Bizi öldürmeyen acı güçlendirir!


Yapacağımız en son şey, boş oturmak ve birilerinin bizim yerimize çözüm bulmasını beklemek. Hazırladığım stratejik ve bir o kadar da pratik 3 aşamadan oluşan bir plan paylaşacağım. Bunu kişiselleştirmeniz ve reçetenizi hazırlamanız gerekecek.

İhsan Elgin
[email protected]

Bu coğrafyanın girişimcileri ve profesyonel liderleri olarak -gizliden gizliye övünerek-en alışık olduğumuz durumun “kriz” ve sürekli geliştirdiğimiz yetkinliğin ise “kriz yönetimi” olduğu söylenir. Tabii ki buna katılmamak elde değil ama ne yazık ki bu kriz önceden yaşadığımız (süreci belli) krizlere benzemiyor!

Bu kriz derinliği, yaygınlığı ve süresi belirsiz bir kriz! Bu nedenlerle bugüne kadar geliştirdiğimiz ve Türkiye yöneticileri olarak övündüğümüz kriz yönetim kası, bize göreceli olarak zaman kazandırsa da krizin sonunu görmemize yardımı pek mümkün gözükmüyor.

Çünkü bizim kriz yönetim yetkinliğimiz daha çok kısa vadeli bakış açısına ve taktiksel seviyede aksiyonlara dayalı bir kas. Ama bu sefer orta vadeli bakışa ve stratejik seviyede düşünmeye ihtiyacımız var. Ne yazık ki bu da bizim sevdiğimiz bir yönetim stili değil.

NE YAPALIM?

Yapacağımız en son şey boş oturmak ve birilerinin bizim yerimize çözüm bulmasını beklemek veya arkadaşlarımızla sonu olmayan durum tespiti sohbetleri içinde kaosa sürüklenmek.

Bugüne kadarki tecrübelerim, üst düzey liderler ve başarılı girişimcilerle olan sohbetlerimden öğrendiklerim, uluslararası danışmanlık şirketlerinin bu dönemde yazdığı değerli raporlardan aldığım bilgilerle hazırladığım stratejik ve bir o kadar da pratik 3 aşamadan oluşan bir plan paylaşacağım.

Sizlerin de içinde bulunduğunuz duruma göre bu yolu kişiselleştirmeniz ve kendi reçetenizi hazırlamanız gerekecek.

1-  Durumu anlama ve dayanma planı

Bu dönemde şirketler durumu anlamak için bilgi yönetim takımı oluşturmalı, tek yerden ve düzenli bir şekilde herkesle bilgi paylaşmalıyız.

  • Çalışanların sağlığını, güvenliğini ve motivasyonunu koruyabilmesi, zihinsel olarak aktif kalması ve çalışmaya devam edebilmesi için bir plan oluşturmalıyız.
  • İşimizin direncini sürdürmek için müşterilerimizle düzenli temasta kalmalıyız. İş ortaklarımızın durumuna hakim olmalı ve onlara planlarımız hakkında bilgi vermeliyiz.
  • Finansal dayanıklılığımız için gelir-gider dengesine odaklanmalı, taraflarla revizyon görüşmeleri yapmalı, tüm destek ve kredi imkanları için aksiyona geçmeliyiz. Bu dönem için ana stratejimiz empati geliştirerek ve güven sağlayarak tüm iş birliklerimizi korumak olmalı.

2 – Geri dönüş planı

İlk işimiz hızla ticarete ve ölçeklenmeye geri dönüş için senaryo bazlı dönüş planımızı hazırlamak. Bu plan için öncelikle ekonominin olası dönüş senaryolarını bilmeliyiz. Genel kanı 3 değişik dönüş senaryosu olduğu yönünde:

a) Hızlı dönüş: Ekonomi sadece olağanüstü bir “donma” dönemine girdi. 3-4 aylık bir sağlık krizinden sonra eski haline hızla geri dönecek.

b) Rötarlı dönüş: Bazı karantina politikalarına devam edilecek, dolayısıyla küresel ticaret çok az hareketlenecek ve yerel ekonomiye hareket gelecek.

c) Uzun durgunluk: Sonbaharda virüs tekrar canlanacak, aşı bulunana kadar devamlı yeni dalgalarla uğraşılacak ve küresel ekonomi ciddi hasar alacak. Yerel ekonomi yavaş yavaş çalışmaya başlayacak.
Biz de şirketimizi bu 3 senaryoya göre geri dönüşe hazırlamalıyız. Tüm geri dönüş senaryoları için geçerli olan en kritik sorulara örnekler ise:

  • Tedarik zincirini nasıl yeniden çalıştıracağım?
  • Satış yaptığım tüm bölgelerin ekonomisi aynı ölçüde toparlandı mı? Şirketimizin hedeflediği tüm sektörler aynı ölçüde hazır mı?
  • Çalışanlarımız işe dönmeye hazır mı?
  • Kamunun yeni kuralları bizi ne kadar etkiliyor?

Tüm bu sorulara verilen cevaplar olarak yapacağımız hazırlıklarımız sayesinde en azından ticarete daha hızlı dönebiliriz.

3 -Geleceği planlama

Toplumsal derin krizler, yeni politikaların, çalışma yollarının ve tüketici ihtiyaçlarının ve davranışlarının önünü açan değişimlere neden olabilir. Şimdi amacımız pandemi sonrası dönemde eskisi kadar güçlü olmak ve rekabet avantajı kazanmak. Bunun için 3 adımdan oluşan stratejik bir plan yapmamız gerekli.

a) Hangi değişimler kalıcı olur? Hangi değişimler zamanla unutulur?

  • “Tüketicilerin ve şirketlerin bu yeni trendleri alışkanlığa çevirmesi için yeterince zaman geçti mi?” (Online toplantılar yapmaya devam eder miyiz?)
  • “Hangi trendler normal koşullarda da anlamlı?” (Evde spor yapmaya devam edecek miyiz?)
  • “Kamu hangi düzenlemelerde kalıcı avantaj görüyor?” (Seyahatlerde belli bir kısıtlama kalıcı olacak mı?)

b) İş modelimiz pandemi sonrası dönem için dayanıklı mı?

Kalıcı olan değişimleri belirledikten sonra iş modelimizin bu değişimlerden ne kadar etkilendiğini sorgulamalıyız.

c) Pandemi dönemi sonrası yeni fırsatlar yakalayabilir miyiz?

Bugün oluşmuş fırsatlar ve bu dönem sonrası kalıcı değişimlerin etkisiyle ortaya çıkacak fırsatları ayrı sorgulamalıyız.

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.