Milyar dolarlık potansiyel


Biyoteknolojik ilaç geliştiren Intarcia Therapeutics’in değeri 5,5 milyar dolara ulaştı. Dijital sağlık start up’ı olan Outcome Health değerini 5 milyar dolara taşıdı. ABD’li Guardant Health 360 milyon dolar, Rubius Therapeutics 120 milyon dolar, Blink Health 90 milyon dolar yatırım aldı. Rakamlardan da görüldüğü gibi biyotech start up’lar dünyada ciddi bir pazar yaratmış durumda. Türkiye’de ise son yıllarda güzel yatırım haberleri gelmeye başlasa bile henüz yolun çok başındayız.

Dünya genelinde yaşlı nüfusun çoğalması ve ortalama yaşam süresinin uzaması, sağlık alanındaki harcamaların da artmasına neden oluyor. Sağlık harcamalarının ortalama yüzde 5 artışla 2018’de 9,6 trilyon dolara ulaşması bekleniyor.

Ayrıca birleşme ve satın almalarla hastane ve sağlık merkezleri konsolide olurken sağlık hizmeti fiyatları da yükseliş trendinde. Bu nedenle harcamaları ve maliyetleri düşürecek teknolojiler, sağlık sektörünün öncelikli gündemini oluşturuyor. İşte bu noktada girişimciler devreye giriyor, fırsatlarla dolu müthiş bir pazar ortaya çıkıyor. Özellikle kişisel ve evde sağlık teknolojilerinin ciddi bir pazar potansiyeli oluşturacağı tahmin ediliyor.

Türkiye’de sağlık ve biotech start up’larına yatırım yapan fonlardan biri olan ACT Venture Partners Yönetici Ortağı Gökhan Güner, platform ve sensör teknolojilerle süreçleri iyileştiren girişimler ve ilaçların etki gücünü artıracak teknolojiler üzerine çalışan girişimciler için pazarda ciddi bir fırsat penceresinin açıldığını söylüyor. Güner, “Dijital sağlık, yeni biyosensör teknolojileri, hasta katılımını ve izlenmesini artıran uygulamalar, bu alandaki en önemli gelişmeler” diyor. Biotech start up’lar hem dünyada hem Türkiye’de başarılı olmaları halinde milyarlarca dolar değere ulaşma potansiyeli taşıyor.

GLOBAL PAZAR HAREKETLİ
Biotech start up’ları fintech’lerle beraber dünya üzerinde en çok yatırım alan iki alandan biri. Dünya üzerinde sadece 2016 yılında küresel olarak 500’ün üzerinde biotech start up’a 8 milyar dolar yatırım yapıldı. 2017’de de biotech start up’larına yapılan yatırımlar artarak devam ediyor.

Startups.watch verilerine göre dünyada 2017’nin ikinci çeyreğinde 174 start up toplam 3,2 milyar dolar yatırım aldı. Bunlardan ABD’de Guardant Health, 360 milyon dolarla en fazla yatırım alan start up oldu. Onu yine ABD’den 120 milyon dolarla Rubius Therapeutics ve 90 milyon dolarla Blink Health izledi.

ACT Venture Partners Yönetici Ortağı Gökhan Güner, dünyadaki başlıca start up’ları ve sektörel gelişmeleri düzenli olarak izlediklerini söylüyor. Değerlemelerle ilgili çok fazla bilgi paylaşılmadığını belirten Güner, alınan yatırım miktarlarından değerlemeleri kabaca tahmin ettiklerini ifade ediyor ve şöyle açıklıyor:
“Dijital sağlık alanında Proteus Digital Health, toplam 400 milyon dolara yakın yatırım aldı. Bu şirket davranışsal, psikolojik ve tedavilere ilişkin birçok veriyi toplayıp akıllı telefonlar üzerinden kişisel yönetim araçları sunuyor. Practo ve Babylon Health, geleneksel sağlık sektöründeki süreçleri değiştirme hedefinde olan iki önemli girişim. Practo, 2015 yılında 90 milyon dolar, Babylon Health ise 2016 yılında 25 milyon dolar yatırım aldı.”

DEVLER START UP PEŞİNDE
Artık biyoteknoloji alanında yatırım modelleri değişiyor. Büyük şirketler ürün portföylerini genişletmek, daha hızlı ve daha verimli olabilmek adına temel Ar- Ge yapan küçük biyoteknoloji şirketlerini satın alıyor, lisans anlaşmaları yapıyor ya da ortaklıklar kuruyorlar. Startups.watch verilerine göre dünyada 2017’nin ikinci çeyreğinde 32 biotech start up’a sadece ilaç şirketleri tarafından yapılan yatırım toplamı 714,91 milyon dolar oldu.

MSD Türkiye Sağlık Politikaları ve İletişim Direktörü Deniz Big Öncel, MSD’nin New Link Genetics ile Ebola aşı adayının araştırılması, geliştirilmesi, üretimi ve dağıtımı için yaptığı lisans sözleşmesini, immünoonkoloji portföyünü güçlendirmek için cCAM Biotherapeutics’i satın almasını örnek gösteriyor.

Öncel, “Türkiye olarak arzu edilen sıçramayı yapabilmek üzere ülkemizde bu tip girişimlerin çoğalmasına ve başarılı örneklere ihtiyacımız var” diyor. TEPAV İnovasyon Çalışmaları Program Direktörü Selin Arslanhan Memiş, dünyanın en büyük 20 ilaç şirketinin birleşme ve satın alma işlemleri içinde biyoteknolojinin payının, 2000’li yılların başında yüzde 10’un altındayken son birkaç yılda yüzde 30’ların üzerine çıktığını söylüyor.

Bu payın hızla artmaya devam etmesini beklediklerini ifade eden Memiş, şöyle devam ediyor:
“Yeni ilaç keşiflerinin kimler tarafından yapıldığına baktığımızda da start up’ları görüyoruz. FDA verilerine göre 2016 yılında 19 yeni ilaç molekülünün 13’ü küçük şirketler tarafından geliştirildi. Bu eğilim sürecek.”

TÜRKİYEDE HENÜZ AZ
Türkiye’de girişimcilik ekosistemi son 10 yılda inanılmaz bir gelişim gösterdi. Son yıllarda teknoloji start up’larına ilişkin güzel yatırım haberleri de gelmeye başladı. Sağlık start up’larının sayısı 320’leri buldu. Startups.watch verilerine göre son 10 yılda Türkiye’de 29 biotech start up’ına yatırım yapıldı.

Bunlarda 18’ine yapılan yatırım tutarı paylaşıldı. Bunların toplam tutarı ise 9 milyon 298 bin dolar. Türkiye’de bu alandaki start up’ların en büyük sorununun erken aşamada yatırım alamamaları olduğu ifade ediliyor. Büyük yatırımlara, fonlara ve iş birliği olanaklarına erişemiyorlar. Startups.watch’un kurucusu Serkan Ünsal, Türkiye’de ACT Venture Partners ve DCP gibi iki teknoloji yatırımcısı dışında biotech start up’lara yatırım yapanın olmadığını belirtiyor. Ünsal, “Akademisyenler bu alanda yatırım alınabileceğinin daha yeni yeni farkına vardı. O nedenle girişim sayısı oldukça az” diyor.

2013 sonlarında kurulan PHI Tech, bu alandaki önemli start up’lardan biri. PHI Tech Bioinformatics Kurucu Ortağı GTÜ Biyomühendislik öğretim üyesi Saliha Durmuş, “Dünyada sağlık alanına biyoinformatik çözümler getiren şirketler revaçtayken ülkemizde bu konudaki yetersizlik, en önemli motivasyonlarımızdandı” diyor.

Durmuş, Türkiye’deki ortamı şöyle anlatıyor:
“Sağlık ve yaşam bilimleri alanında ciddi bir akademik ve araştırma birikimine sahibiz. Bu birikimin yavaş yavaş artan bir hızla biyoteknoloji girişimlerine dönüştürülüyor. Teknokentlerde bu alanda yoğun çalışan çok sayıda start up var.”

HIZLANDIRICI ETKİ
Hızlandırıcı programlar, biotech start up’ların büyümesi ve başarılı olması için de oldukça etkili. Türkiye’nin bu alanda ilk hızlandırıcı programını MSD, TEPAV, TOBB BIO ve Viveka birlikte başlattı. MSD Türkiye Sağlık Politikaları ve İletişim Direktörü Deniz Big Öncel, kendi programlarını şöyle anlatıyor:
“BIO Start Up Programı, biyoteknoloji girişimlerine odaklanıyor ve bir sonraki aşamaya geçişlerini sağlamak için onlara fırsat sunmayı amaçlıyor. Türkiye yıllardır BIO International Convention’a katılıyordu ve hep neler yapılabileceğini konuşuyorduk. Bu program bir örnek olsun istedik.”

TEPAV İnovasyon Çalışmaları Program Direktörü Selin Arslanhan Memiş, TEPAV’da uzun süredir yeni teknolojileri odağına alan bir sanayi politikası tasarımı üzerine çalıştıklarını belirtiyor. “Girişimcilik ekosistemini yeni teknolojilere odaklı hareketlendirmenin Türkiye için son derece önemli bir fırsat potansiyeli taşıdığını düşünüyoruz” diyor.

MSD ile birlikte BIO Start Up Programı’nı bu nedenle tasarladıklarını belirten Memiş, “BIO Start Up sayesinde, biyo girişimcilerin en büyük problemlerinden birinin bir sonraki aşamaya geçebilmek için yatırım ya da ortak bulabilmek olduğunu gördük” diyor.

YATIRIMLAR ARTMALI
Remoris Yönetici Ortağı Prof. Dr. Pelin Güneri, sağlık alanında yenilikçi ürün ve hizmet geliştiren start up’ların yükselen değer olarak görüldüğünü belirtiyor. Güneri, “Bu alandaki girişimcilerin en büyük dezavantajı, ulusal ve uluslararası pazarda çok güçlü şirketlerin karşısına çıkabilmek için gereken fon ihtiyaçlarının diğer girişimcilere göre fazla olması.

Bu alandaki yatırımcı ekosisteminin gelişmesi sağlık ve biyoteknoloji start up’larının çalışmalarının ticarileşmesine büyük katkı sağlayacak” diyor. İnitio Biyomedikal Mühendislik Yönetici Ortağı Doç Dr. Devrim Pesen Okvur, fırsatları şöyle anlatıyor:
“Sağlık alanında ilaç keşfi, kanser tedavilerinin belirlenmesi ve geliştirilmesi büyük fırsatlar sunuyor. Sağlık dünyada start up’lar için sayısız fırsatlar barındırıyor ama Türkiye’de durum farklı. Yeterli yatırım ve destek yok. Gelecekte odağımızı tüketimden üretime çevirirsek bu alanda daha anlamlı ve hızlı ilerleyebileceğimize inanıyorum.

Umut Ağyüz

Umut Ağyüz

UMUT AĞYÜZ GENZ BIYOTECHNOLOGY KURUCU ORTAĞI
“DOĞRU VE HIZLI TARAMALARI HERKESE ULAŞTIRACAĞIZ”
TARAMA KİTİYLE BAŞLADIK 2015’te ODTÜ Teknokent YFYİ Hızlandırma Programı ile başladık. Daha sonra Sanayi Bakanlığı’nın teknogirişim desteğini alarak ODTÜ Teknokent yerleşkesinde şirketleştik. Girişimimiz meme kanserine neden olan mutasyonların taramasına yönelik bir kit ve biyoenformatik sistemler geliştirme düşüncesiyle başlamıştı. Şu an kendi kitlerimizi üretmek için yurt içinde ve yurt dışında iş birlikleri yapıyoruz.

PİVOT ETTİK 2017 başında iş modelimizi pivot ettik ve Türkiye’de hem VC hem melek yatırımcılardan tohum yatırım topladık. Sağlık merkezleri ile iş birliklerimiz devam eden Ar-Ge projelerimiz ve yurt dışında çözüm ortaklarımız var. Yurt dışında yapılan genetik tarama testlerinin ülkemizde ucuz, hızlı, doğru ve ulaşılabilir olmasını sağlamak için yola çıkmış bir girişimiz.

VAKA SAYISI AZALABİLİR İlk ürünümüz meme kanseri genetik taramasının en büyük özelliği Türk toplumunun karakteristik özelliklerine uygun olmasıydı. Uzun bekleme sürelerini ortadan kaldırdık, mali anlamda ulaşılabilir yaptık ve kişiye özel tedavi planı hazırlanması için özel yazılımlar geliştirdik. Doğru ve hızlı genetik taramaları herkes için ulaşılabilir hale getirebilirsek, özellikle Orta Doğu gibi gelişmekte olan yerlerde görülen vaka sayısını zaman içerisinde azaltabiliriz.

Rana Sanyal

Rana Sanyal

RANA SANYAL RS RESEARCH KURUCU ORTAĞI&CSO
“2018’DE AKILLI İLAÇLARI KLİNİK FAZA TAŞIYACAĞIZ
YENİ ÇALIŞMALAR RS Research, Boğaziçi Üniversitesi araştırma laboratuvarlarında yapılan yeni ilaç çalışmalarının insana ulaşmasını sağlamak için 2015 yılının Mart ayında kuruldu. İnsanlar üzerinde yapılacak denemelere başlayabilmek için gerekli klinik öncesi çalışmaları tamamlamayı hedefledik. Geçtiğimiz mart ayında ikinci yaşımızı bir yatırımla kutladık.

EN BÜYÜK YATIRIM Ana yatırımcısı Avrupa Yatırım Fonu (EIF) olan teknoloji temelli risk sermayesi fonu ACT, ilk yatırımcımız oldu. Nisan ayında 1,1 milyon Euro yatırım için mutabakat sağladık. Bu miktar, ülkemizde ilaç geliştiren bir girişime yapılmış en büyük risk sermayesi yatırımı.

HEDEFLİ PLATFORM Polimer teknolojisiyle hazırlanan, yenilikçi ilaç taşıma platformumuzu esas alan bir ilaç portföyü geliştirmeye başladık. Bu ilaç taşıyıcı platformu, ayarlanabilir polimer ve biyobozunur ilaç bağlantılarından oluşuyor. Biyolojik moleküllerin eklenebildiği tasarımlara olanak tanıyor. Hedefli platform, sadece tümöre etki ederek, tedavi sırasında hem yan etkilerin azalmasını hem etkinliğin artmasını sağlıyor. Tümörü hedefleyen akıllı ilaçları 2018 yılından itibaren klinik faza taşımayı hedefliyoruz.

GÖKHAN GÜNER ACT VENTURE PARTNERS YÖNETİCİ ORTAĞI
“BİRİ BİLE BAŞARSA BÜYÜK BAŞARI HİKAYESİ OLACAK”
3 GİRİŞİM ACT, teknoloji transferine odaklanan ve 23 milyon Euro büyüklüğünde bir girişim sermayesi fonu. 2015 Temmuz’da kuruldu ve 8 girişime yatırım yaptı. Bu sayı Temmuz 2017 itibariyle 11 oldu ve yıl sonunda 13-14’e ulaşacak. Yaptığımız yatırımlar arasında RS Research, SpiroHome ve GlakoLens olmak üzere 3 girişim sağlık sektöründe yer alıyor. Bu girişimlere toplamda 1,8 milyon Euro yatırım taahhüdümüz var.

ÇÖZÜMLER SpiroHome, astım ve KOAH hastalarının tedavilerini düzenli takip etmeleri için patentli kişisel bir nefes test cihazı ve mobil uygulamadan oluşan sağlık platformu geliştiriyor. GlakoLens ise glokom hastalığının teşhisi ve sürekli izlenerek daha etkili tedavilerin uygulanabilmesini sağlayan, kontakt lense entegre edilen özgün ve patentli bir biyosensör teknolojisi geliştiriyor.

MİLYARLIK POTANSİYEL RS Research ve GlakoLens laboratuvar çalışmalarında iyi sonuçlar alıyor. SpiroHome ise CE sürecinde ve tüm rakiplerinden daha yüksek bir hassasiyet seviyesine çok daha düşük bir maliyetle ulaşmış durumda. Bu tür sağlık projelerinin her biri milyar dolarlara ulaşabilecek potansiyelde. Bir tanesi bile başarılı olsa hem ülkemiz hem yatırımcılarımız için büyük bir başarı hikayesi olacak.

 

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.