Oğuz Alper Öktem: Exit yapmayız belki satın alırız

Martı, son dönemlerde Türkiye’de en çok konuşulan start up’lardan biri. İlk yerli mikromobilite ve e-scooter girişimi olan Martı, İstanbul’da 22 ilçede, ayrıca Ankara, İzmir, Antalya, Eskişehir, Gaziantep, Yalova ve Bursa’da da faaliyet gösteriyor. Martı’yı 1-2 yılda 81 ile sokmayı hedeflediklerini belirten Martı Kurucusu Oğuz Alper Öktem, “Exit yapmak gibi bir niyetimiz yok. Belki biz satın alma yaparız” diyor.

ÖZLEM BAY YILMAZ obay@ekonomist.com.tr

Martı, Türkiye’yi mikromobilite ve e-scooter kavramlarıyla tanıştıran girişim. İki kardeş Oğuz Alper Öktem ve Sena Öktem’in hayata geçirdiği girişim, son dönemde hem aldığı yatırımlarla hem zarar açıklamalarıyla dikkat çekti. Oğuz Alper Öktem, bir süre önce aylık 1,5 milyon dolar zarar ettiğini açıkladı. Girişimci, start up ekosisteminin bilinmemesinden ötürü yaptığı açıklamaların dikkat çektiğini düşünüyor. “Amazon 29 yaşında ve halka açılana kadar hiç kâr etmedi. Start up’lar zarar ederek büyür. Zarar bizim sektörümüzde çok normal” diyen Öktem, bunun bir başarısızlık değil bir strateji olduğunun altını çiziyor. “Stratejimizde planlanmışın dışında hiçbir şey yok. Başında planladığımız bütçelerde yüzde 10’luk sapmamız bile yok” diye konuşuyor. Bugüne kadar Nevzat Aydın, Agah Uğur, Umur Gençoğlu, Emir Dereli, Turgut Konukoğlu, Hasan Aslanoba gibi melek yatırımcıların yanı sıra Silikon Vadisi’ndeki ve dünyanın birçok noktasındaki fonlardan da önemli yatırım çeken girişim, Türkiye’de 81 ilde yayılma planları yapıyor. Yurt dışına açılma konusunda da çalışmalarını sürdürüyor. Martı’nın kurucusu Oğuz Alper Öktem ile girişimcilik hikayesinden yola çıkış öyküsüne ve girişimini nereye taşımak istediğine dair birçok konuda konuştuk:

Oğuz Alper Öktem
Oğuz Alper Öktem

Biraz kendinizden bahseder misiniz?
İzmit Herekeliyim. Babam halıcı. Ticaretle iç içe büyüdüm. Babamın Kuşadası’nda limanın içinde bir halı dükkanı vardı. Çocukluğum orada çalışarak geçti diyebilirim. 8 yaşından itibaren hep çalıştım. Sonra Koç Lisesi’ne derece yapıp burslu olarak girdim. Lisenin en yüksek matematik ortalamasını yaptım. Liseden sonra ABD’de The University of Chicago’yu üç yılda bitirdim. Ardından The London School of Economics’e transfer oldum. Orada da ortak diploma programını bitirdim. Siyasi oyunlar teorisi üzerine de master yaptım.

İş hayatına nasıl atıldınız?
İlk olarak Londra’da Deutsche Bank’ta üç ay çalıştım. Ancak ayrılıp Türkiye’ye döndüm. McKinsey’e girdim ama sadece bir gün çalıştım. Danışmanlık şirketlerinin ruhunun bana uygun olmadığını gördüm. Sonrasında da yakın arkadaşım Aydın Doğan Yalçındağ ile birlikte BluTV’yi kurduk. Şirketin iki yıl kadar CCO’luğu görevini yürüttükten sonra ayrıldım. Ardında da 50 milyon dolarlık bir yatırım fonunu yönettim. Bu fon start up yatırımcılar için venture capital fonuydu.

Sonrasında iş hayatınızda nasıl gelişmeler oldu?
Bu fon birtakım start up’lara yatırım yaptı. Hala ortağı olduğum Kolektif House’a da yatırım yaptı. Kolektif House’un kasasında 8 milyon dolar vardı. Bu aşamaya gelindiğinde yurt dışı açılımı yapmak istedik. Türkiye’de inşaat malzemelerinin ucuz ve çeşitli olduğunu düşündük, buradan alacağım malzemelerle birlikte inşaat işinin maliyetini düşürüp ABD’de Kolektif House’lar açmayı düşündük. Çünkü o dönemde paylaşımlı ofisler Kaliforniya’ya yeni yeni gelmeye başlıyordu. Bu iş daha çok New York’ta vardı. Butik birkaç Kolektif House açmayı planlıyorduk. Kazandığımızı da Türkiye’de yatırıma dönüştürürüz diyorduk. Lokasyonlardan reklam ajansına kadar her şeyi ayarladık. Ancak şirketin stratejisi değişti. Türkiye’de büyümeye karar verildi ve yurt dışına açılma planları askıya alındı.

Bu kararın ardından sizin planlarınız nasıl değişti?
Kolektif House’un ABD operasyonunu planlarken birkaç ay kadar Santa Monica’da kaldım. Deniz kıyısında, palmiye ağaçlarının olduğu çok keyifli bir yer. Bir sabah uyanıp dışarıya baktığımda evimin önünde dört adet elektrikli scooter gördüm. Globalde 2,5 milyar dolarlık bir şirket olan Bird, ilk pilot çalışmasına benim evimin önünden başlamıştı. O zaman 12-13 kişilik bir ekipleri vardı. Dünyada mikromobilite işini ilk gören insanlardan biriyim. Kasım 2017 ve Bird markasının scooter’larının yuvası, tesadüfen benim evimin önü olmuştu.

Bu tesadüf sizin yeni iş fikriniz için ilham oldu diyebilir miyiz?
Diyebiliriz. 2018 Mart gibi Türkiye’ye döndüm. Kafamda İstanbul ve Los Angeles’ın bir karşılaştırmasını yaptım. Bu araçların İstanbul’daki birçok ulaşım sorununu çözebileceğini düşündüm. ‘Bu işi yapmalıyız’ dedik.

Ne kadarlık bir sermayeyle yola çıktınız?
60-70 milyon dolar gibi ciddi para gerektiren bir iş bu. 6-7 ay sonra şirketi tek başıma kurdum. Sonrasında da kız kardeşim Sena Öktem de ortak oldu ve işimiz büyüyerek devam etti.

Şirket ne zaman kuruldu, kaç kişilik bir ekiple yola çıktınız?
Eylül 2019 gibi şirketi kurduk. 15 mühendisle başladık. Teknolojiyi tamamen kendimiz yaptık; tamamen yerli, bizim ofisimizde üretildi. Martı, Mart 2019 gibi sokağa çıktı. Ufak bir pilot uygulamayla start verdik. O zamandan beri de büyüyerek devam ediyoruz. Şimdi 400 kişilik bir ekibimiz var. Bunun içinde 50 kişilik bir nitelikli mühendis kadromuz var.

Bugün İstanbul’da kaç ilçedesiniz?
Şu anda İstanbul’da 22 ilçedeyiz. İstanbul dışında Ankara, İzmir, Antalya, Eskişehir, Gaziantep, Yalova ve Bursa gibi yerlerdeyiz. Yeni yerlere de gideceğiz, sürekli büyüyeceğiz. Son olarak memleketim İzmit’e giriyoruz.

Sık sık ‘Para kazanmıyoruz’ şeklinde söylemleriniz var. Bunun için ‘Para kazanmıyorsa neden devam ediyor’ deniyor?
İnsanlar, start up ekosistemini bilmiyor. Amazon dediğiniz şirket 29 yaşında. Halka açılana kadar hiç kâr etmedi. Netflix 2007-2008 yılından beri var ve zarar ediyor. Zarar etmek durmak anlamına gelmiyor. Start up’lar zarar ederek büyür. Ciddi para yakarak devam etmek gerekiyor. Zarar bizim sektörümüzde çok normal. Örneğin geçen yıl Uber, Careem’i satın aldı. O zamana kadar Careem 771 milyon dolar para yaktı. Buna yönelik çok fazla örnek var. Tam tersinin örneği ise az.

Türkiye’de girişimciler ‘Para yakıyorum’ demekten çekiniyor. Sizin böyle bir çekinceniz yok.
Türkiye’de kişi başına düşen risk sermayesi rakamı 30 sent. İsrail’de ise 200 dolar. Bu, önemli bir metrik. Start up ekosistemi Türkiye’de henüz çok yeni. 80 milyonluk ülkede toplam start up yatırımlarının 50 milyon dolar olması, işin daha çok başında olduğumuzu gösteriyor. Bu nedenle ben gerçekleri söylüyorum, bunları dile getirmekten de çekinmiyorum. Bu bir başarısızlık değil, bir strateji. Stratejimizde planlanmışın dışında hiçbir şey yok. Başında planladığımız bütçelerde yüzde 10’luk sapmamız bile yok.

Yatırım süreciniz nasıl ilerledi?
Türkiye’de zaten venture capital 6-7 tane var. Şu anda iki tanesinin parası var. O nedenle biz Nevzat Aydın, Agah Uğur, Umur Gençoğlu, Emir Dereli, Turgut Konukoğlu, Hasan Aslanoba gibi melek yatırımcılarımız dışında sermayeyi dışarıdan getiriyoruz. Yatırımcılarımız arasında Silikon Vadisi’nden İspanya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Uzakdoğu’dan fonlar var. En büyük yatırımcımız Dubai merkezli BECO Capital. 200 milyon dolarlık bir fon. En son Mısırlı bir transportasyon şirketi olan SBWL’ye 42 milyon dolarlık bir yatırım yaptılar.

Scooter’ların teknolojisi size mi ait?
Yazılımı ve elektronik aksamı biz yapıyoruz. Artık şasisini de biz üretmeye başladık. Birçok parça farklı tedarikçilerimizde üretiliyor, final montaj ise burada yapılıyor.

Martı’ya ilişkin hedefleriniz neler?
“Acil getirin, çabuk getirin” diyen belediye başkanlarımız var. Hedefimiz 1-2 yıl gibi bir sürede 81 ilde olmak.

KISA VADELİ PLANINIZ NEDİR?
“Hedefimiz 1-2 yıl gibi bir sürede Türkiye’de 81 ilde olmak.”

“TAMAMEN İŞİME KONSANTREYİM”
İZLENEN PAZARLAR
Şu anda tamamen işimize konsantreyim. Algıları kapattım, sadece standart okumamı yapıyorum diyebilirim. Bizim sektörümüzle alakalı, düzenli yayınları takip ediyorum. Gelişmeleri yakından izlediğim pazarlar var. Bunlar Meksika, Brezilya, Endonezya, Güney Afrika, ABD… Bu ülkelerdeki start up dünyasını takip ediyorum.

ÇIKIŞ PLANI Exit yapmak gibi bir niyetimiz yok. İsteseydim önceki işlerimde yapardım. Los Angeles’ta kalırdım ya da başka yerde yaşardım. Bize verilen aile disiplini, “Dükkanı bırakmayacaksın” şeklinde. Niye exit yapalım ki? Belki biz satın alma yaparız. Yabancılar bizi alacağına, biz yabancıları alalım. Kimse bunu düşünmüyor.

“BİR KAHVE FİYATINA YOLCULUK”
ÜCRETLENDİRME
İlk olarak yurt dışındaki örnekleri inceledik. Ekonomik bir tarifeyle yola çıktık. Fransa, Portekiz, ABD gibi ülkelerin büyük şehirlerinde elektrikli scooter kiraladığınızda, 10 dakikalık bir yolculuk için ödediğiniz bedel bir bardak kahve fiyatına denk geliyor. Biz de Martı’yı bu denklem üzerinden fiyatlandırdık. Martı ile 10 dakikalık bir yolculuğun bedeli 7,89 TL. 10 dakikada yarım saatlik yürünecek mesafeyi kat etmek mümkün. Aslında Martı bir kahve fiyatına yolculuk imkanı sunuyor.

DAHA GÜVENLİ Scooter yolculukları istatistiksel olarak, otomobil, motosiklet, bisiklet ve uçak yolculuklarından daha güvenli. İstanbul’da kaldırımlarda yaya trafiğine engel olmamak amacıyla yurt dışındaki modellerin aksine Martı’larımızı kilitle bir noktaya sabitliyoruz. Bu kilit sistemi güvenlikten ziyade, kamu düzeni için önemli bir konu. Ayrıca hızımızı da elektronik olarak 18 kilometre ile sınırladık.

NASIL ÇALIŞIYOR? Martı, cep telefonuna yüklenen bir aplikasyon üzerinden çalışıyor. Kullanıcı, aplikasyon üzerinden bulunduğu bölgede boşta olan Martıları görebiliyor. Seçtiği Martı’nın üzerindeki QR kodunu okutarak aracın kilidini açıyor. Yolculuk bitiminde yine QR kodu cep telefonuna okutuluyor ve araç üzerindeki kilitle bir yere bağlanıyor.

“KÜÇÜKLER ELENDİ”
“İŞE VE EKİBE İNANDIK”
Biz BluTV’yi kurarken de piyasada aynı tepkilerle karşılaşmıştık. “Türkiye’de kimse içeriğe internetten para vermez. Burası korsan ülkesi. Netflix çok ciddi bir şirket, global olarak domine edecekler” şeklinde söylemlerle karşılaştık. Biz işe, ekibe inandık ve vazgeçmedik. Sonrasında BluTV başarılı oldu.

UYGUN MU? Martı’da da “Tutmaz, çalarlar, yokuş var, yollar müsait değil” dediler. Ancak bunlara aldırmadık. Şirketi kurmadan önce 7 şehre gittim, bilfiil kaldırımlarda saatlerce yürüdüm, uygunluk durumuna baktım. İstanbul’da kaldırımların bu işe çok daha müsait olduğunu gördüm. Mesela Lizbon’da kaldırımlar kaygan ve scooter kullanmak çok daha zor. Ama orada binlerce scooter var. O açıdan İstanbul, scooter kullanımı için global standartların çok üzerinde.

KULLANICI PROFİLİ Bulunduğumuz kulvarda dünyanın her yerinde artık şirket ve araçlar var. Ancak şu anda küçük oyuncuların hepsi elendi. Büyük bir furya oldu, bir sürü girmeye çalışan oldu. Ancak elenenler de çok oldu. Mesela Meksika’da üç şirket başladı, bir şirket kaldı. Avrupa’da da üç şirketten biri kaldı. Herkese kazandıran bir iş. Müşteri memnun. Üstelik çevreci bir ürün. Çevre bilincinin ülkemizde gelişmesi gerekiyor. Buna katkımız olsun istiyoruz. Bu konularda Türkiye’yi ileri taşımayı hedefliyoruz. Kullanıcılarımızın çoğu ise 40 yaş üzeri.

HEDEFTE SAPMA VAR MI?
“Başında planladığımız bütçelerde yüzde 10’luk sapmamız bile yok.”

1 Comment

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.