Recontact “Oyun Kurucu Olmak İstiyoruz”

Recontact, Recontact:Istanbul ve Eyes of Sky olmak üzere iki oyunuyla 153 ülkede, 100 milyonun üzerinde kullanıcıya ulaştı. “Şimdi daha global bir adım atıyoruz” diyen kurucular, 1 milyon 750 bin TL’lik yatırım alarak 2019’da Londra merkezli bir hikaye kurguluyor. Yeni oyun için 22 milyon TL değerlemeyle yatırım aldıklarından bahseden girişimin kurucuları Simay Dinç, Eray Dinç ve Can Aksoy, “Oynanabilir sanat yapıyoruz. 5 yıllık hedefimiz, kendi kurallarını belirleyen oyunlar yapmak” diyor.

NİL DUMANSIZOĞLU ndumansizoglu@capital.com.tr

Dünya oyun pazarı 137 milyar dolara ulaşmış durumda. Bunun 76 milyar doları ise mobil ve tabletlerden geliyor. Hızlı ivmelenen oyun girişimlerinin en büyük avantajı, global pazarda kendilerini daha rahat gösterebilmeleri. Bunun bir örneği de Recontanct…

Recontact:Istanbul ve Eyes of Sky olmak üzere iki oyunu 153 ülkede, 100 milyonun üzerinde kullanıcıya ulaşan girişim, Simay Dinç, Eray Dinç ve Can Aksoy tarafından hayata geçirildi. “Bir sanatçı, bir yazılımcı ve bir girişimcinin bir araya gelerek yaratıcı ve farklı bir bakış açısıyla ortaya çıkardığı bir iş oldu” diyerek başarılarında ekibin etkisini anlatan kurucular, amaçlarının oynanabilir sanat yapmak olduğunu söylüyor.

İkinci oyuncuları Eyes of Sky’da Ahmet Ümit ve Fikret Kuşkan gibi isimleri de projeye dahil ederek dikkatleri üzerine çeken Recontact ekibi, şimdilerde 3’üncü oyunu yapmaya hazırlanıyor. Bu kez daha global bir hamle yaparak hikayeyi Londra’da geçirmeye karar verdiler. 2019’da yayımlanması planlanan oyun için Akın Babayiğit ve Hande Enes’ten 22 milyon TL değerlemeyle 1 milyon 750 bin TL’lik yatırım aldılar. Londra’dan sonra hedeflerinin Tokyo olduğu olduğunu belirten ekip, 5 yıllık vizyonlarını, “Kendi kategorimizde kendi kurallarını belirleyen oyunlar yapmak” diyerek acıkıyor.

Recontact kurucuları Simay Dinç, Eray Dinç ve Can Aksoy’la hikayelerini, hedeflerini ve oyun sektöründeki fırsatları konuştuk:

Recontanct fikri nasıl oluştu? Sinematografi ile oyunu birleştirmek aklınıza nasıl geldi?
Eray Dinç: Daha önce çektiğim kısa filmler, video sanatı çalışmaları, yaptığım sergilerde; gözetlenme, dikizlenme ve “big brother” felsefesine çok değiniyordum. Recontact’ta da yine bu felsefeyi işlemek, gözetlenmek, dikizlenmek, kayıt altına alınmak gibi eleştirileri kullanmak istedim. Video oyunlara olan ilgim de interaktif sanatlarla olan motivasyonumu güçlendirdi. Böylece güvenlik kameralarıyla ilgili bir mobil oyun yapma fikri ortaya çıktı. Şehri, oyunda bir fon ve güvenlik kameralarını da araç olarak kullandık. Tabii oyundaki kişilerin hepsi bizim kendi figürasyonlarımızdandı.

Bugüne kadar ne kadar yatırım aldınız?
Simay Dinç: İlk oyunumuz Recontact:Istanbul’u 2015 yılında bağımsız geliştiriciler olarak çıkardık. İkinci oyun hazırlık aşamasında şirketleşme sürecine girdik. Oyun dünyasında bilgi ve tecrübe sahibi Erdem Yurdanur’a ulaştım ve bir toplantı için Londra’ya uçak bileti alıp yanına görüşmeye gittim. Yüzde 5 ortaklıkla yatırımcımız olarak maceramıza dahil oldu.

Recontact nasıl bir etki yaptı? Kaç kişi tarafından indirildi?
Simay: Sadece AppStore’da olmamıza rağmen dünya çapında 80 milyon kişiye ulaştık. 2017’de çıkan Eyes of Sky’la ise herhangi bir PR yapmadığımız halde 25 milyon kişiye ulaşmış durumdayız. Toplamda iki oyunumuzla 100 milyonun üzerinde kişiye ulaştık. 153 ülkede oynanıyoruz. İlk oyun Çin ve Rusya’da çok ilgi gördü. Hatta Çin’de bir gazetede “Gökteki Göz” başlığıyla haber oldu. Biz de ikinci oyunumuzun adını o başlıktan ilham alarak Eyes of Sky olarak belirledik. Rusya’da da Youtuber’lar oyunu keşfetti ve çok yaydılar.

Eyes of Sky’da Ahmet Ümit ve Fikret Kuşkan da işin içindeydi. Nasıl ikna ettiniz?
Simay: Eray’ın yazdığı polisiye oyuna yazar olarak katkı sağlayacak, işi farklı bir boyuta taşıyabilecek ismin Ahmet Ümit olacağını düşündüm. Eray’la fikrimi paylaştığımda o da çok heyecanlandı. Ahmet Ümit’in iletişim bilgilerini bulduktan sonra nerdeyse 1 ay boyunca her gün arayıp mesaj attım ve sonunda döndü, görüşmeyi yapmayı kabul etti. O toplantıda birlikte çalışmaya başlamıştık bile. Fikret Kuşkan da aynı şekilde çok isteyerek kabul etti. Bir sinema oyuncusunun dünyaya açılmasında video oyunun estetik ve farklı bir yöntem olacağını düşündü. Hem Türkiye hem onun için bir ilk oldu.

Pek çok ödül de aldınız. Bunlardan bahseder misiniz?
Simay: Aldığımız ödüllerle Türkiye’yi yurt dışında temsil etmekten gurur duyuyoruz. Kanada’dan Japonya’ya düzenlenen yarışmalarda finalde olmak yeni projelerimiz için çok teşvik edici. 2015 yılında Apple tarafından Türkiye’nin en iyi oyunu seçildik. 2017 yılında Los Angeles New Media Film Festival’inde Best App ödülü aldık. 2018 yılında San Francisco’da düzenlenen International Mobile Gaming Awards’ta Best Meaninful Play kategorisinde ödüllendirildik.

Yeni oyun planınız var mı? Onun için yatırım aldınız mı?
Eray: Evet, şimdi daha global bir adım atıyoruz. 22 milyon TL değerlemeyle 1 milyon 750 bin TL’lik yatırım aldık. Hande Enes ve Akın Babayiğit yüzde 7 ortaklıkla yatırımcımız oldu. Oyun bu kez İstanbul’da değil, Londra’da geçecek. 2019 yılında oyunumuz yayınlanacak. Londra marka değeri ve tarihi değeri yüksek, sinematografik olarak da çok doğru bir şehir.

Bundan sonra dünyanın başka şehirlerinde oyunlar düşünüyor musunuz?
Eray: Evet, dünyanın başka şehirlerinin merkez olduğu oyunlarımız devam edecek. Özellikle Tokyo, bu açıdan çok ilgimizi çeken bir şehir. Zamanı tam belli değil ama oyun yayınlama süremizi kısaltmayı düşündüğümüzü söyleyebilirim. Bu hedeflerimiz için de yabancı iki yatırımcıyla daha görüşmelere başladık.

3’üncü oyunu çıkarmaya hazırlanıyorsunuz. Bugüne kadar diğer oyunlardan bir diğerini daha iyi geliştirmek adına nasıl dersler çıkardınız?
Can: İlk oyunun ücretli olması, daha az kişiye ulaşmamıza neden olmuştu. Bu nedenle ikinci oyunu sponsorluk anlaşmaları yaparak ücretsiz olarak yayımladık ve daha çok kişiye ulaşmasını sağladık. Gelir modelimizi böylece değiştirmiş olduk. Bunun dışında ilk oyunumuzda hikayelerin sonu vardı. 3’üncü oyunda da bitmeyen, soluksuz, güncel kalan bir hale getireceğiz.

Peki ücretsiz yapınca gelir modelini nasıl oluşturdunuz?
Eray: Sponsorluk anlaşmaları yaptık. Dünyada ilk kez bir mobil oyunda, bir markanın bu denli ürün yerleştirmelerine yer verildi. Vestel’le anlaştık. Bunda da yüzde 100 yerli bir ekibin yüzde 100 bir markayla çalışması gerçekleşmiş oldu. Vestel bizi işimizi yaparken özgür bıraktı. Bunun diğer markalara da örnek olması gerekiyor. Yaratıcı süreçte ve oyun içi entegrasyonda bizi ajansa yönlendirmeden bütün işi bize bıraktı. Bu bize hız da kazandırdı.

Londra oyunu için yine yerli bir sponsor mu olacak?
Simay: Sponsor demek yanlış algılanabilir. Sponsorlar genellikle bir kere parayı öder ve çekilir. Biz yaratıcı iş birliği yapabileceğimiz, tutkularımızı oyuna aktarırken bizim kadar heyecan duyacak girişimci ruhlu ekiplerin yer aldığı global markalarla çalışmak istiyoruz. Dünyaya açılmış vizyoner Türk markalarıyla görüşmelerimizin yanı sıra İngiliz markalarıyla da görüşüyoruz. Oyun Türkçe ve İngilizce olacak, 11 dilde altyazıyla destekleyeceğiz.

Sizin çekirdek bir 3 kişilik ekibiniz var. Ekibin önemini nasıl anlatırsınız?
Simay: Recontact, bir sanatçı, bir yazılımcı ve bir girişimcinin bir araya gelerek yaratıcı ve farklı bir bakış açısıyla ortaya çıkardığı bir iş oldu. 3 kişi, bin kişinin çalıştığı bir mobil oyun şirketiyle aynı seviyede olabiliyor. Zaten en güzel ekipler, 3 kişiyle başlıyor. Biz birinci oyunda 3 kişiyle başladık, ikinci oyunda 30 kişiye çıktık.

Recontact’ı gelecekte nasıl konumluyorsunuz?
Simay: 2 yıl boyunca exit yapma planımız yok. Önümüzdeki 5 yılda da kendi kategorimizde kendi kurallarını belirleyen oyunlar yapmak istiyoruz.

Genç oyun girişimcilerine tavsiyeleriniz olur mu?
Eray: Bazı üniversitelerin oyun tasarım bölümleri açıldı. Sıfırdan başlayacaklarsa bu bölümleri tercih edebilirler. Bu artık 8’inci sanat… Dolayısıyla bir entelektüel birikim gerekiyor. Sürekli kendilerini geliştirmeliler. Simay: 5 yıl öncesinde oyun endüstrisiyle ilgili bölümler yoktu. Genç girişimciler bu alanda eğitim görmeyi tavsiye edebiliriz ama farklı disiplinlerden de gelebilirler. Önemli olan bu değeri işe aktarabilmek ve network; sektördeki insanlarla tanışsınlar.

Global alanda fırsat var mı?
Simay: Sonsuz fırsat var. Çünkü bu sektörün keskin çizgileri yok. Siz bir oyun yaptığınız zaman distribütör ağınız AppStore ve Google Play. Dünyanın her ülkesine çok kısa sürede ulaşabiliyorsunuz. Gerçekten girişimcileri limitsiz kılan, sınırları olmayan bir sektör. Bu konuda Peak Games’in global anlaşmaları, Joygame’in, Gram Games’in exit’leri gibi önümüzde öğrenebileceğimiz güzel örnekler var.

OYUNLARINIZLA KAÇ KİŞİYE ULAŞTINIZ?
“İki oyunumuzla 100 milyonun üzerinde kişiye ulaştık. 153 ülkede oynanıyoruz.”

Simay Dinç
“YARATICI TEKNOLOJİ MERKEZİ AÇILACAK”
KÖYÜ DÖNÜŞTÜRDÜ
Ayvalık’ta yüzde 80’i terk edilmiş Küçükköy’ün, tarihi ve kültürel zenginliğini tekrar ortaya çıkarmak istedik. Dört yıl önce köyün eski kıraathanesini dönüştürerek KıraARThane adıyla dijital sanat merkezi kurduk. Orada köy çocuklarına ücretsiz olarak kodlama, oyun tasarımı, sinematografi ve fotoğraf dersleri vermenin yanı sıra rol model söyleşileri yapıyoruz. Özellikle oyun endüstrisindeki girişimcileri ağırlıyoruz.

SABANCI’DAN DESTEK Dijital çağda geleceği nasıl şekillendirebileceğimize yönelik “Hacking the Future” etkinliği düzenledik. Köyün merkezine bir konferans merkezi açıldı, 12 sanat galerisi kuruldu. Bundan 2 yıl önce köyümüzde Güler Sabancı’yı ağırladık. Bizim hayalimize inandı ve bize destek oldu. Bu yaz, köye Sabancı Üniversitesi’nin Yaratıcı Teknoloji Merkezi açılacak.

Simay Dinç
“ÜRETİME İHTİYACIMIZ VAR”
DÜNYADA DURUM
Dünyada oyun pazarı 137 milyar dolar. Bunun 56 milyar doları mobilden, 20 milyar doları tabletlerden geliyor. Türkiye’de 30 milyon oyuncu var, bunun 15 milyonu oyun için para harcıyor. Ancak üreten sayısı çok az. Mobil oyunlarda oyuncuların da yarısından fazlası kadınlardan oluşuyor.

KADINLAR DA KATILIYOR Biz de kadınların izleyici olarak değil yenilikçi ve yaratıcı fikirleriyle sektörde yer almasını desteklemek hedefiyle 3 yıl önce Women in Games Türkiye’yi kurduk. Bu yıl 8 üyemizi Unity sponsorluğunda Danimarka’ya bir haftalık eğitime götürdük. Birçok üyemiz oyun şirketlerinde işe başladı.

Simay Dinç
“YATIRIMCI SEÇEN TARAFTAYIZ”
AKILLI PARA
Biz yatırımcıları izleyen ve seçen taraftayız. Network’ü, daha önce yatırım yaptığı girişimcilere kattığı değer ve açtığı yollarla fark yaratmış yatırımcılarla çalışıyoruz. Para değil, “akıllı para” arayışındayız. Daha önceki yatırımcılarımızla bu anlamda çok iyi bir frekansımız oldu. Bundan da sonra en uygun ve iş birliği yapabileceğimiz doğru yatırımcılara ulaşacağımızı düşünüyorum.

TECRÜBE PAYLAŞIMI Örneğin Erdem Yurdanur, Londra’da yaşamasına rağmen kendisine danışmak istediğimiz anlarda facetime’la hep yanımızda. Akın Babayiğit de Londra’da uzun süre oyun şirketlerinde direktörlük yaptıktan sonra kendi şirketini kuran oyun dünyasında birikimi ve tecrübesiyle birlikte çalışmaktan çok keyif aldığımız biri.

NE KADARLIK BİR DEĞERLEMENİZ VAR?
“22 milyon TL değerlemeyle 1 milyon 750 bin TL’lik yatırım aldık.”

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.