Efsanenin en büyük pişmanlığı “Warner Atari’yi Mehvetti”

Atari’nin kurucu ortağı Nolan Bushnell, oyun sektörünün babası olarak anılıyor. Atari’yi 70’li yıllarda sattıktan sonra yeni girişimlerle yoluna devam eden Bushnell, birçok öncü şirketi hayata geçirdi. Bir o kadarının da fonlanmasına yardımcı oldu. Silikon Vadisi’nin her köşesinde izi bulanan Bushnell, bugün 76 yaşında ve oyunun içinde kalmaya devam ediyor. Son şirketi X2 Games ile yapay zekanın kullanıldığı oyunlar geliştiriyor.

NİLÜFER GÖZÜTOK ÜNAL [email protected]

Nolan Bushnell
Nolan Bushnell

Silikon Vadisi’nin tarihinde Nolan Bushnell özel bir yere sahip. Yaşayan efsane olarak anılan Bushnell, Atari’nin yaratıcısı olarak adını girişimcilik tarihine yazdırdı. Ancak sadece parlak başarılarıyla değil başarısızlıklarıyla da ön plana çıktı. En önemli başarısı, 1972 yılında tüm video oyun endüstrisini yaratan şirket olan Atari’yi kurması oldu. Yüksek teknolojili öncü girişimleri doğuran bir kuluçka merkezi kurmak da yine Bushnell’i bulunduğu noktaya taşıyan önemli adımlardan biriydi. 1981’de fikirlerini şirketlere dönüştürdüğü Catalyst Technologies’i yarattı. O dönem için çığır açıcı olarak görülen online alışveriş, kapıdan kapıya navigasyon gibi birçok yenilikçi teknoloji de Catalyst tarafından fonlandı.

Bugün 76 yaşındaki Nolan Bushnell, hala oyunda kalmaya devam ediyor. Son şirketi X2 Games ile yapay zekanın kullanıldığı oyunlar geliştiriyor. Hatta bu yıl son oyunu S. Noire ile Consumer Electronics Show tarafından Innovation Award Product’ı da kazandı.

Silikon Vadisi’nin neredeyse her köşesinde izi bulunan Bushnell ile dünden bugüne girişimcilik hikayesini, pişmanlıklarını ve yeni gündemini konuştuk:

Girişimcilik hikayenizin en başından başlayabilir miyiz? Girişimciliğe ve oyun dünyasına nasıl adım attınız?
Kendimi bildim bileli oyunlarla iç içe oldum, oyun oynamaktan keyif aldım. 1960’larda Utah Üniversitesi’nde elektrik mühendisliğinde okurken yine Utah’da Lagoon Eğlence Parkı’nda oyun bölümünde müdür olarak çalışıyordum. Her şey işte o eğlence parkında başladı. Üniversitede büyük DEC bilgisayarlarda Uzay Savaşları oyunu oynardık.

O dönem ilk oyun salonlarında oynanabilecek Arcade olarak adlandırılan oyun türünü geliştirdim. Ancak çok başarılı olamadım. Daha sonra 1972 yılında Ted Dabney ve programcı Al Alcorn ile Atari’yi kurduk. İlk oyunumuz Pong ticari olarak büyük başarı kazandı.

Pong ve Atari 2600’un hikayesi nedir?
Pong işe aldığımız ilk mühendis olan Al Alcorn için bir test projesiydi. Bu projeyi yerel bir barda test ettik ve çok eğlenceli olduğunu gördük, daha sonra büyük bir başarıya dönüştü. 2600 ise bizim Grass Valley’deki araştırma laboratuvarımızda programlanabilir ev videosu olarak geliştirildi.

Atari, dönemine damga vuran bir şirket oldu. Ancak 1976’da Atari’yi Warner Communications’a 28 milyon dolara sattınız. Satışın nedeni neydi?
Biz büyük ölçüde kendi kendimizi finanse etmiş bir şirkettik. Popüler olmamıza rağmen finansal açıdan iyi durumda değildik. Yeni ürün geliştirmek için sermayeye ihtiyacımız vardı. Bu nedenle Warner Communications’a satış yaptım.

Satıştan sonra Atari’de yönetici olarak devam ettiniz, ancak kısa sürdü. Neden kendi yarattığınız şirketten ayrıldınız?
1979 başında şirketten ayrıldım, çünkü Warner, şirketi benim sürdürülebilir olmayacağını düşündüğüm bir yere götürüyordu. Şirket yönetiminde artık kontrol gücüm kalmamıştı ve her şey bitmeden önce kendim ayrılma kararı almak istedim. O dönem gelirlerin bir süre daha iyi olacağını da biliyordum. Fakat donanımı güncellemek bir şirketin uzun dönemli ayakta kalması için kritik bir konu. Warner bu noktada benimle aynı fikirde değildi.

Bu satıştan pişman oldunuz mu?
Sattığım günden itibaren pişmanlık duydum. Hayatta en büyük pişmanlığım diyebilirim. Warner, şirketi mahvetti.

Atari’de sizin favori oyununuz neydi?
Ben her zaman hem Breakout ve Asteroids’i çok sevdim. Bu ikisinin çok iyi oyunlar olduğunu düşünüyordum. Bir başka oyun daha vardı Tempest, o da gerçekten müthiş bir oyundu. Muhtemelen o zamanlar tek renkli oyundu.

Şirketten ayrıldıktan sonra ne yaptınız?
Yelkenle dünyayı dolaştım, kendime Kaliforniya’da büyük bir ev aldım ve bir süre dinlendim. Ama sonrasında girişimciliğe ara vermeden devam ettim. Atari’yi kurduktan sonra sırasıyla 1977’de Pizza Time Theatre’ı, 1981’de Catalyst Technologies’i, 1989’da TV ve bilgisayarı bütünleştiren girişim Aaps’ı, 1991’de multimedya öğrenmesi Commodore’u, 1993’te iş yerinde bilgisayarla mesajlaşma ve telefon entergrasyonu girişimi Octus’u, 1997’de internet müzik kutusu PlayNet’i, 2000’de oyun şirketi uWink’i, 2012 yılında da online eğitim girişimi BrainRush’ı kurdum. Şimdi yine bilgisayar oyunları geliştiriyorum.

Özellikle 1980’lerde öncü girişimleri hem yaratan hem fonlayan kişi olarak öne çıktınız. Bunu nasıl başardınız? En büyük motivasyonunuz ne oldu?
Hep bilim kurgu okudum ve okuduğum o kurguların içinde yaşamak istedim. Motivasyonum da bu oldu. Bu şekilde birçok girişimi hayata geçirdim ya da birçok girişimin hayat bulmasına aracılık ettim. Örneğin Catalyst Technologies, Silikon Vadisi’nin ilk kuluçka şirketi oldu. Catalyst ile yüksek teknolojiye odaklandık ve sadece ilk yılda 10 teknoloji girişimini fonladık. Bizim fonladığımız şirketlerin birçoğu zamanının ötesinde girişimlerdi. Cinemavision, 1980’lerin başında yüksek çözünürlüklü televizyon ve dijital film projeksiyonları işi yapıyordu. ACTV interaktif kablolu televizyon sistemlerini icat etti. ByVideo yarı online alışverişin ilk versiyonu olarak hayata geçti. Bu şirketlerin her biri on yıl sonra Sony, Time Warner, Amazon ve Valve gibi şirketlerin ellerinde başarılı olacak fikirlerin temsilcisi oldu. Bu fikirlerin ilk çıktıkları dönem değil de on yıl sonra büyük başarı olarak görülmesinin tek nedeni ise teknoloji altyapısının yeterli olmayışıydı. Çünkü gerçekten zamanının ötesinde işlerdi; ne pazar ne teknoloji onlara yanıt veremedi. Hatta Catalyst ailesinin bir ürünü olan Etak şirketi, 1985 yılında dünyanın ilk araç içi bilgisayar navigasyon sistemini çıkardı.

Catalyst ile bir robot girişiminiz de oldu…
1977’de Star Wars kişisel robot teknolojisi çılgınlığını ateşledi. Herkes kendisi için bir R2-D2 istiyordu. Biz de Catalyst şirketi olan Androbot ile ev işlerine yardımcı BOB isimli bir robot geliştirdik. Sesli komutla istenenleri getirip götürebiliyor, basit ev işlerine yardımcı oluyordu. Ama başarılı olmadı. O dönem bir kuralım vardı: Hiçbir girişime kendi cebimden 300 bin dolardan fazla yatırmayacaktım ama bu robot fikri beni o kadar etkiledi ki bu kuralı bozdum ve epey para kaybettim. Daha sonra da Catalyst bünyesindeki bütün yönetim kurulu başkanlığı görevlerimden istifa ederek Catalyst’ten ayrıldım.

Sonuç olarak Catalyst’i nasıl özetlersiniz?
Toplam 14 Catalyst şirketi yatırımcılarına para kazandırdı. İkisi başa baş noktasına ulaştı. Altısı zarar ederek sonlandı. Bazıları çok başarılı oldu. Etak, Magnum Microwave ve ACTV daha sonra daha büyük şirketlere çok iyi bir değerlemeyle satıldı. Etak kendi sektörünü yarattı. Axlon halka açıldı ve daha sonra da Hasbro’ya satıldı.

Oyun sektörünün babası olarak anılıyorsunuz ama size yönelik eleştiriler de var. Bazıları sizin için bazı girişimleri çok erken terk etti diyor. Siz ne diyorsunuz?
Doğru… Biraz rahat bir insanım. Benim şöyle bir bakış açım var: Sağlıklı olduğunuz sürece, aileniz de iyi ise her şeye her zaman tekrar başlayabilirsiniz. Bu anlamda pişmanlıklar beni çok rahatsız etmiyor.

Sizce başarının en kritik unsuru ne?
Ev ödevini iyi yapmak, çok çalışmak ve asla pes etmemek.

Şu an neler yapıyorsunuz? Nelerle ilgileniyorsunuz?
Yapay zeka kullanan oyunlar geliştiriyorum. Bu alanda ilk oyunumuz St. Noire, 2020 yılında Consumer Electronics Show tarafından verilen Innovation Award Product’ı kazandı. Yapay zekanın kullanıldığı St. Noire’da oyunu oynayan bir dedektif var ve şüphelilerle röportaj yapıyor. Şüpheliler yalan söyleyebiliyor, önemli olan kimin yalan söylediğini bulmak, oldukça eğlenceli bir oyun. Şunu özellikle söylemek istiyorum: 76 yaşındayım ve hala bu yaşta oyunda olmaktan gurur duyuyorum. Bundan sonra da şirketim X2 Games ile yine ses kontrollü yeni oyunları piyasaya sunmaya devam edeceğim. Yapay zeka ve zengin anlatımın oyun sektöründe bir sonraki büyük şey olacağına inanıyorum.

“Sattığım günden itibaren pişmanlık duydum. Hayatta en büyük pişmanlığım diyebilirim. Warner şirketi mahvetti.”

“APPLE’IN 3’TE 1’İNİ TEKLİF ETTİLER”
“JOBS’U BEN İŞE ALDIM”
Steve Jobs’u Atari’ye tekniker olarak ben işe aldım. Jobs genellikle geceleri çalışıyordu ve Wozniak da sıklıkla ona eşlik ediyordu. Jobs, Atari’de yaklaşık 3 yıl çalıştı. Apple’ı kurmak için ayrıldığında şirketin 3’te 1’ini 50 bin dolara almam için bana teklifte bulundu. Aynı zamanda Atari 800 bilgisayarla çalışıyordu ve ben de bu durumun çıkar çatışmasına yol açacağını düşünerek teklifini geri çevirdim. Yine de ona yaptığımız tedarikçi anlaşmalarını paylaştım. Böylelikle Apple yaptığı alımlarda çok önemli indirimler aldı. Yine bazı teknik konularda belli erişimlere sahip olmasında yardımcı oldum.

“GENÇ VE HEYECANLIYDILAR” Atari’de çalıştıkları dönemde hem Steve Jobs hem Steve Wozniak oldukça genç ve heyecanlıydı. Fakat onların iş dünyasında ciddi bir değişim yaratacağını düşünmemiştim. Onları Don Valentina ile ben tanıştırdım. Don da şirketin başarıya ulaşmasında kritik rol oynayan Mike Markala’yı şirkete getirdi. Bu iki isim Jobs ve Wozniak’ın ilk yıllarında başarılı olmalarında en etkili iki kişiydi. Hatta net olarak söyleyebilirim ilk dönem başarılı olmalarının en büyük nedeni Mike oldu. Jobs daha sonra gerçek bir lider olarak önemli bir gelişim gösterdi.

JOBS VE WOZNIAK NASIL GENÇLERDİ?
“Oldukça genç ve heyecanlıydılar. Fakat onların iş dünyasında ciddi bir değişim yaratacağını düşünmemiştim.”

APPLE İÇİN TEKLİF NE KADARDI?
“Jobs, Apple’ı kurmak için ayrıldığında şirketin 3’te 1’ini 50 bin dolara almam için bana teklifte bulundu.”

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.