Evrene pozitif enerji göndermek


Ülkemizi bir girişimcilik merkezi haline getirmek istiyorsak tüm oyuncularla bu alana odaklanmalıyız. Üniversiteler, devlet, şirketler, dernek ve vakıflar, bir bütün olarak hareket etmeli.

Burak BÜYÜKDEMİR burak@etohum.com

Ülkelerin yüksek yetenekleri kendilerine çekme konusunda rekabeti, her geçen gün artıyor. Herkes huzur ve mutluluk bulacağı yeri seçmeye çalışıyor. Her ülkenin öncelikleri geleceğini şekillendiriyor. Sizin gündeminiz neyse geleceğinizden fazlasını beklemek oldukça iyimserlik olur. Yılın çoğunu futbol konuşarak geçiren bir ülkeden yeni bir gezegen sistemini bulmasını beklememiz hata olur. Eğitim sistemine yatırım yapmayan bir ülkenin gençliği yapay zeka konusu yerine yapay gündemlerle ilgilenebilir.

Hepimiz gelişmiş ülkeler seviyesine yükselmiş olmak, teknolojik gelişmelerde önde olmak istiyoruz. O zaman bu konuyu öne koymak zorundayız. Bu ana hedefe ulaşmak için kaynaklarımızı organize etmemiz ve planlamamızı yapmamız gerekiyor.

Ülkeler yetenekleri kendilerine çekmek için düzgün yaşam koşulları ve mutlu bir gelecek hayali veriyor. Fransa, Almanya, İngiltere, Estonya ve diğer Avrupa ülkeleri, dünyanın bilim adamlarını ve girişimcilerini ülkelerine yaşamaları için davet ediyor. Bununla ilgili olarak uzun vadeli planlarını yapıyorlar. Bu gelişmelerin kısa vadede hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini söylemek lazım. Uzun vadeli sonuçları ise bunları yapmayan ülkeler için yetişmeleri bile mümkün olmayan bir boşluk oluşturacağını görmeliyiz. 10 yıl sonra aynısını yapmaya çalışsak bile yetişmek mümkün olmayacak.

Eğer vergi sistemini ve bürokrasiyi azaltmazsa girişimcilerin hiçbiri Fransa’ya gitmez, şirketini burada kurmaz.

Türkiye olarak son 10 yılda çok yol aldık. Özellikle girişimciliğin herkesin gündemine taşınmış olması en büyük adımlardan biri. Her banka artık bir hızlandırma programı açıyor. Her üniversitenin bir kuluçka merkezi, girişimcilik eğitimi ve başarı hikayeleri falan var. Bu çok önemli bir adım, ancak tehlikeli. Çünkü moda gibi yayılıyor, şirketlerin gündemleri değiştiğinde ‘girişimcilik’ konusu bir gün içinde bütçelerden çıkacak.

Şirketler, girişimciliğin artık işlerinin bir parçası haline geldiğini tam anlamıyor. Rakipleri yaptığı için herhangi bir amaç olmadan, sonuçlarını bilmeden, herkes aynı şablonu kopyalıyor.

Ar-Ge ve inovasyon kavramlarıyla girişimciliği karıştırıyorlar. Şirketlerin girişimcilikle ilgili yıl sonu performans hedefleri olarak gidilen etkinlik sayısı, sosyal medya için girişimcilerle çekilmiş fotoğraf sayısı olduğundan şüphelerim var.

Bürokrasi ve Ankara’daki yöneticiler, aslında konunun çok önemli olduğunu anladı. Hatta bununla ilgili kararlar alınmaya başlandı; ancak bir ileri, iki geri şeklinde bir tempoyla gidiyoruz. Ülkemizi bir girişimcilik merkezi haline getirmek istiyorsak, tüm oyuncularla bu alana odaklanmak gerekiyor. Üniversiteler, devlet, şirketler, dernek ve vakıflar bir bütün olarak hareket etmek gerekiyor.

Farklı yönlere giden vektörlerin toplamı o kadar küçük oluyor. Sonra bize sadece inovasyon dedikodusu yapmak kalıyor. Yeni çıkan bir telefonun harika teknik özelliklerini konuşmak, başka bir ülkeye göçmüş bir Türk girişimcinin yine başka bir ülke şirketi olarak yaptığı başarıları birbirimize anlatmakla geçiyor hayatımız. Hala geç kalmış değiliz. Evrene pozitif enerji göndererek her şeyin düzeleceğini umut edebiliriz.

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.