Ronald Gerald Wayne: Asla pişman olmadım

O, Steve Jobs ve Steve Wozniak ile dünya devi Apple’ı kuran 3 kişiden biri. İlk Apple logosunu tasarladı. Eğer Apple’daki yüzde 10 hissesinden vazgeçmeseydi, bugün muhtemelen 35 milyar dolar civarındaki bir servetin sahibi olacaktı. Bu yüzden global medyada “dünyanın en şanssız adamı” yakıştırmaları yapılan Ronald Gerald Wayne, Pişman mısınız” sorusuna “Tek kelimeyle hayır” yanıtını veriyor.

ASLI SÖZBİLİR asozbilir@capital.com.tr

İşte budur, bir şirket kuracağız! Woz ve Jobs yüzde 45’er hisse alacak, Ron da kaderi değiştiren kişi olarak yüzde 10 hissedar olacak.”

Apple’ın kuruluşunu müjdeleyen bu coşku dolu sözler, 1976 yılında Ronald Gerald Wayne’in evinde Steve Jobs tarafından sarf edildi. Jobs’ın Ron diye bahsettiği bu kişi Apple’ın pek bilinmeyen üçüncü kurucu ortağı.

Peki Ronald G. Wayne kimdi? Jobs ve Wozniak onu neden bu sihirli girişimin ortağı yaptı? Hikaye, şöyle gelişti: Apple, 1976’da kurulduğunda Steve Jobs 21, Steve Wozniak 26 yaşındaydı. O dönem 42 yaşında olan Wayne ile Atari günlerinden tanışıyorlardı. Onlara göre Wayne, olgun kişiliği ve önceki iş deneyimleri nedeniyle ikisinin arasındaki anlaşmazlıkları çözecek ve hukuki prosedürleri yönetecek en uygun kişiydi. Hatta şirketin ilk orijinal logosunu da Wayne tasarladı. Ancak Jobs ve Wozniak o dönemde beş parasız gözü kara girişimcilerdi. Bankalar verdikleri kredilere malvarlığı olan Wayne’in kefil olmasını istiyordu. Bu da benzer kötü deneyimler yaşamış olan Wayne’in gözünü korkuttu. Ve şirketin kuruluşundan tam 12 gün sonra yüzde 10 hissesini 2 bin 300 dolar karşılığında Steve Jobs ve Steve Wozniak’a devretti.

85 yaşında emeklilik günlerini süren Wayne, bugün değeri 35 milyar dolara tekabül eden yüzde 10’luk Apple hissesini devrettiği için asla pişmanlık duymadığını söylüyor. Ve “Eğer kurumsallaşma süreci boyunca bu girişimin içerisinde kalsaydım, sonunda mezarlıktaki en zengin adam olurdum” diyor.

Ronald G. Wayne ile Apple fikrinin doğuş sürecini, doğum sancılarını ve Steve Jobs efsanesinin bilinmeyen yönlerini konuştuk:

Steve Jobs ile ne zaman ve nasıl tanıştınız?
Bir beyin avcısı aracılığıyla Atari’de baş tasarımcı ve ürün geliştirme mühendisi olarak çalışmaya başladım. Bu görevimde tüm Atari oyunlarının son ürün ve paket tasarımlarından sorumluydum. Bu da bana şirketin tüm oyun çevrimlerinin yaratıcılarıyla doğrudan temas imkanı sağlıyordu. Aynı dönemde Steve Jobs sürekli bir çalışan değildi, daha çok oyun tasarımı yapan bir danışman mühendisti. Bu görevi nedeniyle devamlı görüşüyorduk. Sonraki 3 yıl boyunca oldukça “sıkı fıkı” olduk. Öğle ve akşam yemekleri yiyip çok farklı konular üzerinde uzun sohbetler ettik.

Steve Jobs ve Steve Wozniak hakkındaki ilk izlenimleriniz neydi?
Atari’deki ilk yılımda Wozniak’la şahsen tanışmamıştım. Birinci yılımın ardından Jobs’ın Wozniak ile yaşadığı küçük bir sorunda yardımcı olmam istendiğinde onunla tanışma imkanım oldu. Mesele bir start up girişim olarak kurmayı planladıkları yeni bir şirketle ilgiliydi. O zamanlar onlar 20’lerinde, ben ise 40’lı yaşlardaydım. Önceki iş tecrübelerimden dolayı Jobs beni bir nevi mentor olarak görüyordu.

Jobs’ı her zaman ilginç buldum; hırslı, entelektüel, maceracı ve sürekli bir iş girişimine dönüştürebileceği şeylerin arayışında olan bir insan… Aklı çok hızlı çalışırdı ve öğrenmeye sürekli açtı. Ama fark ettiğim bir şey vardı ki Jobs, hiçbir somut nedeni olmadan bazı şeylere kafayı takardı. Ayrıca çok hızlı öğrenmesine rağmen sadece kendisine önemli gelen bilgileri haznesine alırdı. Geri kalan her şeyi göz ardı ederdi. Örneğin bir gün alüminyumun elektrik iletkeni olduğunu bilmediğini öğrendiğimde çok şaşırdığımı hatırlıyorum.

Nasıl Apple’ın üçüncü ortağı oldunuz?
Wozniak’a aralarındaki uzlaşmazlığı çözebilecek kişi olarak tanıştırılmıştım. Jobs ve Wozniak o zamanlar, dönemin yaygın kullanılan iş bilgisayarlarını kişisel kullanım aplikasyonları için kullanılacak aletlere dönüştürmeyi tutku haline getiren insanların kurduğu bir hobi kulübüne üyeydi. Fakat Steve Wozniak’ın yaratıcı dürtüleri, onu dev bir adım atmaya ve tam bir kişisel bilgisayar elektrik devresi tasarımı yapmaya yöneltti. Jobs da bunu yeni bir iş girişiminin temeli olarak gördü ve kelimenin tam anlamıyla bu fikrin üzerine atladı.

İşte Jobs ve Wozniak arasındaki anlaşmazlık tam o dönemde çıktı. Wozniak ki kendisi ticaret konusunda tam bir çaylaktı, yarattığı elektrik devresi tasarımını farklı ürün ve aplikasyonlarda kullanma hakkına sahip olmak istiyordu. Jobs da bu tasarımın tamamen yeni iş girişimine özel olması gerektiğini düşünüyordu. Wozniak’ı ikna etmem için benden yardım istedi. O akşam üçümüz dairemde buluştuk. Jobs’ın talebinin neden önemli olduğunu anlatarak Wozniak’ı incelikli bir argümanla ikna ettim. Ne kadar zeki ve yetenekli olsa da incelik ve diplomasi Jobs’ın en yüksek kabiliyetleri arasında yer almıyordu. Wozniak’ın ikna olduğunu anladığı anda Jobs sevinçten zıplayarak, “İşte budur, bir şirket kuracağız! Woz ve Jobs yüzde 45’er hisse alacak, Ron da kaderi değiştiren kişi olarak yüzde 10 hissedar olacak” dedi. Böylece Apple Computer Company kuruldu ve bu muazzam girişimdeki sınırlı payım başladı.

O dönemde Apple’ın harika bir iş fikri olduğunu düşünüyor muydunuz?
Bu, benim için oldukça açıktı. Wozniak’ın en başta ürettiği şey tam da “doğru zamanda doğru ürün”dü. Jobs ve Wozniak’ın birlikte ürettikleri şeyin kesinlikle başarılı olacağını biliyordum, ama hiç kimse şirketin bugünkü muazzam büyüklüğüne ulaşacağını düşünmemişti.

Apple’ın ilk günlerinden biraz bahseder misiniz? Organizasyonda günlük işleyiş nasıldı?
O günlerde geçimimizi sağladığımız resmi işlerimiz vardı. Bu gerçekten “başlangıcın da başlangıcıydı” ve tutkulu bir güdünün etkisindeki agresif bir hobiydi. Organizasyon derseniz, öyle bir şey yoktu. Herkes basitçe yetenekleri ve kapasitesi ölçüsünde o anda ne gerekiyorsa onu yapıyordu. Tabii girişimin içerisinde 12 gün kaldığımı akılda tutmanız gerek.

Apple günlerinizi anlatırken “Odadaki çocukların oyununa gözetmenlik yapan bir yetişkin gibiydim” diyorsunuz. Neden?
O dönemde ben 40’lı, onlar 20’li yaşlardaydı. Ve Jobs hem mühendislikte hem ürün geliştirme hem de ticari tarafta 20 yıldan fazla deneyimim olduğunu bildiği için bana oldukça bağlıydı. Geçmişte bir kez resmi olarak iş kurduğumu da biliyordu. Ne yazık ki bilmediği kariyerim boyunca hep berbat bir iş adamı olduğumdu.

Apple’ı kurduktan 12 gün sonra şirketteki yüzde 10 hissenizi sattınız. Neden?
Öncelikle şunu açıklığa kavuşturayım, klasik anlamda hisse satmadım, adımı kontrattan sildirdim. Sonra da sanırım Jobs kanuni olarak en iyi olanın bana biraz para göndermek olduğuna karar verdi. Hatırladığım kadarıyla 800 dolardı. Çok daha sonra Apple şirketi kurulurken bir avukat bana Apple’daki tüm haklarımdan vazgeçtiğimi belirten bir form gönderdi. Yanında da 1.500 dolarlık bir çek vardı. Apple’dan kendi isteğimle ayrıldım, bundan hiç pişman olmadım ve bunu yapmam için en az 5 iyi neden vardı; bu nedenler bugün de geçerli.

Bu nedenler neler?
Size birkaçını söyleyeyim. Öncelikle mesuliyet konusu var. Apple’dan birkaç yıl önce iş bilmezliğim yüzünden şirketim batmıştı. Başka insanlar benim hatalarım yüzünden acı çekmesin diye o şirketin her hissesini sattığım fiyattan geri aldım ve borçlarımı kuruşu kuruşuna ödedim. Tüm bunlar 1,5 yıl sürdü ve çok sıkıntılı oldu. Bu tecrübeyi arkamda bırakmak da kolay değildi. Apple kurulduğu zaman Steve Jobs ne yapması gerekiyorsa onu yaptı ve Wozniak’ın yarattığı bilgisayardan 50 tane isteyen bir mağaza buldu. Sonra da gene yapması gerekeni yapıp ürünleri üretmek için 15 bin dolar borç aldı. Benim bakış açımla bu, iki sorun yaratıyordu: Öncelikle birinden ürünleri sipariş eden mağaza olan Bite Shop’un borçlarını ödemek konusunda sıkıntılı olduğunu duydum. Bu da ikinci problemi gün ışığına çıkardı, eğer alacağımızı alamazsak sonra ne olacak? İşimizin adı “Apple Bilgisayar Şirketi”ydi, anonim şirket değildik. Eğer iş kötüye giderse aldığımız borcu nasıl geri ödeyecektik? Hepimizin sorumluluğu eşit olacaktı ve Jobs’ın da Wozniak’ın da toplasan beş kuruşu yoktu. Benim ise bir evim, bir arabam ve bir banka hesabım vardı ve bunlar elimden gidebilirdi.

Ama bunun da ötesindeki sorun Jobs ve benim aramızdaki psikolojik uyumsuzluktu.

Öncelikle Apple I için bir kullanım kılavuzu hazırlarken doğal olarak devrenin şema diyagramlarını kullandım. Diyagramdaki her parça sadece kendi özellikleriyle değil “Referans İşareti” adı verilen ve parçanın devredeki yerini gösteren rakamlarla da belirleniyordu. Jobs diyagramı gördüğünde bu rakamların ne olduğunu sordu ve ben de açıklamaya çalıştım. Cevabı “Onları sil” oldu. Dediğini yapsam da hayatı boyunca hiç teknik diyagram çizmemiş birinin bu işi 20 yıldan fazladır yapan bana işimi nasıl yapacağımı söylemesi hiç hoşuma gitmemişti. Bu, başıma gelebileceklerin bir habercisi gibiydi. Aslında çok önemli bir sorun daha vardı.

Ronald Gerald Wayne
Ronald Gerald Wayne

Neydi bu sorun?
Hayatımın sonuna kadar yapmayı düşündüğüm meslekle alakalıydı. Öncelikle Jobs ve Wozniak hakkında neler düşündüğümü anlayın, teknoloji sektörünün devlerinin gölgesindeydim. Bu da bir ürün geliştirici olarak benim Apple ismi altında hiçbir zaman kendi projem olamayacağı anlamına geliyordu. Daha da kötüsü Jobs, sık sık Atari’de yarattığım çok verimli dokümantasyon sisteminden nasıl etkilendiğini söylerdi. Ama bunu söylemesi beni şu sonuca götürdü. Jobs’ın aklında benim için olan, Apple’ın dokümantasyon departmanını kurmak ve yönetmekti. Ama doğrusu hayatımın o döneminde yapmak istediğim son şey hayatımın sonuna kadar 24 saat evraklarla boğuşmaktı. Başka problemler de vardı ama onlar bunlar kadar önemli değildi.

Zaman içerisinde Apple büyürken hiç fikrinizi değiştirip Jobs veya Wozniak ile tekrar buluştunuz mu?
1976’daki maceramızı takip eden on yıllar boyunca Steve Jobs ile 3 kez buluştum. Her seferinde bana artık tanınır hale gelen şirketinde iş önerdi. Her defasında kibarca reddettim. Ayrıca Steve Wozniak’la da birçok kez dostça karşılaşmamız oldu. Sonrasında zaten “Bir Apple Kurucusunun Maceraları” (Adventures of an Apple Founder) adlı otobiyografik kitabıma çok etkileyici bir önsöz yazma cömertliğinde bulundu. Steve Jobs ise bu kitap için tek bir söz bile sarf etmeyi reddetti.

Apple tecrübesinden sonra ne yaptınız?
Geçtiğimiz 40 yıl sadece hayatımı istediğim gibi yaşadım.

Eğer Apple’daki yüzde 10 hissenizden vazgeçmeseydiniz bugün değeri 35 milyar dolar civarında olacaktı. Bu yüzden medyada sizin için “Dünyadaki en şanssız adam” yorumları yapılıyor. Sizin de benzer şekilde hissettiğiniz zamanlar oldu mu? Buna olabildiğince basit bir yanıt vermeye çalışacağım. Bu çıkarım sadece “gülünç” olarak tanımlanabilir. Zaten şu anda ne ben ilk baştaki yüzde 10’u ne de Jobs ve Wozniak yüzde 45’er payı ellerinde tutabilirdi. Sadece şirketi resmen kurmak bu yüzdeleri anında yarıya indirdi.

Sonra da her kurumsal varlığın başına geldiği gibi Apple’ın tüm evrimi hisse sahipliklerini küçülttü. Sonunda öyle bir noktaya gelindi ki Jobs ve Wozniak tüm güçlerini kaybetti ve hakimiyet yönetim kuruluna geçti. Hatta süreç Jobs’ı istifaya sürükledi. Bugün bile Wozniak’ın kendisi milyarder değil. Daha basit şekilde anlatmam gerekirse en başından şunu biliyordum; “Eğer kurumsallaşma süreci boyunca bu girişimin içerisinde kalsaydım, sonunda mezarlıktaki en zengin adam olurdum.”

Apple deneyiminizle ilgili herhangi bir pişmanlığınız var mı?
Tek kelimeyle hayır. Sizce global olarak Apple’ı bu kadar büyük yapan nedir? Samimi görüşüme göre Apple’ın gelişimi; Steve Jobs’ın dinamik girişimciliği ile Wozniak’ın yaratıcı dehası ve onu takip eden ürün geliştirme ekibinin hayal gücünün birleşmesinin sonucudur. Tabii onlardan sonraki yetenekli yönetim ekibini de görmezden gelemeyiz.

Şu anda hangi Apple ürünlerini kullanıyorsunuz?
Belki şaşırabilirsiniz ama hiçbir zaman bir Apple ürününe sahip olmadım. Aslında şu an kullandığım teknolojiler aslında 20 yıl öncesine ait. Gerçek şu ki hayatımın kapanış döneminde varoluş kaliteme katkıda bulunacak şeylerin pek azını teknoloji dünyasında buluyorum.

APPLE’DAN NE KADAR KAZANDINIZ?
“Önce 800 dolar aldım. Ardından Apple’daki tüm haklarımdan vazgeçtiğim bir formu doldurduktan sonra 1.500 dolarlık bir çek gönderildi.”

“İYİ ADAMLAR OYUN KAZANAMAZ”
KARMAŞIK KARAKTER
Steve Jobs ile çalışanlar, onu bugün sevimsiz bir figür olarak anlatıyor. Ben sadece Jobs’ın dinamik kişiliğini yansıtan tavırlara sahip çok karmaşık bir adam olduğunu söyleyebilirim. Steve Wozniak’ın tersine Jobs’ın hiçbir zaman hayattan gerçekten keyif aldığını sanmıyorum. Bana hep, kendisi için koyduğu hedefleri başarmayı kafaya takmış bir adam gibi gelirdi.

APPLE İMPARATORLUĞU Jobs, nerede durduğunu ve nerede olmak istediğini çok iyi bilirdi. Ve eğer kafanızda ayak izlerini görmek istemiyorsanız bu iki nokta arasında asla bulunmak istemezdiniz. Bu biraz zalim bir yorum gibi görünebilir. Ama gerçekte o böyle bir kişiliğe sahip olmasaydı bugün gördüğümüz Apple imparatorluğunun temelleri atılamazdı. Amerikan beysbol oyuncusu olan Yogi Berra’nın çok meşhur bir sözü vardır: “İyi adamlar top oyunlarını kazanamaz.”

“JOBS VE WOZNIAK KARŞITLIĞI EFSANEYİ YARATTI”
BİRİ HAVAİ, BİRİ HIRSLI
Şahsi gözlemime göre bu çarpan etkisi yapan bir birliktelikti. Dinamiklerle harekete geçen Jobs sürekli kârlı bir girişime dönüştüreceği bir şey peşindeydi. Wozniak ise tam tersine eğlenceyi seven, havai bir yaratıcıydı. Wozniak geçmişte de bugün de hep kendisine mutluluk veren, onu eğlendiren şeyleri yaptı. Aslında ikisi arasındaki psikolojik farklılıklar ikisinin de faydasına oldu.

İKİ ELİN SESİ Hayatta her ikisinin de bugüne dek inşa ettikleri anıtsal başarıların büyük oranda aralarında tesis ettikleri ortaklıktan kaynaklandığını rahatça söyleyebilirim. İkisi de tek başına başarılı olabilecek kapasitedeydi; ama hiçbiri Apple’ın doğuşuyla onlara atfedilen muazzam başarıya erişemezdi.

LOGOYU TASARLARKEN AKLINDAN NELER GEÇTİ?
“HAYAL GÜCÜMÜ GÜÇLENDİRDİ”
En başından beri Wozniak’ın tanıdığım en neşeli ve havai insanlardan biri olduğunu anlamıştım. Onunla iletişimim, hayal gücümü daha da güçlendirdi. O dönemde çizdiğim şeyin 20’nci yüzyıldan ziyade 19’uncu yüzyıla ait bir tasarım olduğunu biliyordum.

YALNIZ YOLCULUK YAPAN ZİHİN
Yine de Apple’ın kuruluşuna dair etrafımda olan bitenlere referanslarla dolu alegorik bir logo çizme arzuma karşı koyamadım. Logoda Newton ve Apple açıkça göze çarpıyordu. Ve bir de ünlü Wordsworth sonesinin kapanış cümlesi vardı: “Her daim düşüncenin garip denizlerinde yalnız yolculuk yapan bir zihin.”

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.