Alp Çiçekdağı: 5 yılda 5-6 ülkeye gireriz

Dünyada 12 milyarın üzerinde yatırım çeken proptech’te faaliyet gösteren Park Palet, depocular ve şirketleri buluşturan bir platform. Türkiye’de bir ilk olduklarını söyleyen Park Palet Kurucu Ortağı Alp Çiçekdağı, kuruldukları 2018 yılından bu yana hızlı bir ivme yakaladıklarını ve 130’un üzerinde depoya ulaştıklarını anlatıyor. Bundan sonra büyümenin odağında yurt dışı olacağını belirten Çiçekdağı, “5 yıllık vizyonumuzda en az 5-6 ülkede faaliyet göstermek var” diyor.

NİL DUMANSIZOĞLU [email protected]

Dünyada 2000’li yıllardan beri büyümesini sürdüren proptech (gayrimenkul teknolojisi) pazarı, özellikle son dönemde çok hızlı bir ivme yakalayarak fintek dahil tüm dikeylerden fazla büyüdü. Sadece eylül ayında global olarak 52 işlemde 1,24 milyar dolar olan proptech yatırımları, 2019 yılında 12 milyar doların üzerine çıktı. EurAsia Proptech Initiative’in ilk olarak geçen yıl yayınladığı Türkiye Proptech Haritası’nda 81 girişim varken geçen ay yayımlanan 2’nci versiyonda bu yıl 102 şirket tespit edildi.

Alp Çiçekdağı
Alp Çiçekdağı

Bu alandaki fırsatı gören ve şirketlerle depocuları buluşturan bir girişim hayata geçiren Alp Çiçekdağı, gayrimenkul alanındaki tecrübesini Park Palet’e taşıdı. 2018 yılında kurulan girişim, kısa sürede hızlı bir büyüme ivmesi yakaladı ve 130’u aşkın depoyu sisteme eklemeyi başardı. Yıl sonu için belirledikleri 150 depo hedefine ulaşacaklarının sinyalini aldıklarını ifade eden Çiçekdağı, bundan sonra rotanın yurt dışı olacağını da sözlerine ekleyerek şöyle konuşuyor:

“2020 yılında Balkanlar’da bir ülke, Orta Doğu’da bir ülke olmak üzere işi genişletmeye başlamak istiyoruz. 5 yıllık vizyonumuzda en az 5-6 ülkede faaliyet göstermek var.” Alp Çiçekdağı ile Park Palet’in hedeflerini ve proptech alanındaki fırsatları konuştuk:

Girişimcilik kariyeriniz nasıl başladı?
Hep gayrimenkul geliştirme ve yatırım alanında çalıştım. Önce Amerika’da, ardından 10 yıl kadar Dubai’de beyaz yakalı olarak çalıştıktan sonra 7-8 yıldır Türkiye’de, kendi şirketimde gayrimenkul geliştirme projeleri yaptım. Gayrimenkulde konut alanından ziyade lojistik projelerine yöneldik. Yabancı kiracılar için lojistik depo yatırımları yaptık. Oradan da lojistik depolama sektörüne bir yakınlığımız oldu. Park Palet de buradaki gözlemlerimiz sonrasında ortaya çıkan bir girişim.

Bu gözlemleriniz neydi biraz açabilir misiniz?
Depolar, uzun dönemli kontratlarla çalışıyor. Ancak baktık ki şirketlerin zaman zaman kısa dönemli ihtiyaçları da oluyor. Örneğin mevsimlikten gelen taşmalar olduğunda, 1.000-2.000 palet malını bir yere koyması gerekiyor. Böyle bir durumda yine uzun dönemli kiralama yapmak zorunda kalıyorlar. Lojistik şirketleri tarafında ise onların da depolarında hep bir boşluk olduğunu gördük. İki tarafta da bir verimsizlik söz konusu. Bir tarafta boşluk, diğer tarafta talep var. Şimdi de paylaşım ekonomisi zamanı. Biz de bu alanda şirketleri bir araya getiren bir platform kurabilir miyiz düşüncesiyle yola çıktık.

Sistem tam olarak nasıl işliyor?
Örneğin bir şirketin Bursa’da 2 bin palet malını depolama ihtiyacı oluyor. Bununla ilgili hizmet almak istiyor. Bu talebi ayrıntısıyla sisteme girdiği zaman ona uygun hizmeti verebilecek depolar karşısına çıkıyor. Bu depolardan sistem üzerinden teklif istiyor. Daha sonra depocularla iletişime geçerek ihtiyaçları doğrultusunda seçim yapıyor.

Bu sistemi kullanan şirketler nasıl bir maliyet avantajı yakalayabiliyor?
Sadece kullanacağınız kadar palet bazında ödeme yaptığınızda otomatik olarak fiyatı düşürebiliyorsunuz. Tam olarak bir rakam vermek için şirketin ne kadar harcadığını bilmek lazım. Ancak yüzde 20-30 oranlarında düşüşler yakalayabildiğimizi söyleyebilirim.

Gelir modeliniz nedir?
Gerçekleşen işlemler üzerinden hizmet bedeli alıyoruz. Zaten teklifler giderken bizim hizmet bedelimiz de dahil olmak üzere gidiyor. Aslında faturalama depo şirketi üzerinden oluyor ama ödeme şirketten alınıyor. Aldığımız hizmet bedeli süresine göre değişiyor. Kısa süreli kiralamalarda daha yüksek, büyük ve uzun süreli işlerde daha düşük oluyor. Yüzde 5-12 arasında değişen bir skala var.

Girişiminizi hayata geçirdikten sonra nasıl bir yolculuğunuz oldu?
2017 sonlarına doğru araştırmalara başladık. İlk önce perakende, hızlı tüketim şirketleriyle ve tabii depo şirketleriyle test ettik. Karşılığı olduğunu görünce 2018 başında kurulumumuzu yaptık. Ben, gayrimenkul şirketindeki ortağım ve eşim, üç ortak olarak başladık. Sonra da kuruluş aşamasında farklı alanlara yatırım yapan Geylan Grup’tan yatırım aldık. Geylan Grup şirkete yüzde 20 ortak oldu.

O dönem zorlandığınız konular oldu mu?
Türkiye’nin yaşadığı çalkantılar içinde bir start up olarak iş yapmak başlı başına güç. İş yapış şekilleri olarak geleneksel bir sektör. Şirketler böyle bir platform üzerinden hizmet almaya yavaş yavaş ikna oluyor. İlk başlarda sadece dinleyen şirketler, bizim piyasada iş yaptığımızı gördükçe yeni yeni talep göstermeye başladı. Şirketler, start up’lardan hizmet alımı konusunda dinlemeyi seviyor ama hizmet alma konusunda, özellikle B2B’de tutucu.

Şu anda büyüklüğünüz nedir?
Şu anda 6 kişilik bir ekip olduk. 2018’i daha çok depo ağımızı oluşturarak geçirdik. Şu anda sistemde 130’u aşkın depomuz var. Hem büyük kurumsal lojistik şirketlerinin depoları hem küçük orta ölçekli 1 ya da 2 kaliteli deposu olan şirketler var. Aşağı yukarı 60-70 şirketin deposunu kullanıyoruz. Bazısının 1, bazının 3 deposu kayıtlı. Bazı lokasyonlarda üretici şirketlerin de depoları oluyor. Şimdi onları da sisteme eklemeye başladık. 2019 sonu için hedefimiz 150 depoydu, onu yakalarız diye düşünüyorum. Şu anda son 3 ayda 100’den fazla talep aldığımızı söyleyebilirim.

Müşteri portföyünüzde hangi şirketler var?
Müşteri tarafında iki türlü şirket var, büyük kurumsal şirketler ve KOBİ’ler. Bizim de işi büyütmek istediğimiz taraf KOBİ’ler. KOBİ’lerin daha fazla dış kaynağa ihtiyacı var ama bunu yavaş yavaş içselleştiriyorlar. O yüzden o tarafta büyümek bizim için daha iştah açıcı.

KOBİ’lerin portföyünüzdeki oranı nedir?
Şu anda yüzde 50-50 gibiyiz. Hedefimiz KOBİ tarafını yüzde 60-70’lere çıkarmak.

Hangi sektörlerle daha çok çalışıyorsunuz?
Perakendede ve hızlı tüketimde çok ihtiyaç oluyor. Başlarken otomotivden çok ümitli değildik, fazla stok tutmadan çalışır gibi düşüncemiz vardı ama işin içine girince otomotive destek veren yan sanayi şirketlerinde büyük stok ihtiyacı olduğunu gördük. Gıdadan talep geliyor, onun için de sisteme soğuk hava depolarını ekliyoruz. Kimyasal, yanıcı depolara da ihtiyaç oluyor, onları şimdi sistemde büyütmeye başladık. Çok çeşitli sektörlerden talep geldiğini söyleyebilirim.

2020 hedefi nedir?
Tabii ki Türkiye’deki depo sayısı belli bir yere kadar artar. İşin bilinmeyen tarafı da üretici tarafı. Onları da eklediğimiz zaman iş biraz daha hızlı büyümeye devam edebilir. Ondan sonrası için hedefimiz yurt dışı olacak.

Yurt dışında nerelerde fırsat görüyorsunuz?
Bu iş, dünyada “on-demand warehousing” diye bilenen bir model. Şu an Amerika, İngiltere ve Batı Avrupa’da büyük şirketler var. Onun dışında Balkanlar’da, Orta Doğu’da şu anda yok. Biz de Türkiye’de bu işi yapan tek şirketiz ve Türkiye’nin ekonomik ve coğrafi büyüklüğü, bu bölgelerde işi destekleyebilecek boyutta. Şimdi araştırmalara başladık, 2020 yılında Balkanlar’da bir ülke, Orta Doğu’da bir ülke olarak işi genişletmeye başlamak istiyoruz.

Odağınızda hangi ülkeler var?
Balkanlar’da Romanya ve Bulgaristan’ı inceliyoruz, coğrafi olarak yakın ve ticari ilişkimiz yüksek. Ardından da Polonya, Çek Cumhuriyeti gibi ülkelere bakacağız. Orta Doğu’da da benim de geçmişim sebebiyle Dubai’yi inceledik. Ancak orada depolar çok sınırlı bir alanda toplanmış durumda. O yüzden Suudi Arabistan daha enteresan bir ülke olabilir; hem sanayi üretimi olan hem ithalat/ihracat tarafı güçlü bir ülke.

Yurt dışındaki büyük şirketlerle görüşüyor musunuz?
Amerika’da 3 büyük platform var. İngiltere, Almanya ve İskandinav ülkelerinde ise 1’er şirket var. Biz bazılarıyla iletişime de geçtik. Özellikle bizim müşterilerimizden orada depo açmak ya da depo kullanmak isteyenleri yönlendirmek üzere bir iş birliğine girdik. Böyle iş birlikleri yakalamak da bizim için faydalı.

5 yıllık vizyonunuzda şirketi nerede görmek istiyorsunuz?
Bir kere kesinlikle yurt dışına yayılmış, en azından 5-6 ülkede faaliyet gösteren bir şirket olmak istiyoruz. On-demand warehousing denilince Türkiye’deki ve bölgedeki akla gelen isim olmak, bu iş modelinin daha çok gelişmesini sağlamak ve lojistik hizmet alımlarındaki değişimin öncüsü olmak istiyoruz.

“GİRİŞİMCİLİK EN UMUT VEREN ALAN”
“DÖNÜŞÜM BAŞLADI”
Türkiye’deki girişimcilik ekosisteminde pozitif olarak gördüğüm şeylerden biri, kurumların girişimciliği desteklemeye başlaması. Ama bunların meyvelerini almamız ve ekosistemin ciddi bir dönüşüm geçirmesinin etkilerini görmemiz zaman alacak.

BAŞARISIZLIK KÜLTÜRÜ Ben, girişimcilik ekosistemini Türkiye’nin içindeki en ümit verici alan olarak görüyorum. Ama hala çok küçüğüz, yatırımcı tarafımız küçük. Girişimciler halen başarısız olduğunda ne olacağı korkusunu aşamıyor. “Hayatıma nasıl devam edeceğim” kaygısı var. Halbuki başarısızlığı destekleyen bir kültürün olması lazım. Bu bizi biraz küçük tutuyor.

“YATIRIM BULMAKTA ZORLUK ÇEKMEYİZ”
GÖZDE SEKTÖR
Proptech denilen akım, geçen yıldan itibaren çok ciddi anlamda yatırım alan bir konu. Start up alanlarından en önemlilerinden biri. Şimdi Türkiye’de de proptech grupları kurulmaya başlandı. Sadece proptech’e yatırım yapacak olan Next PropTech adında bir girişim sermayesi fonu da kuruldu.

İLGİ ÇEKİYOR Biz de kendimizi gayrimenkul teknolojileri olarak tanımlıyoruz. Hem lojistik hem gayrimenkul teknolojileri alanı içinde konumlanıyoruz. Çok ilgi çeken bir alan olduğu için büyümek istediğimizde sanırım yatırım alma konusunda çok zorluk çekmeyiz.

FON GÖRÜŞMELERİ Şu anda yavaş yavaş yatırımcılarla görüşmeye başladık. Şimdilik biraz daha kendimizi tanıtmak, nasıl büyüyeceğimizi göstermek açısından bu görüşmeleri yapıyoruz. Birçok fonla temas içindeyiz. Ama 2020 yılında, özellikle yurt dışı açılımı, e-ticarette gelişmeler konusunda yatırım görüşmelerimiz olur.

“E-TİCARETTE BÜYÜYECEĞİZ”
FIRSAT E-ticaret, en çok büyüyeceğini düşündüğümüz taraf. E-ticaret için şirketlerde, özellikle ve lojistik ve sipariş hazırlama kısmında hizmet veren depo sayısı Türkiye’de az. Bu işi profesyonel olarak yapan şirket sayısı 7’yi geçmez. Büyük lojistik şirketleri de bu işe başladı ama çok hızlı ilerleyemiyorlar.

KOLAYLIK Onlara iş akışı sağlama ve aynı zamanda da teknolojik altyapı sağlayarak da bizim sistemdeki normal depoları da bu hizmeti verir hale getirmek üzere birtakım çalışmalarımız başladı. Öyle olunca Türkiye’de e-ticaret lojistiğine destek anlamında bir platform olarak çok ciddi rol oynayacağımızı düşünüyoruz.

ODAK İlk etapta aylık sipariş sayısı 1.000-5.000 civarında olan şirketlere destek vermek istiyoruz. KOBİ’lere kendimizi anlatmak istiyoruz. Şu anda şirketler daha çok e-ticaretin satış kısmını konuşuyor, ancak işin bir de lojistik ve sipariş hazırlama tarafı var ki aslında işin en kritik konusu. Satmak kolay ama müşteriye memnuniyet sağlamak daha önemli.

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.