“Avrupa’da büyüyeceğiz”


Positive Energy, 1 yaşında genç bir şirket. 2,5 milyon dolar değerlemesiyle Enerjisa’nın eski CFO’su Avusturyalı Bernhard Raberger’den yatırım aldı. Positive Energy Kurucu Ortağı Soner Hacıhaliloğlu, önce Lüksemburg’da AR-GE merkezi açmayı planladıklarını söylüyor. Sonra ise “5 yıllık dönemde şirketimizi Avrupa’ya taşıyıp hızlı büyümek istiyoruz. Ardından Amerika pazarına girip dünyada alanında söz sahibi bir şirket olmayı hedefliyoruz” diye konuşuyor.

avrupada-buyuyecegiz-1Üç mühendis olarak yola çıktılar. Her biri alanında en yetkin isimler arasındaydı. Başarı da kısa sürede geldi. Daha şirketi kuralı 1 yıl olmadan yabancı yatırım aldılar. Şirketin değerlemesi, 2,5 milyon dolar üzerinden yapıldı ve Enerjisa’nın eski CFO’su Avusturyalı Bernhard Raberger, hem yatırımcıları hem mentorları oldu… Etohum’da ilk 15’e kaldılar. Binlerce start up’ın başvurduğu IBM ve Google’ın girişimci hızlandırma programına kabul edilen şirketler arasına girdiler. Bu başarılı performansı ortaya koyan start up’ın adı Positive Energy. “Positive Energy’yi kurarken enerji giderlerinin ölçümü amacıyla yola çıkmıştık ama fırsatın enerji analizinde olduğunu fark ettik” diyen kurucu ortaklardan Soner Hacıhaliloğlu, Cem Aybar ve Fatih Kılıç’la birlikte bugün enerji yönetiminde ilkleri hayata geçirdiklerini vurguluyor. Hacıhaliloğlu, enerji raporlama ve analizi alanında ilk yerli şirket olduklarını söylüyor. 5 yılda Avrupa’da iyi bir noktaya gelmeyi daha sonra Amerika pazarına açılmayı planladıklarını anlatıyor. Positive Energy Kurucu Ortağı Soner Hacıhaliloğlu ile yaptığımız söyleşinin detayları şöyle:

Yolun başındasınız ve önemli başarılar elde ettiniz. Nasıl bir start up’sınız?
Enerji giderlerinin ölçümünü yapmak üzere yola çıkmıştık. Daha sonra asıl fırsatın tüketicilere ne kadar enerji tükettiklerini göstermekte değil nasıl tükettiklerini ve nasıl verimli tüketebileceklerini göstermekte olduğunu fark ettik. Bu açığı görünce bütün sistemimizi alt üst ettik. Şu an çalıştığımız platform, enerjinin nasıl kullanıldığını analiz ediyor. Tüketicilere geri bildirim veriyor ve önerilerde bulunuyor. Buna göre de tüketicinin verimli enerji sistemini kurmasını sağlayan bir platform hayata geçirmiş olduk.

ŞİRKETİN DEĞERİ NE KADAR?
Şirket değerlemesi 2,5 milyon dolar üzerinden yapıldı.

“Dünyada söz sahibi olmak istiyoruz”
İLK İŞİM DEĞİL Bu benim ilk girişimim değil. 2002-2003’te bir yazılım şirketim vardı. 2 ortak kurduğumuz o yazılım şirketiyle Mercedes’in, BMW’nin yazılımlarını yapan ilk Türk şirketiydik. O zaman ithalat ihracat yazılımlarını yapıyorduk. Hatta bu alanda Mercedes’in onay verdiği yazılımlardan birisi olmuştu. O yıl o şirketi sattık.
İLK HEDEF Şirketimizin kalıcı olmasını istiyorum. Enerji veri analizinde sadece Türkiye’de değil dünyada söz sahibi olmayı istiyoruz. Avrupa pazarında enerji bilinci Amerika’ya göre daha fazla. 2020 hedeflerine göre o tarihte yüzde 20 daha az enerji tüketen bir Avrupa düşünüyorlar. Ayrıca Avrupa’da bu tür sistemlere teşvikler de fazla. 5 yıllık dönemde şirketimizi Avrupa’ya taşıyıp hızlı büyüme ve o alanda söz sahibi şirket olma hedefimiz var.
AMERİKA PLANI Daha sonra da Amerika pazarına girmeyi düşünüyoruz. Dünyada enerji tüketiminin analizini yapan ve insan davranışlarına göre bunu kıyaslayan şirket yok. Bunu ilk yapan biziz.

Kendinizi tanıtır mısınız? Bu işi kimlerle kurdunuz?
Üç ortağız, ben bilgisayar mühendisiyim. Amerika’da bilgisayar mühendisliği eğitimi aldım ve yaklaşık 10 yıldır enerji sektöründeyim. Kariyerime Almanya’da Siemens’in yazılım şirketinde başladım. Sonra Türkiye’ye geldim. Burada yine Almanya merkezli büyük bir enerji şirketi olan İsta Holding’in kuruluşunda ve yönetiminde görev aldım. Enerji şirketlerine danışmanlık yaptım. 2014 yılında da iki ortağımla beraber Positive Energy’yi kurduk.

Ortaklarınızla nasıl bir araya geldiniz?
Ortaklarımla benzer geçmişlere sahibiz. Cem Aybar teknoloji ve AR-GE’nin başında. Alarko’nun AR-GE bölümünde 8 yıl enerji cihazları ve enerji verimliliğine yönelik çalışmalar yaptı. Diğer ortağımız Fatih Kılıç, elektronik mühendisi. Milli yazılımımız Pargos’un geliştirilme safhasında bulundu. Intel’de belirli projeler geliştirdi. Yazılım alanında benimle beraber operasyonun başında. Ben de şirketin iş geliştirme kısmını yönetiyorum.

2014’te yola çıktığınızda hedefiniz neydi?
Enerji monitörleme hedefiyle yola çıktık. Yani enerjinin nasıl kullanıldığını hesaplayalım, gösterelim ama ısı giderleri paylaşımı için yerel bir platform yapalım demiştik. Çünkü ısı giderlerinin paylaşımındaki bütün yazılımlar yurtdışı kaynaklıydı.

FIRSAT NEREDE?
Enerji yoğunluğuna bakacak olursanız B2C’de daha fazla.

“Yatırımcılar Risk alamıyor”
TÜRKİYE’DE YENİ Türkiye’de melek yatırımcılık çok yeni. Amerika ve Avrupa’daki gibi ilerlemediği için yerli bir yatırımcı alma ümidimizi kaybettik. Bir start up şirketine yatırım yapmaktan çok gelişmiş bir şirkete yatırım yapma mantığı var. Süreç çok yavaş ilerliyor. Bernhard Raberger ile görüşmemizle yatırım almamız arasındaki süre toplam 2 hafta. Ama mesela Türkiye’de 6 ay önce görüştüğümüz şirketten hala haber yok.
EĞİTİM ALMALILAR Türkiye’de 5 defa 5 gruba sunum yaptık. O 5 gruptan aldığımız geri bildirimlerin hepsi aynı: “Tamam güzel. Biz bir bakalım.” En kötüsü de geri dönmemek. Türkiye’de start up’lara sunum teknikleri ve proje eğitimleri veriliyor. Bence esas yatırımcılara ciddi bir eğitim verilmeli.
FARKLAR VAR Türkiye’deki yatırımcının start up sunumuna verdiği tepkiyle Avrupa’da verilen tepki arasındaki farklara baktık. Avrupalı, “Şu sunumun şu tarafı güzel, iş planının şurası güzel şurasını düzelt” derken Türk yatırımcı, “Ben senden elektrik alamadım” şeklinde bir tepki veriyor. 10 tane yatırımın 9’u batar, 1’i başarır. Melek yatırımcı olma mantığı budur. Ama Türkiye’de 3 yatırım yapalım 3’ü de başarsın mantığı var.
NEDEN ÇIKMIYOR? Yatırımcılar büyük risk almak istemiyor. 50 bin dolarlık ufak risklere girme eğilimindeler. Bu zihniyet devam ettiği sürece Türkiye’de hiçbir zaman büyük çaplı bir iş olmaz. Amerikalı meleklerle hiç kıyaslamıyorum bile. Amerika’da 1 milyon dolar batırıyorlar ama 10 milyon dolar da kazanıyorlar. Burada 50 bin doları risk etmeyi bile göz alamıyorlar. O yüzden de bizden dünyaya açılan global şirket zor çıkıyor.

Şu anda sisteminiz nasıl işliyor?
Binalara ya da ticari zincirlere sensörlerimizi yerleştiriyoruz. Şu anda zincir mağazalar, süpermarketler ve diğer perakende zincirleriyle çalışıyoruz. Gün içinde o mağazada enerjinin nasıl kullanıldığını analiz ediyoruz. Kullanım yoğunluk alanlarını tespit ediyoruz ve analizimizi yapıyoruz. Mesela bir süpermarkette gün ışığı olanağı varken 8 bin tane aydınlatma koymuşlar. Öğlen ışığın en yüksek olduğu saatte 2 bin tane ışığı söndürdük ve hiç kimse fark etmedi.

Alışkanlıkları ve sorunları tespit ediyorsunuz sonra öneride mi bulunuyorsunuz?
Evet, analiz ettikten sonra sistem kuruluyor, yazılım işliyor. Sensörleri yurtdışından alıyoruz. Bizim yazılımımız o sensörlerle iletişim halinde oluyor. Şimdi enerji beacon sistemi geliştiriyoruz. Onda da son aşamaya geldik. Bildiğiniz gibi beacon bluetooth ile haberleşen bir teknoloji. Genelde pazarlamada kullanılıyor. Mesela bir mağazanın önünden geçerken size bluetooth aracılığıyla SMS gönderiyor. İşte o verileri toplayıp size mesaj gönderen beacon sistemini enerjide ilk kullanan şirket olacağız.

Enerjide beacon’ı nasıl kullanacaksınız?
Cihazı eve koyuyorsunuz. O cihazın içinde pek çok entegre sensör var. O sensörlerle beraber uygulamayı cep telefonunuza yüklediğinizde çalışmaya başlıyor. Eve geldiğiniz zaman sizi tanıyor ve “Hoş geldiniz” mesajı gönderiyor. Hava sıcaklığını bildiriyor. “Evin sıcaklığını şu dereceye ayarladım, aydınlatma şuydu, şu şekilde yaptım. Dün evde şu kadar süre bulundunuz, evde bulunduğunuz sürece şu kadar tasarruf edebilirdiniz” şeklinde rapor sunuyor. Eve girdikten sonra sizinle iletişim halinde kalmaya devam ediyor. Yazılımımızı tamamen öğrenen bir sistem üzerine kurduk, bu bizim en büyük farkımız oldu. Berlin’de ve Lüksemburg’da tanıtımını yaptık. Hatta Lüksemburg’da Türkiye’den teknoloji alanında seçilen en iyi şirket olduk.

Lüksemburg’taki ne yarışmasıydı?
Lüksemburg ve Türk hükümetleri ortaklaşa düzenlemişti. İnovasyon alanındaki yeni start up’lar davet edilmişti. Teknoloji alanında en yenilikçi start up olarak biz seçildik. Lüksemburg’ta bir teknokent var, bize orada bir ofis verdiler. Hep B2B çalışıyorduk, ilk defa orada B2C sunumumuzu yaptık. Büyük verinin ne kadar büyük olduğu önemli ama verinin anlamlı olması daha da önemli. Biz insanların enerji kullanım alışkanlıklarından anlamlı veriler üreterek hizmete sunuyoruz. Bu verileri de satacağız. Bir enerji şirketi veya bir banka o işlenmiş enerji verilerini alıp ona göre bölgeye özel yatırımlar yapabilir. Biz o veriyi tutup enerji veri borsası gibi bir borsa yaratacağız. Bütün bu platformdan elde edilen gelirin bir kısmının üçüncü dünya ülkelerine bağış olarak gitmesini sağlayacağız.

Yurtdışındaki hedefleriniz neler?
Avrupa’da Lüksemburg’daki teknokette bir ofis açmayı düşünüyoruz. Çünkü vergisel avantajının dışında bütün global şirketler orada. Yani Microsoft ve Google’ın ofisleri orada. Teknoloji alanındaki yeni girişimlere çok daha fazla destek var. Tabii ki tam Avrupa’nın merkezinde. Şu anda bir yabancı yatırım da aldık. Avusturya merkezli bir şirket.

Ne kadarlık bir yatırım aldınız?
Şirket değerlemesi 2,5 milyon dolar üzerinden yapıldı. Dilimler halinde yatırım yapılacak. 25 bin Euro ile başlayıp aylık olarak devam edecek şekilde yatırım aldık. Enerjisa’nın eski CFO’su Bernhard Raberger yatırımcımız. Aynı zamanda danışma kurulumuz da bifiil çalışıyor. Enerji sektöründen geldiği için koçluğu çok faydalı oluyor. Bu tamamen finansal bir yatırım olmadı, kendisi de işin içinde ve kendi bağlantılarıyla bizi yönlendiriyor. Stratejik bir ortaklık oldu.

Ne kadarlık bir sermayeniz vardı?
50 bin TL’lik klasik sermayeyle yola çıktık, bir de KOSGEB’den 170 bin TL’lik AR-GE hibesi aldık. En büyük avantajı, Marmara Üniversitesi’nde Teknokent’te yer almamız oldu. Bunun dışında TEB’in girişimcilik desteğinden çok ciddi faydalandık. Onların mentorluk desteği de oldu. Ve Etohum’da ilk 15’e seçildik. Aralıkta Lüksemburg’daki inovasyon haftasına katıldık ve en inovatif şirket seçildik. Daha sonra da IBM’in ve Google’ın hızlandırıcı programlarına katıldık. Mesela ikisi de bizim yazılımımız bulutta çalıştığı için bulut kredisi de veriyor. Yıllık 15-20 bin dolar arası destek sağlıyorlar. IBM ve Google’ın programlarına seçilmek çok önemli oldu.

Yola çıktığınız ilk günden bugüne ciroda nereye ulaştınız?
Yola çıkalı bir yıl olacak. Bir yılda 65 bin dolar ciroya ulaştık. Perakendede önemli müşterilerimiz var. Vodafone’la çalışıyoruz. Görüşmeye yeni başladığımız bir zincir var, onlarla muhtemelen ağustos ayında çalışmaya başlayacağız. Ve B2C çalışmaya da başlıyoruz. Avrupa’da bir süpermarket zinciriyle çalışacağız. Yıl sonuna kadar 2 zincir mağazayla çalışmaya başlayıp ardından 100 konutta bu sistemi uygulamaya devam edeceğiz.

Fırsat daha çok B2B’de mi yoksa B2C’de mi?
Enerji yoğunluğuna bakacak olursanız B2C’de daha fazla. Avrupa pazarında kullanılan enerjinin yüzde 40’a yakını binalarda kullanılıyor. Bu binaların da yüzde 60’ı konut.

avrupada-buyuyecegiz-2“BİLİNÇLİ TÜKETİCİ DAHA AZ TÜKETİYOR”
ANALİZE NASIL GİRDİK?
Asıl büyük açığın tüketicilerin enerji kullanım alışkanlıklarını analiz etmede olduğunu gördük. Amerika’da bir araştırma yaptık. Tüketicilerin kullanım alışkanlıklarının enerji tüketimine etkisinin yüzde 20-25 arasında değiştiğini fark ettik. Yani bilinçli bir tüketici yüzde 25 daha az enerji tüketiyor.

PSİKOLOJİ DESTEĞİ
İnsanlar kendi davranışlarının enerji tüketimine etkisini bilmiyor. İnsan davranışlarının etkisini incelemek için bünyemizde sosyoloji ve psikoloji alanında öğrenim gören lisans ve yüksek lisans öğrencileriyle çalışıyoruz. Bu, bize insanların nasıl bir ruh halinde, nasıl bir enerji tüketimi yapabildiğini ve neye ihtiyacı olduğunu gösteriyor.

DAVRANIŞSAL ENERJİ
Kurduğumuz sistemle bilinçli tüketimle enerji tasarruf oranını yüzde 35’e çıkardık. Enerjide hangi alanda açık olduğunu bilirsek o alana yöneliyoruz. Isıtmada ya da soğutmada bir konfor istiyorsanız ve o konforun otomatik sağlanmasını, en önemlisi sizinle beraber düşünen, sizin davranışlarınızı öğrenen bir sistem istiyorsanız biz bunu sağlıyoruz. Bizimkisi insan ara yüzünü aradan çıkarıp sizinle beraber öğrenen ve artık bütün cihazları yöneten bir sistem üzerine kurulu.

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.