Uğur Şeker: Her ay 5-6 proje dinliyoruz

Uğur Şeker, girişim dünyasının yakından tanıdığı bir isim. Insider’dan başarılı bir exit gerçekleştiren Şeker, “Hayatımdaki en güzel başarı hikayelerinden biri oldu” diyor. Bugüne kadar 10’dan fazla girişime yatırım yapan yatırımcının şu anda aktif olarak 5 yatırımı bulunuyor. İlgilendiği ise 3-4 girişimi var. Ayrıca üyesi olduğu Galata Business Angel’da her ay 5-6 proje dinlediklerini aktarıyor. Şeker, “Pazarlama teknolojileri, reklam ve mobil teknolojilerle ilgili işlere yatırım yapıyorum” diyor.

ELÇİN CİRİK ecirik@capital.com.tr

Uğur Şeker, 22 yıldır girişimcilik dünyasının içinde. Türkiye’nin ilk dijital ajanslarından Zap Medya’nın kurucusu ve ortağı olan Şeker, 2010 sonrasında Galata Business Angels (GBA) ile melek yatırımcılığa başladı.

Bugün Şeker’in melek yatırımcı olarak Fazla Gıda, reklam teknolojisi konusunda çalışan Kimola, 3D modeller yapan Iconic ve sosyal medya reklam platformu Unite.Ad’de yatırımı bulunuyor. Şeker, bundan sonra mevcut yatırımlarının yanında pazarlama teknolojileri, reklam ve mobil teknolojilerle ilgili işlerle de ilgilendiğini belirtiyor ve “Şu an ilgilendiğim yatırım aşamasında olduğum 3-4 girişim var” diyor.

Dijital Büro İstanbul’un kurucusu ve melek yatırımcı Uğur Şeker ile yeni dönem projelerini ve girişimcilik dünyasını konuştuk:

Zap Medya’nın kurucusu ve ortağı olarak tanınıyorsunuz. Girişimci olarak kariyerinizde neler yaptınız?
22 yıldır dijital pazarlama alanında çalışıyorum. 1999’da o zamanki ortağımla dijital medya planlama, satın alma işlerine girmeye karar verdiğimizde Türkiye’de 400-500 bin kişi internet kullanıyordu. O günlerde herkes, “Neden bütün kariyerini değiştiriyorsun, neden internetin peşinde gidiyorsun” dedi. İşte o dönemde farkında olmadan Türkiye’deki ilk dijital medya planlama, satın alma ajansını kurduk. Sonrasında tabii hem internetin ciddi bir iletişim kanalı haline gelmesi hem markaların burayı bir mecra olarak keşfetmesiyle işler büyüdü. 2006-2007 yıllarında Türkiye’de faaliyet gösteren 10-11 global medya ajansının 6-7’sinin outsource ofisi olduk. Sonrasında bizi almak için teklifler gelmeye başladı. 2007’de görüşmelere başladık ve 2 turda tüm büyük gruplarla toplantı yaptık. 2008’de Zap Medya’yı sattık. Bireysel olarak şirkette 2 yıl durmam gerekiyordu ve 2010’de şirketten ayrıldım.

2010, benim için dönüm yılı oldu. Satış sonrası artık bir rütbem vardı, çünkü girişim alanında öncü satışlardan birini gerçekleştirdik. Sektörde de 10 yılı devirmiştim. 2010 aynı zamanda Galata Business Angels’ın (GBA) kurulma yılıydı, melek yatımcılar derneğinin kurucu üyelerinden biri oldum. Hala da yönetim kurulu üyesiyim ve icra komitesinde görev yapıyorum.

Aynı yıl Dijital Büro İstanbul’u (DBI) kurdum, 2014-2015 yıllarında Türkiye’nin açık ara en büyük medya ajansı olduk.

Bugün DBI ile neler yapıyorsunuz?
DBI’nın ekim ayı itibarıyla 50 milyon TL’nin üstünde bir hacmi var. Bu yılı da 50-100 milyon TL arasında bir büyüklükte bitiririz. Bu yılın başında DBI ile rakibi Plan B’yi stratejik olarak birleştirdik. Performans odaklı bir dijital ajans, danışmanlık ajansı dizayn ettik.

Markaların önümüzdeki 3-5 yılda endüstri 4.0, dijital dönüşüm konularında onlarla beraber yol alacak bir ajansa ihtiyacı olacağını düşünüyoruz. Bu tarz yeni nesil ihtiyaçlara da cevap verebilecek bir dizayn içindeyiz.

Danışmanlık tarafında çalışmalara devam edeceksiniz o zaman?
Evet, danışmanlık alanında ilerleme fırsatı olduğuna dair doğrulamalarım da var. 2010’dan bu yana İş Bankası’na danışmanlık yapıyorum. İlk başta medya, pazarlama, dijital işlerde birlikte çalışıyorduk ama bu süreçte son dönemde e-spor, dijital kumbara, Workup Girişimcilik Merkezi gibi pek çok farklı projenin de içinde bulundum. Burada önemli deneyim kazandım ve büyük kurumların da yeni nesil ihtiyaçları olduğunu yakından görüyorum. Bu yeni oluşumumuzda önümüzdeki 5 yılın ihtiyaçlarına yönelik yeni bir dizayn var. Çünkü bugün hem küresel anlamda hem Türkiye’de medyada bir sıkışma var. Markaların artık tüketiciye dokunduğu farklı alanlar var ve bu alanları tanımlayan Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK), AB Genel Veri Koruma Regülasyonu (GDPR) gibi düzenlemeler bulunuyor. Bugün en iyi fikirle en başarılı dizaynı da yapsak KVKK ya da GDPR’a uygun değilse hayata geçmiyor. Bu nedenle Plan B ve DBI birleşmesinde BTS Legal ile organik bir bağ oluşturduk.

2020 başında bu yeni şirketin de adını koyacağız. Böylece pazarlama, bilişim ve hukuk konusunda uzman bir oluşum yaratıyoruz. Büyük markaların büyük dertlerine kökten çözümler üretebilecek, reçete yazabilecek bir yapımız olacak. Ayrıca yönetici pozisyonuna eğitimler vermeye devam ederek C Level 4.0 oluşumu da yaratacağız.

Bu yeni yapıda patronlar değil de üst düzey yönetimin bilgilendirilmesi söz konusu ve bu dönüşüm en çok onları ilgilendiriyor. Bugüne kadar bu yöneticiler, 4 büyük global danışmanlık şirketiyle bir konfor alanında çalışmaya alışık. Yalnız bu danışman şirketler uygulama noktasına karışmıyor.

Türkiye’de en iyi bildiğimiz işi yaparak global şirketlerle rekabet edeceğiz ama markalarla verdiğimiz reçetenin sahada nasıl uygulanacağı konusunda da çalışacağız. Biz projenin yönetiminden de sorumlu olmak istiyoruz. Çünkü önümüzdeki 3-4 yılın ekonomik anlamda zor geçeceğini ve bu anlamda milli yerli sermayeli bizim gibi yapıların desteklenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu yeni yapıyla anlaşmak üzere olduğumuz şirketler de var. Bu yeni oluşumla 2020’de 100 milyon TL üzerinde bir büyüklüğü hedefliyoruz.

Tüm bu süreçte kendi adınıza “İyi ki yaptım” dedikleriniz neler oldu? Hatalarınız neler oldu?
2010’da hem dijital pazarlama işleri büyümeye devam ediyordu hem GBA ile beraber akıllı para yatırımları yapıyorduk. İlk yıllarda çok büyük hatalar yaptık tabii… Bugün iyisiyle kötüsüyle bakınca pozitif taraflarının ağırlıklı olduğu bir deneyim kazandım. GBA’da değerli isimlerle beraberiz, özellikle ilk 5 yılda ciddi öğrenme süreci geçirdik. Bu yıllarda yatırımın ve sözleşmelerin nasıl yapılması gerektiği gibi ana konulara kafa yormak yerine melek yatırım ağı nasıl olmalı gibi şekilsel konuları konuştuk. Bir akışımız yoktu, projeler nasıl gelecek, nasıl değerlendireceğiz bu konular bilinmeyen denklemlerdi. Tabii bu ortamda neye yatırım yaparsanız yapın yani çok başarılı bir iş olsa da doğru olması zordu. Nasıl yapacağımızı bilemediğimiz, girişimciyi takip edemediğimiz için yanlış işe yatırım yaptığımızı çok sonradan anladığımız birtakım yatırımlarımız oldu. Bu süreçte yabancı girişimcilerin daha iyi raporladıklarını fark ettik. Türk girişimcisi muhasebe okumayı bilmiyor. İlk beş yılda denetlemeyi, iş sonuçlarına bakmayı bilmediğimizden çok duvara çarptığımız iş oldu. İkinci beş yılda yatırımcı profilimiz de farklılaştı, başarılı girişimcilerin yanında finanstan önemli isimler de katıldı. Bu isimlerin sordukları sorulardan da çok şey öğrendim. Geçen yıl Insider ile ilk melek yatırım ağının çıkışını yaptık. Bu, benim de melek yatırımcı olarak ilk exit’im oldu. Bu çıkış, tüm ekosisteme moral oldu.

Türkiye’deki melek yatırımcı ağlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
GBA’dan sonra melek yatırım ağlarının sayısı arttı. Bu noktada hoş bir rekabet de var. Türkiye’de bugün çok sayıda girişim kuruluyor ve bunlara yatırım yapacak bir para varmışçasına iklim yaratılıyor. Ancak Türkiye, o kadar yüksek kaynağı olan bir ülke değil, melek ağı yatırımcılığında büyük bir hacim bulunmuyor.

Türkiye’de risk sermayesi fonu sayısı çok az. Melek yatırımcılar bir girişime ilk etapta 100-500 bin dolar arasında yatırım yapıyor. Ardından iş büyüdüğünde ikinci yatırım turunda 2-3 milyon dolar gerekiyor, işte bu parayı yatırabilecek yapıların sayısı az. Bu aşamayı geçince zaten özel sermaye fonları yatırım yapmaya başlıyor. Ara geçişte yatırımcı bulma sorunu var. Girişimler için de en riskli zaman bu dönem, biraz palazlanıp yurt dışına açılma döneminde 1 milyon dolar ve üzeri yatırım aranıyor. Bu dönemde Türk yatırımcıları o riske girmek istemiyor.

Sizin melek yatırımcı olarak kaç yatırımınız oldu?
10’un üzerinde yatırımım oldu. İlk beş yılda özellikle GBA masasında beğendiğimiz işlere hep birlikte giriyorduk. Yüzde 100 faydalı olamayacağım işlere de yatırım yaptım. İkinci beş yılda kendi alanımla ilgili girişimlere yatırıma başladım. Bunun daha faydalı olduğunu da gördüm. Bugün pazarlama teknolojileri, reklam ve mobil teknolojilerle ilgili işlere yatırım yapıyorum. Konum olmamasına rağmen Fazla Gıda’ya da yatırım yaptım. Insider, hayatımdaki en güzel başarı hikayelerinden biri oldu, tamamen çıkış yaptım. Bugün aktif olarak 5 yatırımım var. Bu yeni kurduğumuz şirketlerin yanında Fazla Gıda, reklam teknolojisi konusunda çalışan Kimola, 3D modeller yapan Iconic ve sosyal medya reklam platformu Unite.Ad’de yatırımım bulunuyor.

Yakın dönemde planınızda ne tip girişimler var?
GBA’da her ay 5-6 proje dinliyoruz. Bu projeler 300-400 proje arasından ön elemeyle seçiliyor. GBA dışından bana direkt ulaşan projeler de oluyor. Bugünlerde yatırım aşamasında olduğum 3-4 girişim var. Biri akıllı elektrik direği işi, sensörüyle 5G dağıtımı yapıyor. Aynı zamanda sensörüyle havadaki ısı, nem ve basınç verilerini topluyor. Dolayısıyla bulunduğu bölgede analizler yapıyor. Örneğin o bölgede 25-35 yaş arası ne kadar mutlu kadın var görebiliyor. Bu teknoloji KVKK ve GDPR uygunluğu alabilirse bu kitlelere göre bölgesel reklam yapılabilir. Bu yatırımı bitirmek üzereyiz.

“DİJİTAL PAZARLAMA MEDYA ODAĞINDAN ÇIKIYOR”
GLOBAL TREND
Dijital pazarlama medya odaklı olmaktan çıkıyor. Daha da çıkacak. Dijital pazarlama danışmanlık hizmetlerinin odağında olacak. Dünyada da gidişat bu yönde… Örneğin büyük danışmanlık şirketlerinden Accenture, medya ve yaratıcı dünyaya bakmaya başladı. Pazarlamadaki sıkışma, kendini danışmanlıkla açıyor. Burada erken kalkan yol alacak. Bizim avantajımız Türkiye, nev’i şahsına münhasır bir ülke, bizim bu alanda da yerel formülümüz oluşacak.

“SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK BİTTİ” Artık önümüzde sürdürülebilirliğin olmadığı bir dönem var, 6 ay- 1 yıllık sürdürülebilirlikler var. Bu, tüm şirketler için geçerli… Ayrıca ev-araba sahipliği trendi değişiyor. Yeni nesil bu alımların peşinde olmayacak gibi… Facebook’un yarattığı Libra çok hızlı tepki alacak, başka oluşumları tetikleyecek. Artık hızın önüne geçemiyoruz, bunu anlayan içselleştiren markalar format değiştirerek yoluna devam edecek.

“İŞ FİKRİNE AŞIK OLUYORLAR”
EN SORUNLU NOKTA

Türkiye’de girişimler aslında benim en faydalı olacağım konuda sorun yaşıyor: Pazarlamada… Girişimci iş fikrini buluyor, aşık oluyor. Gözü kör oluyor ve bu fikrin pazarda nasıl konumlandırılacağı, rakipleri, satış fiyatları, kendini nasıl anlatacağı gibi konularda hiçbir efor sarf etmiyor. Ürünü farklılaştırmak için elinden geleni düşünüyor ama bunu anlatmakla ilgili bir çabası yok. Bugüne kadar gördüğüm projelerin yüzde 65-70’inde pazarlama bütçesi ya sıfır ya sıfıra yakın. Bu, kabul edilemez bir durum.

“KURALLARA UYMALI”
Girişimci, ne için nelerden vazgeçecek? Bu da önemli bir karar… Yatırım ekosistemi, girişimciye “Malvarlığının onda birini riske etmelisin” diyor. Bu, evrensel kural… Türkiye herhangi bir iş fikri için 1-2 yıl vakit kaybedilecek bir ülke değil, denemeyanılma yöntemiyle hızla vazgeçmek gerekiyor. Girişim dünyasında hız da çok arttı, bir iş fikrini yapmak ve olmuyorsa çabuk vazgeçmek önem taşıyor.

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.