Küresel pazara hazırız


Innovera tarafından geliştirilen ATAR, global bir marka olma yolunda ilerliyor. Risk sermayesi şirketi DCP’den 2,5 milyon Euro’luk çekirdek yatırım alarak Innovera’dan ayrılan ATAR, ATAR Labs isimli yeni şirket yapısıyla faaliyetlerini uluslararası ölçekte sürdürecek. Şirketin CEO’su Burak Dayıoğlu, “Türkiye’den yeni bir dünya markası çıkarma potansiyeline sahibiz” diyor.

ASLI SÖZBİLİR asozbilir@capital.com.tr

Burak Dayıoğlu

Burak Dayıoğlu

Türkiye’nin sayılı siber güvenlik sağlayıcılarından Innovera içinden doğan bir girişim olan ATAR Labs geçtiğimiz eylül ayında Türkiye start up tarihinin en büyük çekirdek yatırımlarından birini aldı. Risk sermayesi şirketi DCP’den (Diffusion Capital Partners) gelen 2,5 milyon Euro çekirdek yatırımla şirketleşen girişim, bu destek sayesinde siber güvenlik teknolojilerini Birleşik Arap Emirlikleri, Kıta Avrupası ve İngiltere ofisleriyle küresel pazara taşımaya hazırlanıyor.

ATAR (Automated Threat Analysis and Response), tek bir siber güvenlik çözümüyle farklı ürünler kullanan kurumların etkili ve hızlı sonuçlar elde etmesini sağlayan yeni bir teknoloji. Bilkent Üniversitesi Cyberpark bünyesinde geliştirilen ATAR siber güvenlik robotu, siber saldırıların hızına ve hacmine yetişemeyen kurumlara destek oluyor. ATAR savunma robotu, ona öğretilen saldırı reflekslerini otomatik olarak işletiyor. Böylece ATAR, bir güvenlik operasyon merkezi içerisinde sık tekrarlanan işlemleri bir insan uzmana gerek kalmaksızın işletebiliyor.

Şirketin kurucu ortaklarından ve aynı zamanda CEO’su Burak Dayıoğlu, güvenlik operasyon merkezlerini daha hızlı, esnek ve akıllı bir yapıya kavuşturmak üzere geliştirilen ATAR’ın başarısını tüm dünyaya yaymayı amaçladıklarını ifade ediyor.

Dayıoğlu, “ATAR Labs yerli ve milli bir Ar-Ge projesi olmasına karşın, küresel ölçekte katma değer üreterek siber güvenlik alanında Türkiye’den yeni bir dünya markası çıkarma potansiyeline sahip” diyor. ATAR Labs CEO’su Burak Dayıoğlu ile girişimin hikayesini ve gelecek planlarını konuştuk:

ATAR Labs proje fikri nasıl ortaya çıktı?
Innovera, 10 yılı aşkın süredir siber güvenlik alanında çalışıyor. Biz kendi uzman olduğumuz alanda yeni bir atılım yapmak istedik. ATAR Labs esasında günümüzde siber güvenlik sektörünün en kritik ihtiyaçlarından birine yanıt bulunca ortaya çıktı. O ihtiyacı güvenlik operasyon merkezlerini daha hızlı, esnek ve akıllı bir yapıya kavuşturmak olarak özetleyebiliriz.

Hem Türkiye’de hem dünyada siber güvenlik alanında siber saldırı vakaları o kadar çok arttı ki her bir saldırıyı inceleyip analiz edecek insan gücüne sahip olmak artık mümkün değil.Bunu teknolojik bir sürece dönüştürmek lazımdı. O süreçleri ATAR ile tek platformda topladık.

Girişimi kaç kişilik bir takımla ve nasıl kurdunuz?
Innovera’da yaklaşık 75 kişilik bir ekiple Türkiye’nin siber güvenlik alanındaki gelişimini destekleyecek Ar-Ge faaliyetlerini yoğun olarak sürdürürken, siber güvenlikte son derece önemli olan alarm işleme ve vaka inceleme süreçlerini robotik bir çözümle yönetmeye odaklandık.

Bunun sonucunda tehdit analizlerini otomatik yapıp öğrendiği saldırı reflekslerini işletebilen bir savunma platformu geliştirdik ve adını ATAR (Automated Threat Analysis and Response) olarak belirledik. Milli bir Ar- Ge projesi olarak geliştirdiğimiz bu ürünün küresel bir hedef kitlesi bulunuyor. Risk sermayesi şirketi DCP’den 2,5 milyon Euro çekirdek yatırım alarak, ATAR Labs adı altında şirketleşmeye gittik.

DCP’nin rekor seviyedeki bu yatırımı yapmasında neler etkili oldu?
Siber güvenlik ulusal olduğu kadar küresel bir sorun. Hızla artan siber saldırılar karşısında her ülkenin ve dünyanın dört bir yanındaki şirketlerin daha güçlü bir savunma hattına ihtiyacı var. ATAR Labs yerli ve milli bir Ar-Ge projesi olmasına karşın, küresel ölçekte katma değer üreterek siber güvenlik alanında Türkiye’den yeni bir dünya markası çıkarma potansiyeline sahip. ATAR Labs bu yönüyle Türkiye’nin uluslararası arenadaki gücüne ve itibarına da katkı sağlıyor. Küresel pazarda sahip olduğumuz potansiyelin ilgi çektiğini düşünüyorum.

Peki şirketi geliştirirken hangi kritik aşamalardan geçtiniz?
İş fikrini ve şirketi geliştirirken iki kritik aşamadan geçtiğimizi düşünüyoruz. Aslında bunlar her start up’ın yaşadığı süreçler. İlk aşama iş fikrinin doğrulanması ve ilk müşterinin bulunması. ATAR iş fikrini anlattığımız bütün potansiyel müşterilerimiz fikri çok beğendi ve bizi değerli fikirleriyle desteklediler. Startup İstanbul yarışmasındaki ikinciliğimiz de iş fikrinin ve modelinin doğrulaması oldu bir anlamda. İkinci aşama ise büyüme için gerekli yatırımın alınması…

DCP’nin yatırım yapmasıyla büyüme sürecimiz hızlandı. En önemli dönüm noktamız da hiç kuşkusuz DCP’den aldığımız yatırım oldu. Aynı zamanda Türkiye tarihinin en büyük çekirdek yatırımlarından biri olan bu destek sayesinde siber güvenlik teknolojilerimizi BAE, Kıta Avrupası ve İngiltere ofislerimizle küresel pazara taşımaya hazır hale geldik.

Tüm bu süreçte yaşadığınız zorluklar oldu mu?
İş fikri geliştirmek ve şirket kurmak konularında tecrübeli bir ekibiz aslında. Bu nedenle baştan beri belirli bir planla hareket ettik ve çok büyük zorluklarla karşılaşmadık. Yine de bahsetmek gerekirse ekibi büyütürken yetenekli insanları bulup ekibe katmak konusunda zorluklar yaşadık. Bunu da LinkedIn gibi mecraları etkin bir şekilde kullanarak aştık.

Şu an nasıl bir ortaklık yapınız var?
Siber güvenlik sektöründe 20 yılın üzerinde tecrübeye sahip şirketin kurucuları Gökhan Say, Murat Tora ve benim. Bunun yanı sıra yaptığı çekirdek yatırımla DCP de ortaklar arasında yer alıyor.

Gelir modeliniz nedir?
ATAR Labs’ın gelir modeli, ürünün lisans satışı ve yıllık yenilemeleri üzerine kurulu.

Sektörünüzde çok büyük oyuncular da yer alıyor. Bu pazarda rakiplerinizden nasıl farklılaşıyorsunuz?
ATAR Labs’ın ana ürünü olan ATAR savunma platformu, ona öğretilen saldırı reflekslerini otomatik olarak işletiyor. Bu sayede bir güvenlik operasyon merkezinde günlük rutin olarak tekrarlanan pek çok işlemde insana bağımlılık ortadan kalkarken insan kaynaklı hatalar da en aza iniyor. Geliştirdiğimiz bu platform toplam alarm işleme yükünün yüzde 30-40’lık bölümünü otomatik olarak karşılarken sağladığı vaka inceleme ve yanıtlama imkanları, operasyon merkezi uzmanlarının yaklaşık 20 kat daha hızlı analiz ve çözümleme yapmasına olanak sağlıyor.

Önümüzdeki dönemde nasıl bir büyüme hedefliyorsunuz? Büyüme stratejiniz nedir?
ATAR yapısı gereği sürekli olarak gelişen ve büyüyen bir ürün. Bilkent Üniversitesi Cyberpark bünyesinde geliştiriliyor ama hedef kitlesi tüm dünya. Hâl böyle olunca yurt dışı açılımımızı hızlandırmayı ve küresel pazarda öncü olmayı hedefliyoruz. Şu an Birleşik Arap Emirlikleri, Kıta Avrupası ve İngiltere’de ofislerimizi kuruyoruz. Bu lokasyonlar aynı zamanda kendi bölgelerinde merkez niteliği taşıdıkları için çok daha geniş bir coğrafyaya açılmamıza olanak tanıyacak.

Gelecekte ATAR Labs’ı nerede görmek istiyorsunuz?
ATAR Labs bu topraklardan çıkan bir değer olarak siber güvenlik ve genel anlamda teknoloji alanında küresel bir markaya dönüşerek Türkiye’nin uluslararası arenadaki gücüne ve itibarına destek olacak. ATAR iş fikri çerçevesinde yeni projelerimiz de elbette var. Sürekli gelişmeyi destekleyecek, şirketi bir sonraki adıma taşıyacak yaratıcı proje fikirleri geliştirmek kültürümüzün bir parçası.

DCP’DEN ALDIĞINIZ 2,5 MİLYON EURO YATIRIM SİZE NE GETİRECEK?
“Bu destekle BAE, Kıta Avrupası ve İngiltere ofislerimizle küresel pazara hazırız.”

“LALE DEVRİ SONA ERDİ”
“FİKRİNİZİ SOMUTLAŞTIRIN” Start up dünyasında lale devri sona erdi diyebiliriz. Artık sayısız parlak fikir var ve bunların arasından sıyrılmak için fikri ürün veya hizmete dönüştürmek şart. Genç girişimcilerin odaklandıkları alanda durmaksızın kendilerini geliştirirken, o alana temas eden diğer konu başlıklarından da beslenmeleri gerekiyor.

10 SANİYE KURALI İnovasyon ancak ve ancak böyle ortaya çıkıyor. Öte yandan geliştirdikleri ürünün veya hizmetin sağlayacağı faydalar, gidereceği ihtiyaçlar çok net ve belirgin olmalı. Eğer bir girişim projesini insanlara 10 saniyede anlatamıyorsa o projenin biraz daha somutlaşmaya, demlenmeye ihtiyacı var demektir.

EKOSİSTEME DAHİL OLUN Elbette girişimciliğin olmazsa olmazı, start up ekosisteminin içine dahil olması gerekiyor. Diğer girişimcilerle görüşmesi, etkinliklere katılması, kısacası “network” kurması gerekiyor. Yabancıların güzel bir özeti var bu konuda; “Your network is your net worth”. Yani sahip olduğunuz network, işe ilişkin tanıştığınız herkes bir girişimci olarak sizin değerinizi artırıyor.

ÇÖZÜMÜNÜZÜN BENZERLERİNDEN FARKI NE?
“Operasyon merkezi uzmanları, çözümümüzle yaklaşık 20 kat daha hızlı analiz ve çözümleme yapabiliyor.”

ETKİN VE HIZLI ÇÖZÜM
YENİLİKÇİ TEKNOLOJİ ATAR, kuruluşların farklı siber güvenlik ürünleri ve kabiliyetlerini bir arada çalıştırmaya imkan tanıyan yenilikçi bir siber güvenlik teknolojisi. Bu sayede kurumlar birbirinden farklı ürünler kullanıyor olsa dahi tek bir siber güvenlik çözümü ile etkin ve hızlı sonuçlar elde ediyor. ATAR siber güvenlik robotu siber saldırıların hızına ve hacmine yetişemeyen kurumlara destek oluyor.

ESNEK YAPI ATAR savunma robotu, ona öğretilen saldırı reflekslerini otomatik olarak işletiyor. Böylece ATAR bir güvenlik operasyon merkezi içerisinde sık tekrarlanan işlemleri bir insan uzmana gerek kalmaksızın işletebiliyor. ATAR Labs, güvenlik operasyon merkezlerini daha hızlı, esnek ve akıllı bir yapıya kavuşturmak üzere geliştirilen ATAR’ın başarısını tüm dünyaya yaymayı amaçlıyor.

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.