üzerine olacak?
Yüzde oluşan güneş lekeleri, yaşlılık lekeleri ve akne için acil çözüm konularında ürünlerimiz olacak. Teknolojinin avantajını kullanıyoruz.

Ar-Ge ekibimiz 22 kişi, pazarlama, regülasyon ve çeşitli konularda çalışanlarımızı da ekleyince 110 kişilik bir ekipten bahsedebiliriz.

Kozmetik ürünleriyle piyasaya çıkma amacınız neydi?
Hem ilaç sektöründe hem dermokozmetik sektöründe açık var. Şu anda kullanılan kremler, maksimum yüzde 2-5 etki oranına sahip. Cilde geçmiyor, bilhassa da göz çevresinde etkisi çok az. Acılı sancılı tedaviler uygulamanız lazım. Burada çok büyük bir açık gördük. Mikro iğnelerle kişinin ağrısız, sızısız, kendi kendine evinde uygulayabileceği bir ürün geliştirmek istedik. Şu anda kozmetik sektörünün büyüklüğü 362 milyar dolar. Cilt bakım ürünleri bu sektörün yüzde 39’unu oluşturuyor. Bu, bizim kullanmamız gereken bir açık, girmemiz gereken bir yer.

İlaç kısmı ise çok uzun süreçler. Biz dermokozmetiği yaparak hem sektörü tanıyor hem nasıl network oluşturabileceğimizi öğreniyoruz.

5 yıllık vizyonunuz nedir? Exit planınız var mı?
5 yıllık vizyonumuzda en önemli hedefimiz, dünya çapında bu sektörün liderleri arasında yer almak. Dünyanın birçok farklı noktasından yatırım teklifleri geliyor ve biz de şirketimiz için en uygun olanlarıyla görüşmeleri sürdürüyoruz. Şirketimizi tamamen satmak gibi bir planımız ise bulunmuyor.

“20 MİLYON DOLARLIK DEĞERLEMEYE ULAŞTIK”
HIZLI BÜYÜME Şu anda Avrupa ve Asya kıtalarında olmak üzere toplam 16 ülkede faaliyet gösteriyoruz. 5 ülkeyle daha görüşmelerimiz tamamlanmak üzere. Yıl sonunda bu rakamın 30’un üzerine çıkacağını düşünüyorum. İlk ürünümüzle 1,3 milyon dolar ciroya ve büyük bir başarı göstererek 20 milyon dolarlık değerlemeye ulaştık. Şu anda yaklaşık olarak 18 bin kutu satış rakamımız var. Eternal ürünümüz için İsviçre, İtalya ve Almanya özelinde ise toplamda yıllık 30 bin alım garantili anlaşma imzalandı.

MEDİKAL ÜRÜNLER İlaç konusunda insülin, aşı, ağrı kesici ve alerji testleri üzerinde ürün çalışmalarımız devam ediyor. Son aşamalara geldiğimiz ve ilk tıbbi ürünümüz olan alerji testlerini, 2021 yılında piyasaya sürmeyi hedefliyoruz. İnsülinle ilgili insan deneylerine 2020 yılının son çeyreğinde başlanacak. Ağrı kesicilerde ise laboratuvarlarımızda gerçekleştirdiğimiz klinik öncesi çalışmalarda çok güzel sonuçlar alıyoruz ve en kısa zamanda protokol oluşturup insan deneylerine geçmeyi umuyoruz.

KAÇ KİŞİLİK BİR EKİBİNİZ VAR?
“Ar-Ge ekibimiz 22 kişi, diğer kadrolarla toplam 110 kişilik bir ekipten bahsedebiliriz.”

“GENÇLERİ YETİŞTİYORUZ”
STAJ PROGRAMI Gençlerin gelişimine çok değer veriyorum. Bizden sonra gelecek nesillerin bizden daha iyi işler yapması gerekiyor. Bunu başarmaları için onlara tecrübelerimizi aktarmalıyız. Bu amaçla Imperial’da bir staj programı kurduk. Her staj süresi 3 ay oluyor ve 4 öğrenci alabiliyoruz. Kontenjanımızın birini Türk öğrencilere ayırıyoruz.

SAYI ARTACAK 2020’de bu sayıyı 6’ya çıkarma hedefliyle birlikte her yıl sayının artmasını istiyorum. Öğrencilerden hiçbir ücret almıyoruz, mümkün olduğunca masraflarını da karşılamaya çalışıyoruz. Her gelen öğrencinin bir hocayla koçluk sistemi var. Her cuma da benimle toplantıları oluyor.

İLK ÜRÜNÜN PERFORMANSI NASIL OLDU?
“İlk ürünümüzle 1 milyon sterlin ciroya ve 20 milyon dolarlık değerlemeye ulaştık.”

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.