3 Unicorn’u nasıl yarattı?


Zia Chishti, start up dünyasının dahi yeteneklerinden biri. Bugüne kadar hayata geçirdiği üç girişim de 1 milyar dolarlık değerlemeye ulaşarak “unicorn” olmayı başardı. Chishti, şimdilerde son girişimi Afiniti’yi 1,6 milyar dolarlık değerlemeden 10 milyar dolara taşımak için çalışıyor. Unicorn yaratmada formülünü ise şöyle açıklıyor: “Eğer güçlü bir takımınız varsa, fikriniz zayıf olsa bile onu geliştirebilirsiniz, her şeyi yapabilirsiniz.”

HANDE YAVUZ ÇALIK
hyavuz@capital.com.tr

Zia Chishti

Zia Chishti

Zia Chishti, Amerikalı bir baba ve Pakistanlı bir annenin çocuğu olarak Amerika’da dünyaya geldi. Ancak babasının vefatı üzerine annesi onu henüz 2 yaşındayken alıp Pakistan’a götürdü. Çocukluğunu Pakistan’da geçirdikten sonra yüksek eğitimini Amerika’da aldı. Her iki kültürü de yakından tanımak ise onun hayatına bambaşka bir boyut kazandırdı. Girişimciliğe adım attığında Pakistan’ı hem pazar hem insan kaynağı gücüyle işinin merkezine koydu. Çok kültürlü bakış açısı ve girişimcilik yeteneğini birleştirmesiyle de son yıllarda girişimcilik dünyasının en dikkat çeken performanslarından birini sergiledi. Kurucusu olduğu 3 şirket, 1’er milyar dolarlık değere ulaşmayı başardı. Bu büyük başarı karşısında işin sırrını kurduğu takımla açıklayan Chishti, “Stratejinizi geliştirmenin en kritik aşaması, etrafınızda kimlerin olduğunu bilmek. Eğer güçlü bir takımınız varsa fikriniz zayıf olsa bile onu geliştirebilirsiniz, her şeyi yapabilirsiniz. İnsan yeteneğini bulmak unicorn şirketi kurabilmenin anahtar noktası” diyor. Son girişimi büyük veri ve yapay zeka girişimi Afiniti ile şu anda 1,6 milyar dolarlık değer yaratan Chishti, yakın zamanda bu girişimi 10 milyar dolarlık bir değere ulaştırmayı hedefliyor. Kısa bir süre önce operasyona başladığı Türkiye pazarından da oldukça umutlu. Afiniti Kurucusu Zia Chishti ile girişimcilik hikayesini, milyar dolarlık şirket yaratma sırlarını ve gelecek hedeflerini konuştuk:

Amerika’da doğup Pakistan’da büyüdünüz. Bu sizin iş hayatınızı nasıl etkiledi?
Babam Amerikalı, annem Pakistanlıydı. Babam, ben 2 yaşındayken öldüğü için Pakistan’a yerleştik. 15 yaşına kadar da orada yaşadım. Amerika’ya dönmek istememiştim. Ancak annem beni ikna etmeyi başardı. Columbia Üniversitesi’nde ekonomi ve bilgisayar bilimleri bölümünü dereceyle bitirdim. Tüm bunlar dünya görüşümü çok etkiledi. Hem Pakistan’da yaşamak hem Amerika’da olmak bana farklı kültürlerle bir arada olmayı öğretti. Girişimcilik yolculuğumda, farklı kültürleri tanımanın bana çok şey kattığına da inanıyorum.

Eğer yarattığımız şirketlere bakacak olursanız, globalde 30 bin çalışanımız var. Bunun 7 bin 500’ü Pakistan’da… Özellikle Pakistan’da çok motive ve yetenekli çalışanlarımız var, şirkette de çok önemli rollere sahipler. Her ne kadar çoğu insan bu bölgeyi riskli görse de ben burada gerçekten çok önemli bir yetenek havuzunun olduğunu düşünüyorum.

Operasyonlarınızın önemli bir bölümünün Pakistan’da olmasının en önemli nedeni yarı Pakistanlı oluşunuz mu?
Evet, kişisel nedenlerle Pakistan’da iş yapıyorum. Amacım, Pakistan’daki hayatı ve iş imkanını daha refah bir seviyeye çekmek. Pakistan’ın tam olarak anlaşılamadığını düşünüyorum. Terör ve ekonomi açısından çok negatif bir imaja sahip. Gerçek durum bence böyle değil. İnsanlar bunu anlayamadığı ve benim gibi insanlar da anladığı için burada iş yapmanın avantajını yaşayabiliyorum. Düşük operasyon maliyeti ile yetenekli iş gücüne sahibim. Hindistan ve Vietnam gibi yerlerde de elbette bu avantajı yakalayabilirsiniz ama dediğim gibi Pakistan’ın benim için yeri ayrı… Dilini ve kültürünü biliyorum. Bu ülkenin nüfusu 200 milyon. Zannedilenin aksine çok büyük bir ekonomik güce sahip. Zaten annem de hala orada yaşıyor.

İlk şirketinizi kurmaya nasıl karar verdiniz?
İlk işimi, 1997’de tıp alanındaki teknolojiler üzerine kurmuştum. İsmi Align Technology idi. 2001’de şirketin piyasa değeri 1 milyar dolara yükseldi. 2016 sonunda ise 20 milyar dolara çıktı. Align’ı kurduğumda tüm yatırımcılar, son tüketiciye yönelik web çözümlerine odaklanmıştı. 11 Eylül 2001’de ikiz kulelerin terör saldırısında şirketin hisseleri 20 dolarken, 15 Eylül’de 1,20 dolara düştü. Amerikalılar, Pakistan ile Afganistan arasında fark göz etmedi, şirketin Pakistan’daki operasyonlarından ötürü değeri düştü. Bu noktadan sonra ben bu şirketten ayrıldım. Daha sonra şirket yaşamaya devam etti. Ve 2002 yılında TRG’yi (The Resource Group) hayata geçirdim.

TRG’den bahseder misiniz? Odağında hangi konular var?
TRG bir girişim sermayesi şirketi. Amerika ve Avrupa odaklı faaliyet gösteriyor. Çok insani ve bilgi akışının olduğu iş süreçlerini takip eden teknolojilerle ilgileniyor. Sigorta sektöründen dijital pazarlama çözümlerine kadar geniş bir yelpazede hizmet veriyor.

TRG’nin ardından Afiniti’yi kurdunuz… Afiniti’nin hikayesi nasıl başladı?
TRG şirketimiz, çok iyi çalışmayan bir çağrı merkezi şirketini satın aldı. “Gelirleri artırmak için bu alanda ne yapabiliriz” diye düşünmeye başladık. Çağrı akışının organize olmayışı dikkatimizi çekti. Müşterinin daha önce yaşadığı problem veya deneyim gözetilmeksizin herkese aynı yerden hizmet veriliyordu. Bu problemi çözebilmek ve kişiye özel hizmet sağlayabilmek adına yapay zeka teknolojisinden yararlanmaya başladık. Sonra bu teknolojinin pazarlama ve satış departmanlarına da uygulanabileceğini keşfettik. Afiniti ile 2009’da birleştik. Bugün dünyada 150’den fazla proje üzerinde çalışıyoruz. Bizim sunduğumuz değer çok açık. Biz onlara yazılım hizmeti satmıyoruz, kâr satıyoruz. Yani bizim sistemimizle elde ettiği kârdan pay istiyoruz.

Afiniti yapay zekaya odaklı… Yapay zekanın geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Yapay zeka için korkutucu senaryolar mevcut. Robotlar dünyayı ele geçirecek deniliyor. Ancak bence böyle olmayacak. Robotlar hayatı çok daha pratik hale getirecek. Bilgiyi ekonomik olarak en verimli şekilde kullanmamızı sağlayacaklar.

Girişimcilik kariyerinizde 3 tane 1 milyar doların üzerinde değerlemeye ulaşan şirket yarattınız. Bunu nasıl başardınız? Formülünüz nedir?
Bence en önemli şey kurduğunuz takım. Stratejinizi geliştirmenin en kritik aşaması etrafınızda kimlerin olduğunu bilmek. Eğer güçlü bir takımınız varsa fikriniz zayıf olsa bile onu geliştirebilirsiniz, her şeyi yapabilirsiniz. İnsan yeteneğini bulmak unicorn şirketi kurabilmenin anahtar noktası. Artık benim için bu yeteneği bulmak daha da kolaylaştı. Bulduğum insanlara gerçekten mücadele edebilecekleri ve başarılı olacakları misyonu veriyorum.

Bir noktada yardım aldınız mı?
Ben çok şanslı biriyim. Etrafımda çok insan var. Ancak benim için baba gibi olan Pepsico’nun başkan yardımcılarından Dr. Peter Hans Rudolf Riepenhausen’in ayrı bir önemi var. Ondan çok şey öğrendim. Bir şirketin organizasyonel yeteneklerini nasıl geliştireceğimi, insanları nasıl motive edeceğimi ondan aldığım yardımlarla öğrendim.

Afiniti’yi gelecekte nerede görmek istiyorsunuz?
Çok kısa bir süre sonra halka açılıyoruz. Amacımız bugün 1,6 milyar dolar olan şirket değerini 10 milyar dolara çıkarmak. 18 ülkede faaliyet gösteriyoruz. Türkiye’de de yeni operasyonlara başladık.

Neden Türkiye’de olmayı seçtiniz?
Türkiye dünyadaki en önemli ekonomilerden biri. Bir ölçeği var. Bizim hizmet verdiğimiz sektörler Türkiye’de çok gelişmiş durumda. Bu nedenle bizim için çok önemli.

“AMAÇ SADECE KÂR OLMAMALI”
“Start up’ların yaptığı hatalara gelince… Birincisi, insanları anlayamıyorlar. Yaptığınız işte kimseyi ikna edemiyorsanız başarılı olamazsınız. Ürününü müşterisiyle buluşturamayanlar da yol alamaz. Girişimlerin çoğu bu unsurların farkında değil. Birçok girişimci daha fazla para için çalışır. Amaç sadece kâr olmamalı. Eğer değer zincirinizin yeterince anlamlı bir misyonu yoksa bir noktada şirket çöküşe gider.”

ÖMER AKKENTLİ
AFINITI TÜRKİYE GENEL MÜDÜRÜ
“450 BİN MÜŞTERİ TEMSİLCİSİYLE ÇALIŞIYORUZ”
NE YAPIYORLAR? Afiniti Türkiye’nin genel müdürü olarak, yerel operasyonlardan ve müşteri ilişkilerinden sorumluyum. Lale Can, Afiniti Türkiye’de iş geliştirme direktörü. Afiniti’nin Türkiye’de yeni müşterilerle tanışmasından ve onlarla olan ilişkilerimizin yönetimi ile süreç gelişimi takibinden sorumlu. Afiniti büyük veri ve yapay zeka şirketi. Uzmanlık alanımız, çalışanlarla en iyi sonuç alabilecekleri işleri eşleştirmek diyebiliriz. Şimdilik odağımız çağrı merkezleri, çünkü doğru müşteriyle doğru müşteri temsilcilerini eşleştirerek satış-başarı oranını ciddi derecede artırabiliyoruz.

NE SAĞLIYOR? Bunu da şirket bazlı davranışsal eşleştirme denilen yöntemle yapıyoruz. Bu yöntem, müşteri temsilcilerinin kendilerine benzer davranışsal özellikleri olan müşterilerle satış yapma ihtimalinin daha yüksek olması ilkesine dayalı. Yani birbirini seven iki kişi konuşunca satış ihtimali artıyor ve bu da şirketlere sadece kendi datalarını daha verimli kullanarak, hiçbir operasyonel değişiklik yapmadan ortalama yüzde 5 civarı satış artışı sağlıyor.

NE ZAMAN ÜCRET ALMIYOR? Bu demek oluyor ki eğer şirketler üzerinde pozitif bir performans farkı yaratmazsak hiçbir ücret almıyoruz. Bu sebeple biz kendimizi dış kaynak şirketinden ziyade bir çözüm ortağı olarak görüyoruz, bir çeşit ‘partnership’ diyebiliriz. Kendimizi çözüm ortağı olarak gördüğümüz için şirketlere yaptığımız yatırımı da Afiniti tamamen karşılıyor. Çalıştığımız şirketlerden istediğimiz tek şey bize biraz zaman ayırmaları.

AFINITI NEREYE ULAŞIR?
“1,6 milyar dolar olan şirket değerini 10 milyar dolara çıkarmak istiyoruz.”

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.