Mehmet Sezgin: 3 yılda 5 milyon müşteriye ulaşırız

Ödeme sistemlerinin deneyimli ismi Mehmet Sezgin, BBVA Global Ödeme Sistemleri’ndeki görevi sonrası ABD San Francisco’da kendi girişimi myGini’yi kurdu. Girişim, bankalara ve perakende şirketlerine akıllı ödeme ve sadakat sistemleri yaratma hedefiyle çalışıyor. Sezgin, 1 yıl içinde ABD’de 3-4 bankayla anlaşma imzalamanın ve 3 yılda 5 milyon müşteriye ulaşmanın planlarını yapıyor.

ELÇİN CİRİK [email protected]

Mehmet Sezgin, ödeme sistemlerinde 30 yıllık deneyime sahip önemli iş insanlarından biri. Garanti Bankası’nın ardından BBVA Global Ödeme Sistemleri Direktörü olarak 13 ülkede 80 milyon kartı yönettikten sonra Türk iş dünyası için radikal sayılabilecek bir adım attı. ABD San Francisco’da kendi girişimini kurmaya karar verdi. Bugün myGini girişimiyle bankalara ve perakende şirketlerine akıllı ödeme ve sadakat sistemleri sunuyor. Bankalara direkt ya da Mastercard ve Visa ile giden myGini, ayrıca perakende şirketlerine de müşterilerine özel kampanya, puan sistemi ve özel indirimler sunabilme imkanı veriyor. Sezgin, 1 yıl içinde ABD’de 3-4 bankayla anlaşma imzalamayı planlıyor. “Bizim için başa baş noktası 1 milyon kart. 3 yıllık süreçte de 5 milyon müşteriye ulaşmayı hedefliyoruz” diye konuşuyor.

myGini’nin kurucusu ve CEO’su Mehmet Sezgin ile hem Amerika’da fintek olmanın artı eksilerini hem girişiminin hedeflerini konuştuk:

Öncelikle myGini’yi kurmaya nasıl karar verdiniz?
Nisan 2016’da BBVA’den ayrıldım, eylül ayında bu şirketi kurdum ve San Francisco’da çalışmaya başladım. Girişimi kurarken bazı konuların zor olacağını, San Francisco’da hayatın pahalı olduğunu, avukatlık ve diğer konularda masrafların yüksek çıkacağını tahmin ediyordum. Ama açıkçası beni en çok şaşırtan, nitelikli eleman bulma konusunda zorlanmaktı. Girişimin başında Garanti Bankası, Visa ve Akbank gibi farklı yerlerden deneyimli bir ekip kurmuştuk. Ama ABD’de de mühendis desteği almak istedik. Enteresan olan, burada büyük şirketler o kadar yüksek talep yaratmış ki önemli bir mühendis açığı var. Nitelikli düzgün bir yazılımcı bulabilmek çok zor oluyor. Sonuçta yine dönüp Türkiye’den ek yazılımcı aldık. Bunun dışında Türkiye’de her fintekin karşılaştığı sorunları, biz de ABD’de yaşıyoruz. “Kimsiniz? Güvenilir misiniz? Sisteminiz nasıl? Kimlerle çalıştınız?” sorularını biz de alıyoruz. Türkiye’de geçilen tüm süreçlerden geçiyoruz.

myGini ile hangi alanda çalışıyorsunuz?
Türkiye’de kullandığımız teknolojiyi kolay benimsiyoruz. Ama dışarıdan bakılınca görüyorsunuz ki aslında Türkiye’de bankacılık çok ileri noktada. Örneğin ABD’de hala EFT, bir bankadan bir diğerine düzgün para gönderimi yapılamıyor. Kendi kredi kartınızı bankanın mobil uygulamasından ödediğinizde bile para 24 saat sonra hesabınıza geçiyor. Türkiye’de kredi kartlarında alışık olduğumuz taksit, kampanya, puan gibi uygulamaların hiçbiri yok.

20 trilyon dolarlık bir ekonomik büyüklük mevcut ama kartlı ödemeler pazarının hacmi sadece 6,5 trilyon dolarla sınırlı kalıyor. Çok büyük ve tüketicinin talepkar olduğu bir pazardan bahsediyoruz ama bankalar buna yanıt veremiyor. İşte bankacılık bu kadar geride kalınca da fintekler bu pazarda hızlı büyüme imkanı buluyor.

Bu noktada siz yola çıkarken neler yaptınız?
Girişimi kurarken tüm bu analizleri yaptık. Garanti Bankası ve sonrasında BBVA Global Ödeme Sistemleri’nde aldığım görevlerde bu alandaki eksikleri zaten görüyordum. myGini ile ABD pazarında ne yapabiliriz, nasıl bir altyapıyı verebiliriz diye düşündük, öyle yola çıktık. myGini ile bankalara, perakende şirketlerine ve tüketicilere bir kazan-kazan sistemi kuruyoruz. Biz müşterilerimize 25 ayrı fonksiyon sunuyoruz, bankalar kendi strateji ve eksikliklerine göre bizden istedikleri, ihtiyaç duydukları hizmetleri alabiliyor. Yarattığımız yazılım altyapısı, kredi kartlarının kampanya ve puan kullanımları gibi bizim için doğal ama ABD’de faal olmayan özellikleri kazanmasını sağlıyor. myGini, hem kredi kartlarının müşteri açısından daha akıllı olmasını mümkün kılıyor hem bankaların çağrı merkezlerine gelen kart açma/ kapama, limit ya da ödeme tarihi değiştirme gibi işlemleri biz yapabiliyoruz. Bankaların müşteri sadakati ve sayısında, kredi kartının kullanımında belirgin artış sağlıyoruz. Bankalara kart portföylerini yüzde 15 daha sadık hale getireceğimizi söylüyoruz. Yazılımımız bankanın mobil bankacılık uygulamasının içine adapte oluyor, bankanın kendi uygulaması içinde çalışarak bankayı güçlendiriyoruz. Ayrıca perakende şirketlerine de kazandırıyoruz. ABD’de kampanya mantığında ya yüzde 3-5 indirim ya da 3-5 dolar indirim verilebiliyor. Biz perakendecilere “Kampanyalarınızı çeşitlendirelim, puan sistemi koyalım, müşterilerinize özel indirim/ kampanya yapalım” diyoruz. Burada kart sahibi müşteriler de kendilerine uygun önerileri görüp kampanyalardan yararlanabildiği için önemli yarar sağlıyor.

Öncelikle bankaları mı hedefliyorsunuz?
Hem bankalara kendimiz gidiyoruz hem Visa ve Mastercard ile ilişki içindeyiz. Bu kurumlarla altyapı bağlantılarımızı yeni tamamladık, artık bir bankanın tüm işlemlerini o bankaya bağlanmadan alabiliyoruz. Bundan sonra işler hızlanacak. Yazılımımız Microsoft Azure bulut platformunda çalıştığı için her ülkeden bankalarla rahatlıkla görüşebiliyoruz. Meksika bankalarından Banco Azteca ile anlaşma imzaladık. Amerika’da orta büyüklükte birçok bankaya ulaşmamızı sağlayacak bir anlaşmaya girmek üzereyiz. Ayrıca Kanada’da da büyük bir bankayla görüşmelerin sonuna geliyoruz. İtalya, İspanya ve Fransa’da da görüştüğümüz bankalar var.

Önümüzdeki dönem için nasıl bir büyüme planınız var?
Önümüzdeki 1 yıl içinde ABD’de 3-4 bankayla anlaşma imzalayacağımıza inanıyoruz. ABD’de farklı ölçeklerde 8 bin civarında banka var. Orta büyüklükte 100 bin ila 1,5 milyon arasında müşteriye sahip bankalardan müşteri edinmek için yoğun olarak çalışıyoruz. Bizim için başa baş noktası 1 milyon kart; 1 milyon kartı sistemimize eklediğimizde önemli bir güç haline geliyoruz. 3 yıllık süreçte de 5 milyon müşteriye ulaşmak ana hedefimiz. Yazılım tarafında başta odağımızı korumayı istiyoruz. Bir banka bizden farklı bir alanda iş yapmamızı isterse işin uzmanı başka bir fintek ile ortak çalışırız. Uzun vadede ise bankacılıkta tamamen mobil ödemelere geçmemiz gerekiyor. Bu mantıkla myGini ile ileride temassız ödemelerin daha güvenli ve kolay kullanılır hale gelmesi için çalışabiliriz. Bir de dolandırıcılıkla ilgili bankalara altyapı sunmak önemli olacak.

Bu aşamada yatırım arayışınız var mı?
Girişimin kurulma aşamasında Türkiye’den 3 milyon dolar yatırım aldık. Ardından Mayıs 2018’de 4,2 milyon dolar daha topladık. Toplamda 7,5 milyon dolar civarında bir yatırımımız var. Bu rakamla bir noktaya kadar büyüme lüksümüz bulunuyor. Bankacılıktan geldiğim için esas hedefim, şirketin en kısa sürede ayakları üzerinde durmasını sağlamak. Ama ABD çok büyük bir pazar ve güçlü bir rekabet var. Girişimlerin kendini kanıtlayana kadar müşteriye piyasadan aşağıda fiyat önerileriyle gitmeleri gerekiyor. Yatırım tarafında ‘İş modeli sağlam mı? Gelir yaratabiliyor mu? Müşterilerinden para kazanacak noktaya geliyor mu?’ sorularına “Evet” yanıtı veriliyorsa fintek rahat yatırım bulabiliyor. Bizim bu noktadan sonra daha yüksek yatırımları çekmemiz için işi büyüterek, tekrar eden gelirler yaratmamız lazım. Bunu da 1 yıl içinde yaparız diye düşünüyorum.

İşinizi ABD’de kurmanın nasıl artıları var?
ABD’de olmanın en büyük artısı, başarısızlıktan korkmayan bir ekosistem olması. San Francisco’da iyi bir fikrin varsa ‘Dene, tutmazsa başka bir iş denersin’ mantığı hakim. Bu demek değil ki her girişim başarılı oluyor. 10 girişimden 9’u başarısız. Ama bir fikir başarısız olunca bir sonrakine geçiliyor. Başarılı olunca da 3-5 yıl sonra satıp başka girişim peşine gidiliyor. Ayrıca teknolojinin merkezi haline geldiği için burada uygulamaların birbirine bağlanması son derece doğal, tüm girişimler ve şirketler açık sistemle çalışıyor. Bu da daha hızlı büyümeye imkan tanıyor.

Bir de girişim dünyasında trendleri çok yakından görüyoruz. Her girişim tüketici markası olmak istiyor ama artık Silikon Vadisi’nde şirketlere yönelen B2B işler daha fazla ve kolay fon bulabiliyor. Çünkü tüketiciye gitmek, belli kullanıcı sayılarına ulaşmak, giderek pahalı hale geliyor, bu tür girişimlere yatırım bulmak daha da zorlaşıyor.

“NETWORK’E ÇOK ÖNEM VERİN”
“EN ÖNEMLİSİ CESARET”
Girişimcilikte en önemli konu cesaret. Cesur davranmak gerekiyor. ABD’de karşılaştığım en büyük zorluk, tanınmamak. Mastercard ve Visa’da bağlantılarım olmasa, BBVA’da çalışmamış olsam Türkiye’deki deneyimimle ABD’de başarılı olmama imkan yok. Belki bilgi birikiminiz yeterli ama çevreniz yeterli olmuyor.

“GİRİŞİMCİLERE TAVSİYEM” Dolayısıyla Türk girişimcilere tavsiyem şu: Kendinize çevre yapın. Her ilişkiyi önemseyin. Sadece Türkiye ölçeğinde düşünmeyin, getirdiğiniz çözüm başka ülkelere nasıl satılır buna bakın. Sonuçta kendi ülkenizde iş yapmanın bir rahatlığı var ama o rahatlığın dışına çıkmak lazım.

“FIRSATLAR VAR” Avrupa’da özellikle PST2 sonrası yapacak çok iş var, girişimlere önemli avantajlar sağlıyor. Orta Doğu’da da müşteri olabilecek ama iyi hizmet veremeyen birçok banka var. Girişimler mutlaka global düşünmeli.

“AMAZON, ‘UYANIN’ ÇAĞRISI YAPTI”
REGÜLASYON ETKİSİ
Belli büyüklüğe ulaşmış her kurumda rehavet olur. Türk bankaları özellikle büyük bankalar, belli bir rehavet içine girmiş olabilir. Benim gördüğüm, ‘Şurada çok daha aktif olurdum’ diyeceğim alanlar var. Ama daha önemlisi, Türkiye’de 2006 yılından beri kartlı ödeme sistemleri ve bankacılık üzerinde çok detaylı bir regülasyon bulunuyor. Bu da inovasyonu engelliyor. Yapılacak yenilik, regülasyona ya da kurallara takılır mı diye düşünülüyor. Mevcut olanı devam ettirip kârı maksimize etmek, yeni bir şey yapmaktan daha norm haline geliyor. Rehavetin nedeni bu…

“NEDENLERİNE BAKMALILAR” Bugün artık BDDK, Merkez Bankası, BKM ve bankalar bir araya gelip nerelerde deregülasyon yapabileceklerini konuşabilir. Çünkü sonuçta tüketiciye yarar sağlamak önemli. Türkiye’de fintekler çıkıyor ama onlar da büyüdükçe ileride kurallarla, regülasyonla karşılaşacak. Bu deregülasyon içine fintekleri de koymak lazım. Baktığınızda Amazon’un Türkiye’ye geleceği 1,5- 2 yıldır belliydi ve Amazon bankalarla değil de bir fintek ile çalışmayı seçti. Bunun, bankalar için bir ‘uyanın’ uyarısı olması gerekir. Bankalar kendi içlerinde bu durumun nedenlerine bakmalı.

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.