“En Büyük Teşvik Kullanıcılarımızdan Geldi”


Dopigo, henüz çiçeği burnunda bir start up… Çok kanallı bir e-ticaret platformu olan Dopigo, 4 arkadaş tarafından hayata geçirildi. Kuruculardan M. Engin Şatana, fikirlerini hayata geçirirken en büyük teşvikin kullanıcılarından geldiğini söylüyor.

“Kurumsal hayattan kopup kendini start up’a atanlar” olarak tanımlıyor ekiplerini Dopigo’nun kurucularından M. Engin Şatana… Peki başka kimler var bu ekipte? M. Melih Karcı, Arda Özen, Birkan Babakol… Depo, Doping, Go kelimelerinden hareketle 4 arkadaş, girişimleri Dopigo’yu Eylül 2016’da hayata geçirdi. Dopigo, KOBİ ve şahıs işletmelerinin çok kanallı e-ticaret operasyonlarını kolaylaştırmak amacıyla tek noktadan ürün, envanter ve sipariş yönetimi sunan, bunu da çeşitli analitik ve raporlama önyüzleriyle destekleyen bulut tabanlı bir B2B SaaS çözümü. Henüz ekip kendi kaynaklarıyla işi finanse ediyor. Ancak Engin Şatana, “Yakın bir tarihte yatırım arayışına gireceğiz” diyor. Dopigo’nun kurucu ortağı M. Engin Şatana, girişimlerini şöyle anlatıyor:

TANIŞMA SÜRECİ
“8 yıl boyunca Deloitte, Türk Telekom ve son olarak HSBC’de çeşitli pozisyonlarda görev aldım. Dopigo’yu kurmadan önce 1,5 yıllık bir start up tecrübem oldu. Avrupa’nın en hızlı büyüyen start up’larından biri olan İncir.com’un operasyonlarını yönetme fırsatı buldum. Burada Dopigo’nun kurucu ortağı olan Melih Karcı ile tanıştım. Birkaç kişisel girişimden sonra kendisi bir dönem Rocket Internet ve benzer şirketlerde kurumsal tecrübe edinmiş. Aramıza son olarak katılan Arda Özen ile HSBC’de beraber çalıştık. İş geliştirmeden sorumlu ortağımız Birkan Babakol, aramızdaki tek ‘gerçek girişimci.’ Hem bize ağabeylik ediyor hem Dopigo’nun gelişmesi için bize yol gösteriyor. Birkan ile İncir.com’un CMO’su olduğu dönemde tanıştık. Gördüğünüz üzere aslında Dopigo ekibi birçok kesişim kümesinden oluşuyor. Kurumsal tecrübem bana Arda Özen ile tanışma fırsatı verdi. Start up tecrübem ise CTO’muz Melih ve Birkan Babakol ile tanışmama olanak sağladı.

İŞ FİKRİ OLUŞUYOR
Temmuz 2016’da Melih ile İncir.com’un depo optimizasyon projesi için çalışıyorduk. Boş bir depoda toz toprak içinde kucağımızda bilgisayarlarımız bir taraftan yazılım yazıyor bir taraftan da testler yapıyorduk. Herkes tatildeyken biz de kendi kendimize yeni bir projeyi hayata geçirmenin heyecanı içindeydik. Bu çok klişe olabilir ama normalde 7 ay sürmesi gereken bir işi, biz 40 günde hayata geçirmek üzereydik. İşte o günlerden birinde benzer bir yazılım altyapısıyla e-ticaret süreçlerini nasıl daha kolaylaştırabileceğimizi ve bunu herkese açabileceğimizi düşündük. Bir iş fikrini ortaya atarken önce ekip olabilme refleksi ortaya çıkıyor. Aradan birkaç ay geçtikten sonra kendimizi benim evde çalışır halde bulduk. İlk yaptığımız şey, fikrin validasyonunu yapmaktı. Bir MVP (Minimum Viable Product) yaratıp küçük bir bütçeyle lansmanını yaptık. Burada temel amacımız, çok kısıtlı bir ürünle kullanıcı yaratıp yaratamadığımızı görmek oldu. Bu aşamada kullanıcılarımızı ofislerinde ziyaret edip e-ticaret operasyonlarını nasıl yönettiklerini gözlemledik. Bir nevi test ettik ve kendileriyle röportaj kıvamında görüşmeler yapıp ihtiyaçlarını derinlemesine gördük. Daha sonra Dopigo’nun ilk versiyonunu çalışmaya başladık. N11.com ve Gittigidiyor gibi iki büyük pazaryeriyle entegre olup kullanıcı tabanımızı genişletmeye başladık. Bir sonraki aşamada ise Koç Üniversitesi bünyesindeki KWORKS Girişimcilik Uygulama ve Araştırma Merkezi Hızlandırma Programı’na dahil olduk. Bu programa bu yıl 600’e yakın girişim başvurdu ve Dopigo ilk 5’e girme başarısını gösterdi. Halihazırda KWORKS bünyesinde çalışmalarımıza devam ediyoruz.

DESTEKÇİLER KİMLER?
İlk kapısını çaldığımız kişi Birkan Babakol oldu. Kendisinden randevu almak biraz zaman aldı, ancak bizi çok dikkatli dinledi ve sonrasında destek olmaya karar verdi. Sadece benim ailem değil tüm ekip üyelerinin ailelerinin tepkisi bizim için önemliydi. Ailelerimiz tam anlamıyla bize destek oldu bu fikirde. Melih’in babası Kazım Amca, Dopigo’nun İzmir temsilcisi gibi hareket ediyor ve bize oradan devamlı kullanıcı buluyor. Annem her hafta arayıp müşteri adedimizi soruyor. Sadece ailelerimizin değil eşlerimizin de bu yolda bize tam anlamıyla destek olduğunu görmek beni çok mutlu ediyor. Uzun çalışma saatleri ve 7/24 online kalma durumu eşler için bazen sinir bozucu olabiliyorken biz bunu iyi dengeliyoruz. Bizim kendi iç huzurumuz ve verimliliğimiz için bu durum çok önemli.

EN BÜYÜK TEŞVİK
Ekim ayında MVP’mizi çıkardığımız zaman bir kullanıcımızı ziyaret ettik. Kendisi Sultanbeyli’de ara sokakta yer alan bir oyuncakçıydı. Birkaç saat yanında kaldık ve mağazasından çıktığımızda etrafımızda onun gibi birçok mağaza olduğunu gördük. Dopigo ile amaçlarımızdan biri, Türkiye’de herkesin kolayca e-ticarete atılmasını sağlayabilmek ve tek noktadan tüm satışlarını kaynağa ihtiyaç duymadan yönetmek. Kullanıcılarımızla görüşürken Dopigo’dan bağımsız olarak e-ticaretin nasıl daha iyi yapılabileceğiyle ilgili görüşüyoruz ve kendilerinin bize ‘Şunu yaparsanız biz Dopigo’yu kullanırız’ cümlesini duya duya harekete geçtik. En büyük teşvik kullanıcılarımızdan geldi diyebilirim.”

İLK BÜYÜK İŞ
Dopigo fikrini hayata geçirmemizin üzerinden sadece 7 ay geçmesine rağmen birçok kırılma noktası yaşadık. Özellikle ilk versiyonumuzu yayına aldıktan sonra artan kullanıcı adedimiz bizim için çok önemliydi. Halihazırda Dopigo üzerinden 150 bin ürün 40 bin sipariş geçti. Yakında mobil uygulamamız da hayata geçecek.

BAŞARI HİSSİ
Bizim için en önemli başarı, Dopigo’nun kullanıcı adedinin artması. Dopigo’yu uçtan uca kullanan insanları görünce motivasyonumuz daha da artıyor. Daha bir şeyi başarmış olarak görmüyoruz kendimizi, ancak tabii ki kendi aramızda başarı hayallerimiz var. Yakında ilk faturamızı keseceğimiz zaman bizim için büyük bir başarı olacak. Yurtdışı açılım ise bir sonraki etap…

“YA BAŞARISIZ OLURSAM”
Ya başarısız olursam korkum olmadı. Bu, gerçekten çok enteresan bir durum; çünkü daha önceki kurumsal iş deneyimlerimde benzer korkular yaşadığımı hatırlıyorum. Start up’ın en önemli konusu, sizin bir ‘çalışan’ olmaktan çıkıp bir ‘savaşçı’ hüviyetine bürünmenizdir. Görünmez bir rakibiniz var artık: Kendiniz. Kendinize karşı büyük bir savaş verip karanlık bir labirentte yolunuzu bulmanızdan ibaret her şey. Bu labirenti aydınlatmak için de çok çalışmanız ve doğru ekiple bu yola koyulmanız gerekiyor. Devamlı denemeler ve testler yapıp Dopigo’yu nasıl daha iyi bir uygulama haline getirebiliriz ona bakıyoruz. Yalın girişim yaklaşımının en önemli bileşeni, sizin yılmadan bu test ve denemeleri devam ettirip sonuca en hızlı şekilde ulaşmanızı sağlamak.

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.