Girişimci gencin “OYUN” hesabı

Mustafa Doruk, mühendislik okudu ama girişimci olmayı seçti. Lise yıllarından itibaren birçok girişime hayat verdi. Kurumsal hayatta da deneyim kazandıktan sonra kendi şirketini kurmaya karar veren Doruk, fırsatı zeka oyunlarında gördü. Beyin Bey adını taşıyan zeka oyunları şirketiyle orta vadede Türkiye’nin zeka ve kutu oyunları markası olmayı hedefliyor.

ÖZLEM BAY YILMAZ obay@ekonomist.com.tr

Mustafa Doruk’un girişimciliğe ilgisi çocukluk yıllarında başladı. İlk olarak lise döneminde çocuk kitapları serisi yazıp yayınlattı; sonrasında yaz okulu organize ederek kendisine önemli bir gelir kalemi yarattı. Her zaman çocukları gözlemleyen ve onların ihtiyaçlarından yola çıkan işlere odaklanan Doruk, son olarak ‘Beyin Bey’ adını verdiği oyun şirketiyle zeka oyunları tasarlayıp erişilebilir fiyatlarla satışa sunuyor. Bir yıl gibi bir sürede ürünlerini D&R, Hepsiburada, Nokta Kırtasiye ve Beymen gibi perakende noktalarına sokmayı başaran girişimci, hedefinin Türkiye’den ihraç edilebilen bir zeka oyunu, kutu oyunu markası çıkarmak olduğunu söylüyor. “Avrupa ve Rusya’da büyümeyi hedefliyoruz. Şu anda ayda 500 oyun satıyoruz. Kısa dönemde bunu bine çıkarmayı planlıyoruz” diyen Beyin Bey Kurucusu Mustafa Doruk, girişimcilik hikayesini ve gelecek planlarını şöyle anlattı:

Sizi biraz tanıyabilir miyiz?
1991 doğumluyum. Üsküdar Amerikan Lisesi’ni bitirdim. Daha sonra Koç Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldum. Şu anda da İstanbul Teknik Üniversitesi’nde İşletme Bölümü’nde yüksek lisans yapıyorum. Kurumsal bir şirkette makine mühendisi olarak çalışmak yerine girişimciliği seçtim, çünkü her zaman bir girişimcilik hayalim vardı.

Size bu hayali kurduran ne oldu?
Girişimci bir ailede büyüdüm. Babam girişimci, genetiğime kodlanmış bir girişimcilik var. Annem uzman psikolog. Çocuk gelişimi üzerine çalışıyor, eğitim koçluğu yapıyor. Ablam kreatif sanatçı. Aslında o da endüstri mühendisi ve profesyonel hayatta mesleğini yapıyor. Ancak hazırladığım bazı oyunlarda onun yaratıcılığından ve görsel estetiğinden yararlandım. Aileden gelen girişim ortamı beni etkiledi, okul yıllarımdan beri birtakım ufak tefek girişimlerde bulunuyordum.

İlk girişiminiz neydi?
Lise yıllarında bir çocuk kitapları serisi çıkardım. Her biri Türkiye’nin farklı yerlerinde geçen hikayelerdi. Hikayeleri ABD’de bir okula gönderdim ve oradan burs aldım. Bu sayede yaz okuluna gitme şansım oldu. Daha sonra hikayelerim Birey Yayınları’nın ilgisini çekti ve kitap olarak bastılar. TÜYAP’ta imza günüm oldu ve daha çocuk yaşta minik okurlarımla buluşmanın keyfini yaşadım.

Sonrasında neler yaptınız?
Daha sonra üniversite dönemimde de yine eğitime yönelik girişimler yaptım, yurt dışı okullarla bağlantılar kurup onların acentesi olarak çalıştım. Türk öğrencileri yurt dışı kamplarına yönlendirmeye başladım. Hatta Kaplan Dil Okulları ile çalışmaya başlamıştım. Benimle görüşmeye gelen temsilciler karşılarında benim gibi bir üniversite öğrencisini görünce şaşırmışlardı. Bunları yaparken üniversite hayatıma da devam ettim. Çok seyahatli bir eğitim hayatım oldu. O süreçte 30’u aşkın ülkeyi görme fırsatı buldum. Uzak Doğu’da hem Hong Kong hem Çin’de eğitim gördüm, staj yaptım. Orada kalma planlarım vardı ama sonra girişimcilik hedeflerim ağır basınca İstanbul’a döndüm.

Mustafa Doruk
Mustafa Doruk

İstanbul’a döndükten sonra ne tür girişimlerde bulundunuz?
Annemin yapmış olduğu çalışmalarda gözlemlediklerimi daha kitlesel hale getirebilecek bir girişimde bulunmak hedefindeydim. Bu alanda yurt dışındaki yaz okullarını da yakından takip etme şansım olmuştu. Türkiye’deki yaz okullarının tamamen spor okullarının tekelinde olduğunu fark ettim. Üstelik çocuklar mutsuzdu. Adeta spordan soğuyorlardı. Bunun üzerine yurt dışındaki formlara uygun yaz kampları düzenlemeye karar verdim. Aslında tam anlamıyla girişimcilik kariyerime de böyle başladım.

Yaz okulu mu açtınız?
Doruk Yaz Okulları diye bir yaz okulu organize ettim. Tamamen mobil bir kamptı. 15 metrekare kadar küçük bir sınıfım vardı ve orada ağırlığı zeka oyunlarına verdim. Bir tane de servisim vardı. Ataşehir’deki merkezimizden çocukları alıp yüzme için farklı bir yere, basketbol için bir başka merkeze götürüyordum. Sanat tarihi uzmanları eşliğinde çocuklara müze gezdirip, örneğin Pera Müzesi’nde Kaplumbağa Terbiyecisi’nin önünde resim atölyesi organize ediyordum. 4 çocuk ile başladığımız kamp o yazın sonunda 40 çocuğa kadar ulaştı. Bu yaz 4’üncü yaz okulumuzu yaptık ve 100’e yakın öğrenciye ulaştık.

Sadece Ataşehir’de mi merkeziniz var?
İki yıldır çalışmalarımızı Ataşehir’de bin metrekareye yakın yeni merkezimizde yapıyoruz. Yarı olimpik bir yüzme havuzumuz, jimnastik salonumuz ve oyun sınıflarımız var. Sporu, sanatı iç içe yapabildiğimiz bir konsept oluşturduk. Yine gezilerimiz oluyor; geziler programa güç katıyor. Türk Zeka Vakfı ile ortaklaşa çalışmalar da yapıyorum. Orada eğitmenlik diplomaları da aldım. Bunun üzerine zeka oyunlarına daha da yönelmeye başladım. Birtakım aktivitelerimizi, örneğin farklı bir konseptte başlattığımız ‘Maker Robotik’ atölyemizi kardeş bir kurum bünyesinde Göktürk’te de açtık, gördüğümüz ilgi nedeniyle büyümeyi de planlıyoruz. Sonrasında oyun sektörüne yönelik girişiminiz oldu.

Bunda neler etkili oldu?
Özellikle kutu oyunlarında yerli üretimin ne kadar zayıf olduğunu, maalesef yabancı birkaç oyunun kopyalanmasından öteye geçilmediğini de fark ediyordum. Bunun üzerine yeni bir girişimle geçen yıl kendi oyunlarımızı üretmeye başladık. Oyun şirketimizin adını ‘Beyin Bey’ koyduk.

Ne tarz oyunlar çıkardınız?
Kutu oyunlarla başladım. Zaman içinde kutu içeriklerini geliştirdim. Beyin Bey grubunda 10 oyunumuz oldu. Dikkat, konsantrasyon, görsel algı, hız, hafıza, dil becerileri, matematiksel zekaya yönelik oyunlarımız var. Çok yeni bir şirketiz. İlk oyunumuzu geçen yıl temmuz ayında çıkardık. Ürünlerimiz yaklaşık bir yıldır piyasada.

Oyunları kaç kişilik bir ekip ortaya çıkarıyor?
4 grafikerimiz var, oyun tasarımlarını ben ve babam yapıyoruz, ablam da bize sanat yönetiminde destek veriyor. Bir ay önce yeni bir ürün grubu daha çıkardık. 0-4 yaş grubunda zeka oyunları tarafında kısır bir pazar var. Biraz da o tarafa yöneldik. Toplam 24 oyunumuz oldu, yaklaşık 10 tane de yolda. Birkaç ay içinde 30’u aşkın oyunumuz olacak.

Satış kanallarınız nereler?
İlk etapta ulaşabildiğimiz kadar satış kanalına ulaşmaya çalıştık. Şu an oyunlarımız D&R, Hepsiburada, Nokta Kırtasiye ve Beymen gibi noktalarda satılıyor. Ayrıca kendi sitemiz beyinbey.com üzerinden de oyunlarımızı satıyoruz.

Bulunduğunuz kategoride Türkiye’de çok fazla marka var mı?
İthal ağırlıklı bir durum var. Mattel, Hasbro pazarı domine ediyor. Ama biz fiyat konusunda çok rekabetçiyiz. Çünkü o ithal ürünler özellikle son dönemdeki kur artışı nedeniyle oldukça yüksek fiyatlarla satılıyor. Bir Monopoly 250 TL civarında. Bizim ürünlerimiz ise 30 – 90 TL arasında değişiyor.

Oyunların üretimi nerede gerçekleşiyor?
Tamamen yerli üretim. Fikir aşamasından üretimine kadar yerli ve milli. Anlaştığımız matbaalar var, onlarla çalışıyoruz. Ambalajlarını da farklı şirketlere yaptırıyoruz.

Şu ana kadar kadarlık bir yatırım yaptınız?
Yatırdığım sermayenin tamamı öz sermayemdi. Bu zamana kadar 100 bin TL’lik bir yatırım söz konusu oldu.

Satış rakamlarınız nasıl?
Şu anda ayda 500 oyuna kadar satış yapıyoruz. Kısa dönemde de bunu iki katına çıkarmayı hedefliyoruz. 1.000 oyuna kadar çıkarız. İnternet satışımızı kendi kanalımızla hızlandırmaya başlayacağız. Birtakım online kanallarda vardık. Bir süre önce kendi sitemiz üzerinden de satışa başladık.

Beyin Bey olarak hedefleriniz neler?
Türkiye’den ihraç edilebilen bir zeka oyunu, kutu oyun markası olmayı hedefliyoruz. Yurt dışında ilk hedefimiz Avrupa ama bir taraftan Rusya’da da kutu oyunlarının ciddi ilgi gördüğünü biliyoruz. Rusça çevirilerini de yaptırdık. Yakın tarihte o pazarlarda da şansımızı denemek istiyoruz. Orta ve uzun vadede yurt dışında büyüme hedefliyoruz.

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.