Derik Kim: Start Up’larınızı hızlandıracağız

Derik Kim, Küresel Girişimciler Vakfı’nın kurucusu ve başkanı. Aynı zamanda Kore’de melek yatırımcılık ve sosyal etki hızlandırıcı şirketleriyle de faaliyet gösteriyor. Bu yıl ilk kez Uludağ Ekonomi Zirvesine katılacak olan Kim, zirvede Türk start up dünyasını araştırıp, iyi start up’lar bulmaya çalışacağını söylüyor. Ancak Koreli bir fonun yabancı bir ülkede start up’lara yatırım yapabilmesi için çok fazla regülasyona ihtiyaç olduğunun da altını çizen Kim, “O yüzden Türk start up’larının Kore’de hızlandırılmasına yoğunlaşacağım” diyor.

ASLI SÖZBİLİR asozbilir@capital.com.tr

Derik Kim
Derik Kim

Derik Kim, Küresel Girişimciler Vakfı’nın (Global Entrepreneurs Foundation- GEF) kurucusu ve başkanı. Aynı zamanda Kore merkezli melek yatırımcılık ve şirket geliştirme kurumu HSR Angel ve sosyal etki hızlandırıcısı Dream Factory’nin de kurucu ortağı. Kim, hem kendi girişimcilik tecrübelerinden hem GEF’de girişimcilerle yaşadığı süreçlerden süzerek başarılı bir start up için iki önemli faktörün öne çıktığını söylüyor. Bunları da “Doğru takım arkadaşları ve her koşulda girişimi ayakta tutacak titizlikte çalışılmış bir finansal tablo” olarak dile getiriyor. Kim’in Türk girişimcilere de bir müjdesi var: “Önümüzdeki Uludağ Zirvesi’nde Türk start up dünyasını araştırıp iyi start up’lar bulmaya çalışacağım. Ancak Koreli bir fonun yabancı bir ülkede start up’lara yatırım yapabilmesi için çok fazla regülasyona ihtiyaç var. O yüzden Türk start up’larının Kore’de hızlandırılmasına yoğunlaşacağım” diyor. Global start up dünyasının önemli isimlerinden Derik Kim ile başarılı bir start up kurmanın yollarını ve girişimcilik dünyasındaki yeni trendleri konuştuk.

Girişimcilik dünyasına nasıl adım attınız?
15 yıl ABD’de yaşadıktan sonra 2013’te Kore’ye döndüm. Bir yıl ara verdikten sonra bağlantılarımı buldum ve Kore’nin start up işi için heyecan dolu olduğunu keşfettim. Bununla beraber Kore’nin global start up’lar için biraz zayıf kaldığını fark ettim. ABD’li risk sermayesi şirketleriyle çalışırken Amerikalı yatırımcılar ve girişimcilerle iş birliği yapmanın getirdiği bilgi birikiminin sonucu olarak Kore’nin teknoloji anlamında iyi bir altyapısı vardı ama global iletişim ve global kapasite anlamında ülke başarısızdı. Ayrıca ekosistemin de küreselleşmediğini duymuştum. Dolayısıyla global girişimciliği güçlendirmede küçük bir rol oynamayı planlarken bir yandan da genç girişimcilerle iş birliği yapmaya başladım.

GEF’i neden ve nasıl kurdunuz?
GEF’i kurmaya çalışırken Kore’de çok fazla Y-combinator ve Nesta gibi kâr gütmeyen hızlandırıcı olmadığını fark ettim. Dolayısıyla Kore’de böyle bir kuruluşa ihtiyacım olduğunu düşündüm. Böylece NPO Vakfı ve yatırım grubunun yapısını uyarlamaya çalıştım, çünkü daha gelişmiş ülkelerde bu iki kuruluş beraberce çalışıyor. Bununla birlikte Kore hukukuyla uyumluluk sağlaması için kurucu vakıf, vakıf şirketi olarak kuruldu ve global buluşma merkezi olan HSR EPICENTER Mart 2017’de Kore’de ilk kâr gütmeyen hızlandırıcı kuruluş olarak hayata geçti.

GEF’in ana misyonu nedir? Bu misyonun şimdiye dek ne kadarını başardınız?
GEF’in ana misyonu şu: “Sadece kazananı seçme, kazananı sen inşa et.” Bu misyonumuzu tamamlarken iki anahtar faktör var: Birincisi Kore, uzun zamandır kazananları sınavlarla seçmeye alışık bir ülke, hatta girişimci ekosisteminde bile bu yaklaşım çok hakim. Bildiğim kadarıyla girişimcilik tam olarak böyle bir şey değil ve doğru besleme ekosistem için önemli. Bu yüzden biz start up’ları sadece basit bir değerlendirmeyle seçmiyoruz. Girişimcilerle ilişkilerimizi makul bir süre demliyoruz, iş fikri aşamasından itibaren onlarla paylaşımda kalıyoruz ve şirketi beraberce kuruyoruz.

İkinci olarak start up mükemmel bir şey değildir, her zaman bir şeyler eksiktir. GEF işte bu boşlukları doldurmak için kuruldu. Vakfın personeli sadece projeleri yürütmek ya da yönetmek için orada değil, aynı zamanda start up’ların eksikliklerini giderme yetenekleri de var. Geçen üç yıldaki çabalarımızın sonucu olarak aralarında benim de olduğum beş kişi girişimcilik enstitüsünü tamamladı ve start up dünyasına yardımcı olmaya başladı. Ayrıca takım arkadaşlarımızın çoğunun melek yatırımcı olma kapasitesi var.

Kurucu ortağı olduğunuz Kore’deki HSR Angel (HSR) ile bir start up’ı fonlamaya nasıl karar veriyorsunuz? Kriterleriniz neler?
HSR meleklerinde HSRing adını verdiğimiz bir hızlandırıcı standardı bulunuyor. Kısaca yatırımcı şirket olarak tanımlanabilmenin iki kriteri var: İş modelinin doğrulanması ve girişimcinin doğrulanması. İş modelinin onaylanması pazarlanabilirlik ve teknolojik olabilme kriterlerinin doğrulanması sonucu gerçekleşir. Pazarlanabilirlik start up’lar için hazırlanmış BMO testiyle tespit edilir ve teknolojik olabilme de ortak kuruluşlarımızdan KISTI’nin geliştirdiği Ar-Ge kalite doğrulama rehberiyle değerlendirilir. Girişimcilerin doğrulanması ise girişimcinin kendi girişimciliğini değerlendirmesi ve CEO mülakatları yoluyla yapılır. İşin düzgünlüğüne iki kontrolün ardından karar verilir. En önemlisi de bir yatırım ve hızlandırma listesine girebilmesi için bir girişimcinin topluluğumuzda en az 3 aydır bulunması lazım.

Şu ana dek kaç start up’a yatırım yaptınız? Bunların kaçı başarılı oldu?
Son 3 yıl boyunca 22 start up’a yatırım yaptım. Bunların arasından biri birleşme amacıyla çıktı, ancak diğer 14’ü hala aktif. Ayrıca 3 şirket 19 kat fazla değerlemeyle ek yatırım aldı.

Bu tip start up’lara şimdiye dek ne kadar yatırım yaptınız?
Şimdiye dek toplamda 200 bin dolar civarında yatırım yaptım.

Hangi sektörler yatırım için ilginizi çekiyor?
Şu sıralar lojistik, VR/AR ve AI/büyük veri içerikleri için bir platformla ilgileniyorum. Bunun dışında kişisel veri, akıllı şehir ve fabrika alanlarına da yoğunlaştım. Çünkü kişisel veri şimdilerde büyük veri ve yapay zeka nedeniyle en büyük kaygılardan biri ve bireysel yaşamın tahmin edilebilirliği düşünülürse kişisel veri tüm sektörleri etkileyecek. Ek olarak, yakın zamanda bir sosyal etki hızlandırıcısı olarak Dream Factory adlı bir hızlandırıcı kurdum. Dolayısıyla yemek paylaşım işiyle de ilgileniyorum. Gelecekte insan ömrünün 100 yılın üzerine çıkması bekleniyor ve tek başına yaşayan insan sayısında dramatik bir artış olacak. Bu durumda yemek paylaşım bence kaçınılmaz olarak gerçekleşecek.

GEF’i geliştirmek ve yeterince öne çıkmamış girişimcileri desteklemek için planlarınız neler?
Geçtiğimiz 3 yıl boyunca GEF Koreli ve yabancı start up’ların geliştiricisi ve tohum yatırımcısı bir hızlandırıcı olarak rolünü yerine getirdi. Şimdi GEF’in scalerator (ölçeklendirici) olma planı var. GEF çoktan “scalerator” terimini Kore’de bir ticaret markası olarak kaydettirdi, dolayısıyla bu terimi Kore’de tek kullanabilecek kurum GEF. Yani GEF global ve mükemmel Koreli ortaklarla “scalerator”a dönüşümünü planlıyor.

Burada iki önemli proje var: Birincisi GEF Kore’de global bir ekosistem kurabilmek için mükemmel ekosistem oyuncularıyla çalışıyor. Özellikle Jeju Adası tüm yabancıların 3 ay vizesiz kalabilecekleri özel bir bölge, dolayısıyla GEF dünya oyuncularını davet edebilmek için global Scalerator Merkezi’nin Jeju’da olmasını önerdi. Bu projeye GEF liderlik yapacak. İkinci olarak GEF’in kendisinin globalleşmesi gerekiyor. Bu zamana dek GEF sadece bir yabancı işe aldı, dolayısıyla global iletişimimizi daha da iyileştirmek için yabancı ekip arkadaşı sayımızı artıracağız. Ayrıca GEF okyanus aşırı bir bölgede HSR merkez üssü kuracak. Şimdilik GEF HSR üslerini Kore’de işletiyor, yakın zamanda bunları Avrupa’da ve ABD’de yapma planlarımız var. Şu sıralar girişimcilikte liderliği ABD ve Avrupa elinde tutuyor, Çin’de de olağanüstü bir büyüme var. Ancak gelecekte inovasyon ve girişimcilik için en önemli bölge Asya olacak, şimdiden bu konuda bazı şeyler oldu. Kore Kültür Endüstrisi’nden (Hallyu) anladığımız Kore, mükemmel bir yaratıcılığa sahip. Dolayısıyla Asya’da girişimciliğe liderlik eden ülkelerden biri olabilir. Ve GEF de bu konuda esas rolü oynayacak.

Türk start up dünyası hakkında bir fikriniz var mı? Hiç bir Türk start up’ına yatırım yapmayı düşündünüz mü?
Dürüst olmak gerekirse mart ayında Uludağ Ekonomi Zirvesi’ne katılarak Türk start up piyasasını ilk kez göreceğim ve henüz bir fikrim yok. Ancak Türkiye’ye ilişkin olumlu tecrübelerim var, çünkü daha önce bir Amerikan şirketinde çalışırken şirketimin Türkiye ofisi vardı ve 2004-2006 yılları arasında tüm okyanus aşırı ofislerden ben sorumluydum. O dönemden aklımda kalan birçok iyi moda start up’ınızın olduğu ve biyo start up’ların yeni yeni kurulmakta olduğuydu. Uludağ Ekonomi Zirvesi’nde Türk start up dünyasını araştırıp iyi start up’lar bulmaya çalışacağım. Ancak Koreli bir fonun yabancı bir ülkede start up’lara yatırım yapabilmesi için çok fazla regülasyona ihtiyaç var, o yüzden Türk start up’larının Kore’de hızlandırılmasına yoğunlaşacağım.

Tecrübelerinize göre bir start up’ı başarıya veya başarısızlığa götüren ana faktörler nedir?
Genel olarak start up’ların kurucuları iş planlarını sunduktan sonra onlara şunu söylerim: “İş planınızı anlıyorum ama genelde duyduğum sadece bir start up’ı nasıl başlatacağınız ve başarı hedefiniz. Dolayısıyla size şu soruları soracağım: ‘Eğer işleriniz öngördüğünüz gibi gitmezse işinizin hayatta kalabilecek kadar fit olmasını nasıl sağlarsınız?’, ‘İşinizin sürdürülebilir olmasını nasıl sağlarsınız?’, ‘İşinizi ölçeklendirme stratejiniz ne?’, ‘Başarı için finansal yol haritasını nasıl hazırlarsınız?’… Bir start up’ın başarılı olması kolay değil, o yüzden kurucu işi nasıl geliştireceğini detaylıca düşünmeli. Start up işi olgunlaşsa da başarısız olsa da her halükarda mali problemlerle karşılaşırlar, dolayısıyla finansı yönetebilmek çok önemli. Bu yüzden ben her zaman kurucunun finansal yönetim kabiliyeti olmasını ya da bu yetenekte bir CFO bulmasını tavsiye ederim.

Yeni girişimcilere başarılı bir start up için tavsiyeleriniz neler?
Başarılı bir start up kurmak çok zor. Misyonumuzda bahsettiğim gibi insan unsurunun kaynaktan çok daha önemli olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla girişimcilere başarılı bir start up kurabilmek için her şeyden önce iyi takım arkadaşları bulmalarını tavsiye ediyorum.

Size göre önümüzdeki 10 yılda hangi sektörden başarılı start up’lar çıkacak?
Bunun doğru bir yanıtını bulmak zor. Kanımca bölgeye/ülkeye göre farklılıklar mevcut. Ancak genelde blockchain’in start up ekosisteminin de dahil olduğu geleceğin endüstrisinde değiştirici bir rolü olacağını düşünüyorum. Bu yüzde blockchain endüstrisindeki değişimleri ve trendleri yakından izliyorum. Çok emin olmasam da lojistik sektöründen de başarılı start up’ların çıkacağını tahmin ediyorum, çünkü ulaştırma sektöründeki teknoloji ve sistemler çok ani ve büyük ölçekte değişiyor. Bu da lojistikte pek çok değişime yol açacak. Ayrıca platform ve lojistik çok yakında tek bir gövde olacak. Dolayısıyla önümüzdeki 10 yılda muhteşem başarılar için çok büyük bir potansiyel olduğunu düşünüyorum.

“HATALARIMDAN DERS ALDIM”
4 BAŞARISIZLIK
Başarılı bir girişimci değilim, çünkü kurduğum 5 start up’tan 4’ü başarısız oldu. Fakat daha çok hata, daha çok ders almak demek. Yani 4 start up’ı batırsam da hayatım batmadı.

FİNANSIN ÖNEMİ En büyük birinci hatamdan itibaren finansı yönetmenin ne kadar önemli olduğu dersini öğrendim, çünkü onun dışında satış, pazarlama, İK, üretim gibi alanlar gayet iyi durumdaydı. Bu yüzden yeni bir start up kurduğumda zamanımın çoğunu finansı yönetmeye harcadım. Dolayısıyla büyük bir müşterimin iflası sonucu 18 milyon dolarlık alacağımı tahsil edemediğimde bile ayakta kalabildim.

Derik Kim
Derik Kim

YENİ TRENDLER
ÖLÇEKLENDİRME
Start up dünyasının giderek daha da büyüdüğünü görüyorum. Unicorn’ların doğuşu, şu anda çok büyük oranda arttı ve hızlandırıcılar, kuluçka merkezleri, VC’ler, bu dünyada giderek büyüyor. Bu yüzden ölçeklendirme yeni bir trend. Başka bir yeni trend de endüstriler arasında sınır tanımadan daha dikey olmak. Bunun dışında global kuruluşlar ve start up’lar arasında pek çok iş birliği var ve karşılıklı fayda için aynı fiziksel çalışma ortamını kullanıyorlar.

GELECEK Bu trendin daha da yayılacağını düşünüyorum, çünkü her iş giderek ve giderek daha esnek hale geliyor. Gelecekte ise dördüncü endüstri devrimi, hizmetlerin bilgisel sanayileşmesini hızlandıracak. Sonrasında birçok şey, insanlar tarafından değil robotlar veya AI tarafından yapılacak. İnsan ömrü uzarken insanların çalışma saatleri azalacak. Dolayısıyla geleceğin girişimciliği bu fenomenle nasıl başa çıkacağını aramakla uğraşacak.

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.